Adayların kültür-sanat politikası var mı?

Bizim medyanın “kuşlarını” bilirsiniz. Bodrum’da var, Menteşe’de var. Başka yerlerde var. Karabatak gibiler. Ne zaman bir il kongresi, milletvekili veya belediye başkanı seçimi olsa ortaya çıkarlar. Ama bu seçimde göremedik. Şu olmaz olası veya ellerimizle yarattığımız “iklim değişikliği” orayı da mı vurdu bilmiyorum.

Bir kuş da Datça’da var; İbibik... Seceresi, cinsi cibiliyeti, konduğu dal filan her şey belli... Bir künyesi var. Facebook da “Datça'nın Haberci Kuşu/İBİBİK/Kimsenin görmediğini görür, duymadığını duyar” başlığı ile yayında. Uzun zamandır zevkle izliyorum. Sadece Datça da değil, bütün Türkiye’de izleniyor, okunuyor yani... Elbette “gazeteciler” tarafından da izleniyor. Kıskanarak belirtiyorum 15 bin takipçisi var. Şu 5 bin kotadan ben de kurtulmalıyım artık. Sahibi, her şeyi Sedat Kaya... Künyesinde “Datça'da Freelance Journalist” yazıyor. “Serbest Gazeteci”...

Öncesi Fotospor.com'da Genel Yayın Yönetmeni, Kanal D de ve Digiturk de Haber Müdürü...

22 Şubat 2024 de yaptığı paylaşımda “kendisine” şöyle yazmış:

Seni kirli siyaset çukurunun içine çekmek için üretilir bu dedikodular.

Önce Gürsel Uçar'cı, sonra Aytaç Kurt'çu, ardından Mutlu Gürler'ci dediler. Şimdi de Mesut Yar'cı diyorlar.

Yakında Feyzullah Gülada'cı da derlerse şaşırmam. Cahit Yaka abi, senin neyin eksik, bir senci demediler bana.

Yaşamı boyunca kendi kimliğiyle var olamayıp, ocu, bucu apoletine sığınanların dedikleri yok hükmündedir nazarımda. Ne derlerse desinler, nafile. Yazmaya devam edeceğim. Çünkü mesleğim bu. Neydi o şarkının sözleri. ‘Duyan duysun, bilen bilsin gülüm. / Böyledir bizim sevdamız!...

Datça’da böyle bir gazeteci varken Mesut Yar ne diye başkan adayı olmuş hala anlayabilmiş değilim. Aday olsaydı ben “Sedat Kaya’cı” olurdum...

xx xx xx

8 Mart Emekçi Kadınlar Günü” bu sene de kimileri “anma ve mücadele günü” olarak yaşarken, kimileri de özellikle “Kadın çiçektir” anlayışı içindeki siyasiler “çiçeklere” çiçek dağıttılar. Aslında 8 Mart ülkemizde “Çiçek Bayramı” olarak kutlanmakta, ama kimse farkında değil... “Gülhane Parkı” misali...

Ben de o gün, hani o 8 Mart’ı yaratan kadınlar var ya onların fotoğraflarından üzerinde “1857 de 129 kadın bize çiçek alın diye ölmedi” yazılı olanını “Her şeyin ‘değerlerin’ bile piyasalaştığı günümüzde 8 Mart'ı yaratan kadınlara selam olsun. Nurlarda yatsınlar.” diye yazdım.

Sedat Kaya da aynı gün “MESUT YAR'IN UNUTTUĞU SLOGAN” başlığı altında şu satırları yazmış:

Seçim çalışmalarını sürdüren Datça Belediyesi başkan adayları zaman zaman yol kazasına uğruyor.

Bugün Mesut Yar’ın yaşadığı da bu. Yar, sokaklarda onlarca kadına çiçek verdikten sonra soluğu Cumhuriyet Meydanı'nda alıyor. Meydanda 8 Mart'ı kutlayan kadınlara çiçek götürüyor.

Almıyorlar, üstelik tepki koyuyorlar.

Tepki belediye başkanlığına aday olması özelinde değil, elindeki çiçekler nedeniyle. Kadını çiçek yapan erkek egemen yapıya bir karşı duruş bu. Çicek narin, uysal ve kırılgan olmanın sembolüdür bir bakıma.

