Karagöz ve Hacivat Milaslı mı?

Bu haber 14 Eylül 2019 - 0:18 'de eklendi ve 1.534 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Çocukluğumuzda yalnızca bayramlarda izleme imkanı bulduğumuz, ilkokul sıralarında il il, okul okul dolaşan kumpanyalardan gördüğümüz gölge oyununu günümüz çocukları ve hatta gençlerin görme şansları olmadı. Bir perde arkasında yapılan gölge oyunu bir zamanlar Ramazan aylarının olmazsa olmazı olmuştur..

Bir süre TRT‘de izlendi, sonra da unutuldu… Oysa bu geleneksel “gölge oyunu” kültürümüzün kahramanlarına “çizgi filmlerde” pekala hayat verilebilirdi…

Hala Amerika’nın çizgi filmlerini, kahramanlarını izliyor çocuklarımız…

Gölge oyunu denilince ilk aklımıza gelen “Karagöz ve Hacivat” olur. Karagöz ve Hacivat Türk-Osmanlı Tiyatro Tarihinin popüler iki karakteridir. Yaşayıp yaşamadıkları belli değildir. Onlarla ilgili tek bilinen Bursa‘da Ulucami‘nin yapımında çalışan demirci ustası (Karagöz) ve duvarcı ustası (Hacivat) olmalarıdır.

Aralarındaki şaka ve espriler yüzünden inşaatın yavaş ilerlemesinden sorumlu tutulup idam edilmişlerdir.

Bu hikaye gerçektir veya değildir, ama perdedeki Karagöz ile Hacivat gerçektir ve “bize” aittir.

Çünkü onları perdeye taşıyan ve orada yaşatan da gerçektir. Üstelik O; Şeyh Şüşteri (Küşteri ve Tüşteri olarak ta geçiyor) Milas’lıdır…

xx      xx      xx

Elbette işin bilimsel çevrelerinde konu biliniyor ve tartışılıyor. Biz bilmiyorduk, Milaslılar hemşerileri Şeyh Şüşteri ile bugün Muğla Milletvekillerinden Mehmet Yavuz Demir‘in basın danışmanı olan Mutlu Hazer arkadaşımızın 25 Ekim 2016 tarihinde Milas Gazetesi‘nde kaleme aldığı “Şeyh Şüşteri’ye Saygı” başlıklı haberle tanıştılar.

Mutlu Hazer, o zaman “Atatürk Caddesi’ndeki bulvar çalışmaları Karagöz ve Hacivat perde oyununun mucidi Şeyh Şüşteri’nin mezarını tamamen görünmez hale getirdi. Bugüne kadar hiç önem verilmeyen Türk – İslam alimi Şüşteri’nin akademik çalışmalarla kabrinin yeniden değerlendirilmesi bekleniyor.” diye yazmış.

Demek ki Şeyh Şüşteri’den Milas Belediyesi de haberdarmış.

xx      xx      xx

Aslında Muğla Büyükşehir Belediyesi de haberdar olmalı…

Mutlu Hazer haberinde şu değerli bilgileri vermiş:

Orijinal yerinin Pazar Cami veya Balavca Deresi yanı olduğu yönünde bazı görüşlere rağmen Turhan Akarca’nın Belediye Başkanlığı yaptığı 1950’li yıllarda Atatürk Bulvarı’nı ikiye bölen refüjün tam ortasına getirilen mezar taşının sahibi, Türk – İslam ve sanat tarihi için önem taşıyor.

Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinde Milas’ı tanıtırken ‘Şeyh Şüşteri’nin yaşadığı şehir’ olarak tanımlaması, Şüşteri’nin döneminde Milas’ın en önemli şahsiyetlerinden biri olduğunu gösteriyor. İbni Batuta’nın tanıştığını yazdığı Şüşteri, 150 yaşına rağmen dinç ve sağlıklı bir görüntüye sahipti.

