Biliyorum bu yazıda az okunacak, ama olsun varsın...

Mustafa İlker Gürkan, adaylar ve GİORDANO BRUNO” başlığını taşıyan 09 Mart 2024 tarihli yazım ilgi görmedi. En son baktığımda okunma sayısı 900’ü bulmamıştı. Oysa farkında olanlar vardır, bu köşe her gün ortalama bin 500, 2 bin değerli takipçimiz, arkadaş ve dostlarımız tarafından okunur...

Ben “çevre ve koruma” konulu yazılarımın kaderi de aynı... O yazılarımın okur sayılarının bini geçtiğini neredeyse hiç görmedim. Elbette o kadar da değil, enderde olsa bir iki geçen oldu tabii...

Neden? Muğlalılar, Menteşeliler doğal ve tarihi çevreye, Akbelen’e, Deştin’e, Mustafa İlker Gürkan ve O’nun gibilere karşılar mı...?

Mümkün değil... Sanırım siyasi yazılara daha çok ilgi duyuluyor. Eğer böyleyse o zaman sokaktaki insanlar hala neden seçim havasına giremediler veya girmediler? Sanki uzak duruyorlar... Bu meseleyi mercek altına almakta yarar var.

Elbette bütün yazılarımızı okunsun diye yazıyoruz, ama az okunanları yazmaktan da vazgeçmiyoruz işte... Karıncanın Mekke yolculuğu gibi... Bir kişi de olsa yazılacak, yazılması gerekenler var.

Biliyorum bu yazıda az okunacak, ama olsun varsın...

xx xx xx

Devgençli, Kuvâ-yi Milliyeci, Deniz Gezmiş’in yoldaşı, Hukuk Fakültesi’nden Kalpaksız Kuvvacı Uğur Mumcu’nun sınıf arkadaşı üç dönem Muğla Barosu Başkanı Mustafa İlker Gürkan hafta sonunda dostları ve meslektaşları tarafından uğurlandı.

O gün Muğla Barosu avukatlarının uğurlamaya akın etmesini bekleyenlerin hayal kırıklığına uğradığı gibi, CHP’lilerin yığınla gelmesini bekleyenler de boşuna bekledi! Mesela Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün gelmemiş. Oysa kendisini rahmetli ve sevgili eşi Bedriye abla ne çok severlerdi... Başkan Gürün ile ilgili yazılarım için bana sitemleri bile olmuştur. Çünkü aile olarak “katıksız beklentisiz CHP’li”dirler... Keşke Osman Gürün de onlar kadar CHP’li olabilseydi... Neyse...

Bedriye abla da uzun zamandır hastalıkla mücadele ediyor. Evden de çıkmıyor. Oraya gelemezdi. Ben de gidemedim... Keşke törende Mustafa ağabey ile ilgili “hak edilmiş” konuşmaları duyabilmiş olsaydı... Muğla Barosu Başkanı Av. Levent Akgün, Mustafa ağabeyden sonra Baro Başkanlığı yapan Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, ardından en küçük Gürkan, Av. Alican Gürkan ile Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ercan Demir, önceki Baro Başkanlarından Birdal Ertuğrul ve Muğla Barosu Bodrum Temsilcisi Av. Onursal Özbek birer konuşma yapmışlar. Alican Gürkan sevgili babasını “diyalektik” içinde özetlerken “Giderken bana son dersimi verdi.” demiş...

 xx xx xx

Osman Gürün ve CHP İl Başkanı Av. Zekican Balcı gelmemiş/gelememiş olsa da olur. CHP Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Ahmet Aras, Milletvekilleri Av. Gizem Özcan ve Süreyya Öneş Derici ile CHP eski milletvekillerinden Av. Zeki Çakıroğlu, Dr. Ali Arslan, 27. Dönem Milletvekilleri Mürsel Alban, Süleyman Girgin, eski Baro Başkanlarından Ayla Kara ve Baro yöneticilerinden Sevinç Göçügenci, Son İl Genel Meclisi Başkanları Cemal Gürpınar ve Zeki Köylü, Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, Milas Belediye Başkanı Adayı Fevzi Topuz, Bodrum Belediye Başkanı Adayı Tamer Mandalinci, Yatağan Belediye Başkanı Adayı Mesut Günay ve Tarcan Oğuz oradalarmış...

Taziyeleri ise Gürkan kardeşler Fizikçi Mehmet Atakan, Mimar Toprak ve Av. Alican kabul etmiş... Allah annelerine ve onlara dayanma gücü versin...