Feminist kadınlar o yüzden çiçekle özdeştirilmelerine karşı çıkarlar. ‘Kadın kadındır, çiçek babandır’ sloganının da nedeni budur.

Çok güldüm. “Pişmiş tavuğun başına gelmemek” bu mu olmalı? Şükretsin, çiçekler başında paralanmamış...

xx xx xx

Sedat Kaya yazısında sosyologların şu yorumunu da paylaşmış:

Ataerkil bakış açısıyla kadınlığın ortak ve vazgeçilmez özelliği uysallıktır ve bu onu bitki temelli bir varlık konumuna sokar. Dolayısıyla, kadının çiçek olmasının yanı sıra ot gibi edilgen ve tek düze olduğu da görülür. Kadın ot gibi olurken ilginçtir ki erkek de odun gibi olmakla tasvir edilir. Böylece kadınlar çiçek olurken çiçek olmanın bedellerini de onlara biçilen rollerle öder. Kadını çiçek yapan ataerkil yapı, onu aynı zamanda ikincil kılar, toplumsal ve parasal değer taşıyan mesleklerden dışlar.

Sedat Kaya, “Mesut Yar'ın iyi niyetinden hiç şüphem yok ama Datça'daki kadın örgütlerini iyi tanımak zorunda. Yar aslında 8 Mart'a özel çok anlamlı bir iş yaptı. Sinema Datça ile görüşerek, ‘Serçenin Gözyaşı’ isimli kadına şiddeti konu alan filmin 3 gün boyunca kadınlar tarafından ücretsiz izlenmesini sağladı.

Keşke Cumhuriyet Meydanı'na ellerinde çiçeklerle değil bu filme davetiyelerle gitse hiçbir tepkiyle karşılaşmazdı. Halkla ilişkilerde ilişki kurulacak kitlenin düşüncelerini, duygularını bilmek gerekir.

Aksi takdirde böyle yol kazaları kaçınılmaz olur.” diye devam etmiş...

Sedat Kaya’nın paylaşımının altına bir “erkek” takipçisi “Çiçek bahane, tepki şahane”diye yazmış. Sedat Kaya da “... Kadınlar gününde bari bırakın da kadınlar karar versin ne bahane, ne şahane” diye karşılık vermiş.

xx xx xx

Sedat Kaya’yı okuyunca Menteşe’deki adaylar ne yaptı acaba diye baktım.

Biliyorsunuz Muğla’da en çok kadın belediye başkanı adayı TİP’te ve sonra da sanırım DEM de bulunuyor. AK Parti ve İYİ Parti’de yok... Seçilebilir aday olarak tek kadın aday da CHP Menteşe’de... Aslında Datça’ya da yakışırdı... Adaylar belirlenirken CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Muğla’da seçimin garanti olduğu bir ilçede bir kadın aday gösterilmesini istediği söylenmişti. Datça’da seçim riskli mi bilmiyorum, Menteşe tercih edildiğine göre vardır bir bildikleri...

Nasıl olsa Menteşe’de seçim garanti diye mi Menteşe Belediye Meclis Üyesi Gonca Köksal aday olarak tercih edildi onu da bilmiyorum.

Oysa Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar aday olmayacağını da açıklamıştı, orada mesela Nazmiye Halvaşi’ye adaylık yakışırdı. Hem Bahattin Gümüş de arıza çıkarmamış olurdu.. Çok merak ediyorum, CHP’nin eski PM Üyelerinden Nazmiye Halvaşi’nin Gonca Köksal’dan neyi eksik olabilir?

Neyse CHP Menteşe Belediye Başkanı adayı Gonca Köksal o gün CHP İl Kadın Kolları’nın Sınırsızlık Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasına katılmış. Bir de “Birlik Gözlük Fabrikası”nın kadın çalışanlarını ziyaret etmiş. Onlara karanfil dağıtmış...

Çiçekten çiçeklere çiçek...

Sembolik bir ziyaretti sanırım. Çünkü başka bir etkinliği olmamış galiba o gün... Oysa ben bir “kadın aday” olarak o gün Menteşe’nin kadınlarına orijinal bir vaatte bulunur diye ummuştum...

AK Parti’nin Büyükşehir Adayı Aydın Ayaydın ve Menteşe Adayı Şadi Ballı ise Menteşe’nin kadınları için bir kadın sanatçıyı; Seda Sayan’ı getirmişler. Kış kıyamet gece ayazına rağmen Cumhuriyet Meydanı, Özgür Özel’in katıldığı açılıştan kalabalık olmuş...

