Benim Burada Ne İşim Var!

Bazen öyle şeyler yaşanır, öyle şeylere şahit oluruz ki “Allah'ım benim burada ne işim var!” deriz kendimize.

Bulunduğumuz yeri yadırgadığımız, kendimizi oraya ait hissetmediğimiz zamanlar olur. Yaptığımız işe ve ortamdakilere yabancılaştığımız zamanlar olur. Hatta olup bitenlerden tiksindiğiniz zamanlar…

İnsanların acizliğine üzüldüğümüz, basitliğine acıdığımız zamanlar olur. Yapılan acemilikler, işgüzarlıklar ve ahlaksızlıklar karşısında pes ettiğimiz zamanlar olur.

Ruhumuzun daraldığı, aklın firara kalkıştığı anlar olur.

“Allah'ım benim suçum neydi?” isyanına gebe anlar…

İnsanın yaptığı işe ve ortama iyiden iyiye yabancılaştığı ve bir başka yerde olma arzusunun depreştiği anlar…

Tası tarağı toplayıp gitmek isteriz. Alıp başımızı gitmek isteriz. “Buradan kurtulayım da neresi olursa olsun.” deriz.

Yabancılaştığımız, kendimizi ait hissetmediğimiz, kendi karakterimize uyduramadığımız ortamı geride bırakıp ardına bakmadan gitmek isteriz.

Esaretten özgürlüğe kaçmak isteriz. Benimsemediğimiz, uyuşamadığımız, kendimize yakıştıramadığımız yerden, hapsolduğumuz yerden özgürlüğe kaçmak isteriz.

Kendini hiç ait hissedemediği yerden kaçış…

Acizliğin, basitliğin, işgüzarlığın, ahlaksızlığın boyasına boyanmaktan korktuğumuz için pis kokuların üzerimize sinmesini istemediğimiz için orayı terk etmek…

Alışmaktan korktuğu için gitmek…

Ülfet, ihtilat, muanese ve muaşeret edemediklerinden uzaklaşıp uzlete çekilmek…

Uzlet, toplum yaşamından kaçarak tek başına yaşamak demek…

Peki, birbirinden farklı aidiyetlerimizin, sorumluluklarımızın, sözleşmeye bağlı vazifelerimizin olduğu bir devirde bu mümkün mü?

Pek tabii ki değil…

Geriye toplum yaşamından kopmadan mümkün olduğunca insanlardan kopmak ve ilişkileri asgari düzeye indirerek işi ve yaşamı sürdürmek kalıyor.

Yani sessiz moda geçmek… Sessizlik… Geri çekilip susmak…

Susmak da bir konuşma tarzıdır. Öyle ki çoğu zaman susmak, konuşmaktan daha değerli, daha önemlidir. “Söz gümüş ise sükût altındır.” Bunun içindir ki kâmil insanın özelliklerinden biri de sesler ile konuştuğu gibi sessizlikle de konuşmasıdır. Şu dört yerde susmak/susabilmek önemlidir.

Birincisi; dinlemek/duymak için susmak gerekir.

İkincisi; konunun/işin özünden uzaklaşmamak için susmak gerekir. Yapılan her açıklama, ilave edilen her cümle, verilen her örnek aslında bizi konudan uzaklaştırır. Onun içindir ki sözün ve kalemin ustaları daha az kelime ile daha çok şey ifade edebilir.

Üçüncüsü; öyle durumlar/zamanlar olur ki insan karşılık olarak bir söz bulamaz. Bazen de cevap vermeyi, muhatap olmayı kendine yakıştıramaz. Tepki/karşılık verse durum daha da içinden çıkılmaz bir hal alacaktır ki o susmayı tercih eder. Çünkü susmak, bazen konuşmaktan daha etkili bir tepkidir.

Dördüncüsü ise dilin ifade edemediği bir mana ile karşı karşıya kalan insan susar. Ne söylense yetersiz ne anlatılsa faydasız olan durumlarda susmak aslında konuşmaktır. Yani tercihli sessizlik…

“Sessizlikle iyileştirilmesi gereken anlar vardır. Bazı anlar sadece susuşla onarılabilir.” diyen Kemal Sayar, yaralanan insanın kendisini onarmak, iyileştirmek ve özgürleştirmek için susmasına, dahası kendisi ile konuşmayı öğrenmesi gerektiğine işaret ediyor.

Yani yeri/zamanı geldiğinde sessizlik, saklanma ve kendimizi onarma yeri olmalı. Hiçbir dış sesin nüfuz edemediği ancak bütün fısıltıları duyduğumuz bir saklanma yerimiz olmalı. Böyle sessizliklerimiz olmalı.

Olmalı ki ruhumuzun daraldığı, aklın firara kalkıştığı, işe ve ortama iyiden iyiye yabancılaştığı, kendini oraya ait hissetmediği, alışmaktan korktuğu zamanlarda kendimizi korumaya ve bakıma alabilelim.

06.03. 2024

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İdris Koç --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hamle Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hamle Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hamle Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hamle Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Nurşen A. - Kalbe gelen düşünceler kaleme dökülmüş. Anlam bulamadığın yerde sessiz kal.Eslemtü lillahi Rabbil alemin (Alemlerin Rabbine teslim oldum) de.. Gün gelecek, bir bakmışsın Gad Halet (Geldi, geçti) olacak...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 10 Mart 20:37