Beklenmedik vefatı ile tüm sevenlerini, dostlarını acılar içinde bırakan 12 Eylül’den sonra CHP’nin Yatağan Kurucu İlçe Başkanı, Muğla Baro Başkanı, Antiemperyalist, Kemalist Mustafa İlker Gürkan’ın Türk Bayrağı’na sarılı tabutu üzerine avukatlık cübbesi konulması dikkat çekerken, Adliye önünde törenin ardından Gülsevim Ali Rüştü Kaynak Camii’nde kılınan cenaze namazı sonrası Bitez Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Gittiği yerde muhtemelen Denizlerle kavuşacaktır, ama yine muhtemelen önce Oktay Ekinci ile buluşacaktır... Ruhları şad olsun... Nurlarda yatsınlar...

 xx xx xx

Sevgili Mustafa ağabeyin sohbetine doyum olmazdı. Kendisinden ve Bedriye abladan Denizleri, Amerikan 6. Filosu askerlerini denize nasıl döktüklerini kaç kere dinledik bilmiyorum. Nazım’ın şiirlerini ne kadar içten okurdu. Şiirlerde öksüz kaldı... Salih Karadağ ile okudukları marşlarda... “Güneşin Sofrasında Söylenen Türkü”yü ne de güzel okurlardı... Biz eşlik ederdik...

Cenaze töreninin videosunu izlerken Zakkum’un Anason şarkısı bilmem kaçıncı defa aklıma düştü;

Anason kokarken sofralar, yaşlandırıyor seni aynalar... Her geçen yıl birer birer masadan eksiliyor dostlar... Anason kokarken sofralar, yaşlandırıyor seni...

Yaş ilerledikçe güneşin sofrasından kalkanların listesi uzuyor...

Bir sohbetimizde Bedriye abla çantasından üzerinde Missuri Uçak Gemisi olan Zippo çakmak çıkarıp, “Bunu Amerikan askeri kaçarken düşürmüştü. Ganimet. Hala saklarım.” demişti... Mustafa ağabey naif, babacan gülüşüyle “Haala saklıyor musun?” diye karşılık vermişti...

 xx xx xx

Türkiye’de iki uzun yürüyüş yaşanmıştır. İkincisi 4 Ocak 1991’de Zonguldak'ta Büyük Madenci Yürüyüşüdür... 70 bin maden işçisi yürüyerek Ankara’ya ulaşmış, ama 8 km kala yürüyüş sona erdirilmişti...

İlk uzun yürüyüşü ise Deniz Gezmiş ve iki arkadaşı belirlemişti. O üç kişiden biri Mustafa İlker Gürkan’dı... Sonradan FKF’nin de (Fikir Kulüpleri Federasyonu) katıldığı yürüyüş 1 kasım 1968'de Samsun'dan başlayıp 10 kasım 1968'de Anıtkabir'de son bulması planlanmış bir yürüyüştür. Engellemelere rağmen Ankara’ya ulaşılmış, ama şehre girişte yürüyüş sona erdirilmekle birlikte, dağılıp Ata’nın huzurunda buluşulup çelenk bırakılarak şeref defterine not düşülmüştür...

O yürüyüş tarihe “sol hareketin çocukluğunu gençliğini emekliliğini kimin belirlediği gibi sorgular, ayrılıklar olmadan 1923 devrimini devam ettirmek isteyen ve öldürülene kadar bu vazifeden hiç vazgeçmeyen kişilerin yürüyüşü” diye geçmiştir...

O yürüyüşte açılan pankartta ise “Tam Bağımsız Türkiye İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü” yazmaktadır...

 

xx xx xx

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ile dönem arkadaşlığı yapan Mustafa İlker Gürkan, “Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü”ne katılmak ve imza atanlardan olmakla kalmayıp, 1967-68’de Deniz Gezmiş’in liderliğini yaptığı Devrimci Öğrenci Birliği’nin (DÖB) Kurucu Başkanlığını yapmış ve Dev-Genç kurucuları arasında yer almıştır...

Mustafa ağabey bir sohbetimizde “Deniz birçok insana mektup yazmıştır. O mektuplarda bana kardeşim Gürkan demiştir. Benim için önemli olan nokta da budur. Çok yakın iki arkadaştık.” ifadesinde bulunurken, şöyle demişti:

O günlerde Türkiye’de şöyle bir anlayış vardı. İktidar yanlıları ‘Yollar yürümekle aşınmaz’ diyordu. Biz o yürüyüşle bu anlayışa karşı geldik. On binlerle yürüdük. Sloganımız ‘Bağımsız Türkiye’ydi. Çünkü antiemperyalist olmadan solcu olunmayacağını biliyorduk.

