İnsana Özgü Tek İbadet: Oruç

31 Mart 2024 Yerel Yönetim Seçimleri, Ramazan ayının 21. günü yapılıyor ve böylece sanırım tarihte bir ilk gerçekleşmiş oluyor. Seçimden 9 gün sonra da inşallah Ramazan bayramı. Bakalım bu yıl kim çifte bayram yapacak? Çifte bayramdan önce temennimiz, mübarek Ramazan bereketi ve füyûzatının demokrasimize de yansıması ve başta bu seçim günleri olmak üzere bütün seçim dönemlerinin barış ve kardeşlik içinde ve “demokrasi bayramı” olarak idrak edilmesidir.

HATIRALARIMDA RAMAZAN

Bilinçli olarak yaşadığım ilk Ramazan ayını hatırlamıyorum… İlk Ramazanlar biraz dumanlı. O günlerden hatırladıklarım kış Ramazanı olduğu ve ocaktaki küllerin arasında sahurdan kalma böreğe sabah rahmetli kardeşim Adem ile dalmamız.

Ailemiz gece sahur yapar (Biz o zamanlar “süfür” derdik.) ve sahurda tok tutsun diye yufka böreği yapılırdı. Kış olduğu için börek tepsisinde biz iki çocuğa bırakılan börek, közlü duran ocağın (Sonra bu ocağa “şömine” dendiğini öğrendik.) külünün üstünde bizim uyanmamızı beklerdi.

Hatırladığım ilk Ramazan ayları kış Ramazan’ı idi. İkinci kış Ramazan’ını 1990 ortalarında yaşadım. Bu sene yaşadığım ve Allah ömür verirse yaşayacağım üçüncü (belki de son) kış Ramazan’ı günlerimi yaşıyorum. Yaş geldi 68’e… Yetmişe dayandık… Dördüncü kış Ramazan’ını göremem artık.

Köyde yaşadığımız yıllarda biz çocukların görevi, iftar topunun atılmasını takip idi. İftar vakti yaklaştığında, hayatın trabzanına dayanır, Turgutlu’da patlayacak iftar topunu beklerdik. Görüntünün sesten hızlı gittiğini o yaşlarda keşfetmiştik. Top atılan yerden önce bir duman yükselir; birkaç saniye sonra “paaat” diye bir ses çıkardı; “gümmm” diye değil. Ben dumanı önce görmemiz ve sesi daha sonra duymamızın sebebini merak eder, rahmetli babama bunun niye böyle olduğunu sorardım. Sanırım o da askerlikte öğretilen bir bilgi olarak “Çok hızlı görürüz ama biraz geç duyarız” demişti. Bunun bir fizik kanunu olduğunu yıllar yıllar sonra öğrenecektik.

ORUÇ İBADETİNİN AYRICALIĞI

Ramazan ayı ve oruç ibadetiyle ilgili bilgileri önce aileden taklidî olarak öğrendik. Yani herkes gibi önce “kültürel Müslüman” olduk. Yaş ilerledikçe bu taklîdi gelenek devam etti ve lise yıllarımızda başka dinî hususlar gibi oruç konusunu da tekrar tekrar süzgeçten geçirdik. Mesele sadece mideyi boş tutmak mıydı? Mide boş olursa ne oluyordu? Allah’ın adını zikretmek için ibadet etmek, kelime-i şehadeti söylemek, onun adına kurban kesmek ve hacca gitmek kendi içinde makul birer ibadet iken, aç kalarak bedenine acı çektirerek ibadet etmek de ne oluyordu? Çok tekrarlanan “aç kalarak açların halini anlamayı” mı sağlıyordu? Allah’ın buna ihtiyacı var mıydı? Yani yarattığı kulu aç ve susuz kalıp acı çekmesi, Allah’a mı ulaşıyordu?

Birçok soru…

Soru içinde soru…

Belli bir bilince ulaşınca da Allah’ın bizim aç kalmamıza hiç ihtiyacı olmadığını ama kulun aç kalmasının da kul için bir ibadet olduğu bilgi seviyesine ulaşıyor insan. Öyle ya, insanın toplumla ve tabiatle ilişkisinin temelinde biyolojik ihtiyaçlar söz konusu. Sadece insanlar için değil, bitkiler ve hayvanlar için de aynı biyolojik ihtiyaç var ama onlar hiç açlıkla imtihan edilmiyorlar; edilemezler… Çünkü hayatları sona erer.

Yunus Emre’nin biz normal insanlarla paylaştığı sırra göre, bitkiler de Allah’ı zikrederler ama onlarda insana ait özellikler olmadığı için kurban kesip hacca gidemezler. Bitkiler aç ve susuz kalmayı becerebilirler mi?

HAYIR!...

Bitkiler ve hayvanlar aç ve susuz kalıp ibadet edemeyecekler ama bu zorlu ibadeti yapabilecek tek yaratık insanoğlu olacak. Nefsine zor gelecek ama bu ibadeti yaparak yaratılmışlar içindeki yerini fark edecek. İşte oruç bu yüzden insanlık için bir lütuftur. Zorluğuna rağmen başarma mutluluğu lütfu. Konfor içinde ibadet değil, her şeyden vaz geçerek ibadet.

Allah cümlemize Ramazan füyûzatı nasip eylesin.

Üçüncü kış Ramazanımda, hastalığımın verdiği mücbir sebeplerle oruç tutamasam da bu durumun bana sanki 12 ay Ramazanmış ve 12 ay oruçmuşuz duygusu yaşatıyor Allah’a şükür!...

Cümle İslam âleminin Ramazan-ı şerifi mübarek olsun ve Ramazan boyunca sürecek olan seçim atmosferi bir “demokrasi bayramı”na dönüşsün.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Namık Açıkgöz --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hamle Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hamle Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hamle Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hamle Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.