GÖRENLERİN İÇİ ACIYOR

Evliya Çelebi’nin ayrıca ‘Mezarına giderseniz gülersiniz’ ifadeleriyle tanımladığı Şeyh Şüşteri’nin kabri, görenlerin içini acıtıyor. Şüşteri konusunda akademi dünyası, yerel yöneticiler ya da devlet tarafından bugüne kadar herhangi bir adım atılmamışken bazı yerel yazarlar küçük çaplı araştırmalarla konuya dikkat çekmeye çalışmış. Üzerinde yalnızca ‘Şeyh Şüşteri Hazretleri’ yazılı 30 santimetre uzunluğundaki mezar taşı ve muhtemel kabristanla ilgili çalışmaları yürüten Muğla Büyükşehir Belediyesinin özel bir ilgisinin bulunup bulunmadığı henüz bilinmiyor.

xx      xx      xx

Mutlu Hazer arkadaşımızın haberi üzerine bir akademisyen Dr. Sinan Kıyanç ta Günaydın Milas Gazetesi‘ndeki köşesinde konuyu ele almış.

Dr. Kıyanç, gazetenin 4 Kas 2016 tarihli sayısında yeralan “Şeyh Şuşteri Unutulan Bir Tarih” başlıklı makalesinde, “Geçen günlerde Mutlu Hazer’in takdire şayan gazetecilik örneği sergileyerek her gün önünden onlarca insanın geçtiği, ama nasıl olduysa göremediğimiz bir gerçeği, tarihi bizlere gösterdi. Gerçekleri görmemek için gözlerimizin kapalı olması gerekmiyormuş!” diyerek şöyle devam etmiş:

Bursa’ya yolunuz düşerse Türkiye de ilk ve tek olan ‘Karagöz Müzesi’ni gezmeyi sakın ama sakın unutmayın. Hikâyelerde gördüğünüz bütün karakterlerin eşliğinde müzeyi geziyorsunuz. Bursa’ya ilk gittiğimde tesadüfen bulduğum Karagöz Müzesi, eşsiz güzelliğiyle beni büyülemişti. Karagöz Müzesi kolayca bulabileceğiniz bir yerde bulunuyor. Çekirge’ye doğru ilerlerken hemen yol kenarında ilgili levhalarla kolayca ulaşabiliyorsunuz. Bursa sokaklarında gezerken kimi zaman kendinizi bu masal diyarında bulursunuz. Hacivat ve Karagöz’ün bunca insanı güldürmesine karşın hüzünlü hikâyesi, bilenler için büyük bir duygu karmaşasına neden olmaktadır. Bu ruh haliyle bu hikâyeye en iyi tanık olabileceğimiz yer Bursa’da varlığı ile büyük bir şans olan Karagöz Müzesidir.

xx      xx      xx

Makalesinde bu konuda yetkin isimlerden Prof. Dr. Metin And‘ın iki ciltlik bir çalışması olduğunu, ancak buna ömrünün yetmediğini, ama arşivinin tamamımının Karagöz Müzesinde sergilenmekte olduğunu ve Ezel Akay tarafından 2006 yılında çekilen ‘Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü‘ filminin hali hazırda bu konudaki en iyi filmlerden olduğunu anlatan Dr. Sinan KıyançHacivat Karagöz karakterleri yaşadılar mı? Yoksa Osmanlı Tarihinde yaşattığımız bir efsaneden ibaret midir?” diye sorup, şöyle anlatmış:

Bu konuda bize en doğru bilgiyi Evliya Çelebi vermektedir. Zaten Evliya Çelebi’nin anlattığı hikâye günümüzde en yaygın hikâyedir. İşte tamda bu noktada ‘Seyahatname’ satırlarına sıkışıp kalmış bir isim Şeyh Şuşteri çıkmaktadır. Şeyh Şuşteri, Hacivat ve Karagöz’ün yaptıklarından ötürü idam ettiren Orhan Bey’in acısına ortak olmuş onu teskin etmeye çalışmıştır. Orhan Bey bir anlık sinir üzerine verdiği idam kararından pişmanlığı dillere destan olmuştur. Bunun üzerine onları günümüze kadar var eden Şeyh Şuşteri, bir perdeye yansıttıkları simalarıyla hikâyeler anlatmaya başlar. Bu bilgiye göre gösteriyi ilk yapan Şeyh Şuşteri, ilk izleyen ise Orhan Bey’dir.