Sedat Kaya’nın vurguladığı gibi sosyolojiden yararlanmak lazım...

xx xx xx

Sedat Kaya sayfasında bir de “Tam 5 yıl önce sormuştum bu soruyu. Koskoca 5 yıl. Değişen bir şey yok. Tekrar soralım o zaman.” diye yeniden paylaştığı 9 Mart 2019 tarihli paylaşımında da “Datça Belediye Başkan Adaylarına Bir Soru” başlığı altında şu soruyu sormuş:

Datça'nın nüfusu hızla artıyor. 22 bini geçti. 22 bin kişilik bu güzelim beldede kültür ve sanat için ayrılmış tek bir salon var. 2007 yılında yapılan Bülent Ecevit Kültür Merkezi. Ne yazık ki başka yok. 2007 yılında nüfus 14 bindi. Bugün o günden yüzde 40 daha fazlayız. Doğal olarak bu salon kültür, sanat etkinliklerine yetmiyor. Datça Kültür Sanat Dayanışması'nın Ocak ayında düzenlediği ‘Hrant Dink'i Anma’ etkinliğinde, salon tıka basa dolmuş, boş koltuk bulamayanlar merdivenlere oturmuş, onlarca Datçalı da salona giremeyince geri dönmüştü.

Dün aynısı oldu. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle Datça Kadın Platformu'nun gerçekleştirdiği ‘Geçmişten Günümüze Knidos Kadınları’ konulu belgesel ile Datça Kültür Sanat Dayanışması'nın düzenlediği ‘Yazar Pelin Buzluk'la Söyleşi’ etkinliğinde salon yine tıka basa doldu, yer bulamayanlar dönmek zorunda kaldı. Bu bir gerçek.. Datça artık bu salona sığmıyor. Önümüzde yerel seçim var. Merak ediyorum, belediye başkan adayları bu konuda neler düşünüyor acaba? Kültür ve Sanat ile ilgili bir programları, projeleri var mı? ... Tüm belediye başkan adaylarına tek başlık altında soralım.

‘Sayın adaylar bir kültür sanat politikanız var mı? Varsa neleri içeriyor? Cevaplayın lütfen. Ama bol keseden atmak yok! İnandırıcı olmanız gerek. Ben cevapları gerçekten merak ediyorum. Siz de ediyorsanız paylaşın lütfen. Olur a. Adaylardan biri yarın çıkar ‘ben bu soruyu duymamıştım’ der.

xx xx xx

Aynı soruyu ben de sormak istiyorum. Menteşe’de 30 binin üzerinde sadece üniversite öğrencisi var. Belediye Başkanı Bahattin Gümüş’ün 10 yıllık başkanlığında bir “kültür sanat politikasını” görmedim, beraber meclis üyesi olarak yanında yer alan Gonca Köksal’ın nasıl bir politikası var acaba ben de merak ediyorum.

Sadece O’nun değil bütün adayların politikalarını bilmek seçmenin hakkı...

Sadece Menteşe’de de değil, Bodrum’da, Milas’ta, Yatağan’da, Marmaris’te ve öteki ilçelerimizde de...

Sahi Muğla’da kaç antik tiyatro var acaba bilen başkan adayı var mıdır?

xx xx xx

Soranlar oluyor, Datça seçimi ne olur?

Sedat Kaya’nın sorusuna yanıt aranır hale gelmiş Datça’da her şey olur.

Geçen seçimde “ciddiye alınacak aday” olduğunu gösteren Cumhur İttifakı adayı Feyzullah Gülada’nın bu seçimde şansı var. Tabii ‘Kadın kadındır, çiçek babandır’ diyenler Gülada’ya oy vermezler, ama CHP’ye de vermeyecekler görülüyor. Mesut Yar oy alabilir mi bilemiyorum. Alırsa Gülada sevinir.

Bana Datçalılar bir dönem Gülada’yı deneyecekler gibi geliyor...

-------------------

GÜNÜN SÖZÜ; Her ferdi, hatta her cemiyeti hoşlandığı yem ile avlarlar. --Hüseyin Rahmi Gürpınar

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Özcan Özgür - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hamle Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hamle Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hamle Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hamle Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.