O bir devrimciydi, antiemperyalistti, tam bağımsızlıkçıydı, Kuvvayı Milliyeciydi, Kemalistti...

 xx xx xx

Muğla Barosu'nda 3 dönem Baro Başkanlığı yapan hukukçuların “Üstat” sıfatını yakıştırdığı Mustafa İlker Gürkan FETÖ kumpası Ergenekon Davası'nda, avukatların savunma sürelerinin 15 dakikayla sınırlandırılmasına tepki göstermiş ve haktan, hukuktan ödün vermeyen dik duruşuyla da akıllara kazınmıştı. “Avukatları görevlerini hakkıyla yapmaktan vazgeçiremezsiniz. Dünyada ne bu ceza gibi bir ceza örneği vardır... Ne de cezalardan korkmuş, yılmış savunmadan vazgeçmiş bir savunma makamı...” ifadesi belleklerde yer etmiştir.

Bodrum’da ABD askerine çuval geçiren Türkiye Gençlik Birliği üyelerinin avukatlığını üstlenen Gürkan, Mimarlar Odası Muğla Şubesi’nin Muğla Belediyesi’ne açtığı davanın avukatlığını da üstlenmiş ve kazanarak şimdi “Kent Meydanı” denilen yerde rezidans yapılmasını önlemiştir...

Gürkan, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in, Ermeni Soykırımı yalanına karşı Lozan Zaferi’nin ardından Muğla Barosu Başkanı olarak şu mesajı yayımlamıştır;

Emperyalizmin ve gerici Ermeni şovenizminin karşısında Ulusumuzun bayrağı oldunuz. Türk Ulusunun tarihsel haklılığı ve tarih bilinci adına Lozan’da kazandığınız büyük başarıyı minnet ve saygıyla selamlıyoruz.

 xx xx xx

Geçenlerde Erdal ŞahinMuğla siyaseti böyle isimleri nasıl değerlendirememiş?” diye sordu. Çok güzel soru 31 Mart Yerel Seçimlerine giderken... “Bahattinlerden onlara sıra gelmiyor.” diye karşılık vermiştim.

Dr. Bedriye Gürkan Yatağan’da Belediye Başkanı olabilirdi. Av. Mustafa İlker Gürkan’a Muğla Milletvekilliği Cumhur Uzun’dan, Gizem Özcan’dan, Burak Erbay’dan, Akın Üstündağ’dan, Zeki Çakıroğlu’ndan daha çok yakışırdı... Baro Başkanlarından Birdal Ertuğrul’a ve İzmir Barosu’na kayıtlı Fethiyeli Av. Erol Temelkuran’a da yakışırdı... Y. Mimar Oktay Ekinci’ye Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Av. Sabahat Aykın’a ve döneminin Kültür Müdürü Mustafa Pabuçcuoğlu’na, Harita Mühendisi Hüseyin Ülkü’ye Muğla (Menteşe) Belediye Başkanlığı yakışmaz mıydı? Mimar Rukiye Uslu ve Mimar Eniz Tunca Özsoy’dan, Mimar Ertuğrul Aladağ’dan, Makine Mühendisi Ahmet Karaosmanoğlu’ndan belediye başkanı olamaz mıydı?

Daha çok sayabilirim, kafalar karışmasın... Şu kadarını söyleyeyim, hiç biri de “Olmalıyım..” demediler... Bugünün yeni yetmeleri ile aynı teraziye bile çıkarılmazlar...

Mustafa ağabey ile ilgili paylaşımlarımdan birinin altına Av. Ayşegül Mungan’ın yaptığı yorumla noktalayalım: “Çok kıymetli bir insan ve hukukçuyu kaybettik. Uzun sohbetlerimizi çok özleyeceğim, bana kattıklarına müteşekkirim. Başta Gürkan ailesi, göz bebeği torunları, Muğlamız ve hukuk camiasının başı sağ olsun...

Mustafa ağabey uğurlar olsun...

---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Okşayan elin kıymetini bilmeyenler, tekmeleyen ayağı öperler.--Douglas Adams

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Özcan Özgür - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hamle Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hamle Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hamle Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hamle Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.