xx      xx      xx

Dr. Sinan Kıyanç Bu gösteri hem Orhan Bey’in (Bursa’da camii yapılması için emir veren Osmanlı Sultanı Orhan Gazi) acısını paylaşmak hem de Karagöz ve Hacivat’ın komik hikâyelerinin bitmesine izin vermemek için diyar diyar yayılmıştır. Gölge oyunu ilk olarak Çin’de ortaya çıktığı ve 10. yy sonra dünyaya yayıldığı bilinmektedir. Şeyh Şuşteri, literatürde Şeyh Kuşteri ismiyle anılmakta ve Karagöz ve Hacivat’ın piri olarak kabul edilmektedir.” bilgisini verirken makalesini şöyle noktalamış:

Tarihin tozlu sayfalarından çıkardığımız bu hikâyenin karakterinin böylesine bir mezara sahip olması son derece hüzünlü… Bu mezar Milas’ın dününün ne kadar kıymetli olduğunun bir kanıtı olarak durmaktadır. Bunu görmezden gelmek, yok saymak, geçmişini unutmaktan başka bir şey değildir. Bu konuda gerekli çalışmaların yapılmasını ve en azından mezarın başka bir yere taşınarak konuya uygun bir hale getirileceğine inanıyorum. Eminim bu konuyu kendi kaderine bırakmayacağız. Böyle bir hazineye sahip çıkacak insanlar var. Bu hazineyi gelecek kuşaklara aktarmak ve anlatmamız gerekiyor, bu bizim sorumluluğumuzdur.

xx      xx      xx

Gerçektende bu “hazineye” sahip çıkanlar var. Hemşerimiz Refik Baykara onlardan birisi.

Kendisiyle tanışmadık.

Bu konuda O da “Şücâeddin Orhan Bey Döneminde Menteşe Emirliği” diye bir makale yazmış. Toplumsal Tarih Dergisi”nin Ağustos 2019 sayısında yeralan makaleyi bana kızım Delfin Karagöz ile Hacivat’ın yaratıcısı Milaslı’ymış” diye getirdi.

Heyecanla okudum. Sonra da araştırdım, sevgili Mutlu‘nun haberi ve Dr. Sinan Kıyanç‘ın yazısı ile karşılaştım. Daha pek çok çalışma olduğunu gördüm.

Yazımın başlarında Milaslıların, Şeyh Şüşteri ile Mutlu Hazer‘in haberi ile tanışmış olabileceğini belirttim. Refik Baykara ile tanışmadım, ama ben de O‘nun sayesinde Şeyh Şüşteri ile tanıştım. Baykara da “Evet Şeyh Şüşteri Milaslıdır” dedirten bir çalışma yapmış.

O çalışmayı Pazartesi günü paylaşalım.

——————————                                                                          ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: “Her hangi bir şeye sıkı sıkıya tutunmak, nefesini tutmaya benzer. Sonunda boğulursun. Madde evreninde bir şeyi elde etmenin tek yolu onu serbest bırakmaktır. Bırakın, o sonsuza dek sizin olsun.” Alıntı

ÇİVİ

Büyükşehir Belediye Meclisi’nde AK Parti gurubunun Ege’de ve Muğla’da yanan ormanların yakılmasını üstlenen PKK’nin kınanması için verdiği önerge CHP’li ve İYİ Partili Üyeler tarafından reddedilmiş. Bunu sosyal medyada AK Parti’nin yerel kurmayları dışında paylaşmayan kalmadı. Arkadaşım, “AK Parti Gurup Başkanı veya Gurupbaşkanvekili de mi karşı oy kullanmış?” diye sordu.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.