Katılmak ve Susmak Zorunda Değilsin!

Hepimiz, her şeyi bilir olduk. Her konuya dair bir fikrimiz, her söze bir ilavemiz, her soruya bir cevabımız var.

Bilmeyi, tanımayı, algılamayı, anlamayı, öğrenci olmayı, beslenmeyi, yenilenmeyi ihtiyaç olarak görmez olduk. İnşa etmeyi, tamir etmeyi, tamamlamayı gündemimize almaz olduk. Başka fikirleri, başkalarının deneyimlerini önemsemez olduk.

İhtiyaç duyduğumuz, önemsediğimiz anlarda da bunları nasıl yapacağımızı bilemez olduk.

Bir konferans, seminer ya da derste el kaldırarak ya da ayağa kalkarak konuşan/anlatan kişiye itiraz eden, meydan okuyan hatta ders veren insanlara sıklıkla rast gelmişizdir.

“Kusura bakmayın ama…” “Düzeltmek zorundayım…” “Ben sizin gibi düşünmüyorum.”

Hatta öyle olur ki, daha konuşmanın/dersin başında gelir bu itirazlar. Anlatmak istediğinizi anlatamadan, ne demek istediğinizi anlatmaya başlarsınız. Konuyu açıklayamadan muhatabın itirazlarını, sorularını cevaplamaya başlarsınız.

Bu yaklaşımın altında birçok psikolojik ve sosyolojik neden bulunabilir. Ancak benim tecrübelerim gösteriyor ki insan yalnızca dinleyici olmaya yatkın değil. Maddi şeyler hariç, yalnızca alan taraf olmaya razı değil.

Oysa verilen her şeyi almak, anlatılan her şeye katılmak, söylenen her sözü dikkate almak zorunda değiliz. Ancak bir zorunluluk varmış gibi bir refleks geliştiriyoruz.

Anlatılan her şeyi kabul etmek, verilen her şeyi almak zorunda olmadığımız gerçeğini göz ardı ederek yaşıyoruz. Her şeyi düzeltmek, herkese had bildirmek, her şeye laf atmak, her söze ilave yapmak zorunda olmadığımızı göz ardı ederek yaşıyoruz.

Oysa insan her şeyi kabullenmek, almak zorunda değil.

İnsan, daha konuşmanın/dersin başında itiraz etmeye başladığında, öğrenme/alma fırsatının kapılarını kendine kapatmış oluyor. Bu kapının kapatılması aynı zamanda insanın, kısa süreliğine de olsa bir başkasının olumlu bakış açışına kendini bırakmasına engel olması demek.

Adeta melteme, güneşe, temiz havaya penceresini kapatması demek.

Peşinen kapının, pencerenin kapatılması ise içerideki ile yetinmeye devam etmek anlamına geliyor. Kendi bakış açısıyla uyuşma ihtimali olanı daha baştan reddetmek anlamına geliyor.

Öğrenmeye, gelişmeye, değişmeye baştan kapısını kapatmak anlamına geliyor.

İnsan, öncelikle dinlemesini bilmeli. Saygı göstermeli, fırsat vermeli…

Anlatılanı, söyleneni, verileni dinledikten sonra makul bir zeminde irdeleyip kendi süzgecinden geçirmeli. Süzgece takılanı kaldırıp atmalı, süzgeçten geçip kabına düşeni ise alıp evine götürmeli. Sahiplenmeli… Gerektiği kadarını, beğendiği kadarını, eksiği kadarını…

Elbette tam bir uyuşmanın olmaması bir ihtimal. Kabul edilemez bir şey/bilgi ile karşı karşıya kalmak da muhtemel.

Bütün saygı kurallarına ve dinleme adabına rağmen sessiz kalmanın, tepkisiz kalmanın mümkün olmadığı durumlarla/kişilerle karşı karşıya kalmak çok muhtemel.

Böyle durumlarda çıkıp cesurca fikrini söylemek, itiraz etmek hatta haykırmak da en büyük erdem. Tıpkı Filistin’de yaşanan insanlık dramına, soykırıma sessiz kalmayanlar gibi…

Sosyal medyada süslü protesto cümleleri kurmak, salonlarda kendi mahallesinin insanlarına coşku dolu konuşmalar yapmak ya da omzuna Filistin atkısı alıp sahnede slogan atmak yerine duyarsız, sorumsuz hatta işbirlikçi insanların karşısına geçip cesurca haykıranlar gibi… Statları “Filistin!” diye inleten on binler gibi… Kürsüde, kırmızı halıda, ekranda Filistin’e destek olanlar gibi…

Filistin’de soykırım ve insanlık dramı devam ediyor. “Dünya izliyor.” diyemeyeceğim. Cesur ve güçlü itirazların sahipleri Müslüman olmayanlar… Onlar tepki vermeye, Müslümanlar ise izlemeye devam ediyor. Cılız sesler de başka seslerin arasında kaybolup gidiyor. Ne etkili bir tepki var ne de boykot…

Var olan tepkiler ve boykot çağrıları da kimseyi rahatsız etmiyor. Çünkü bu tepkilerin ve çağrıların sahipleri de rahatını hiç bozmuyor. Hayatlarımızda hiçbir şey değişmiyor ki Gazze’de, Filistin’de bir şeyler değişsin.

13.03. 2024

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İdris Koç --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hamle Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hamle Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hamle Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hamle Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.