İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

İpi Koparma Zamanı!

Eklenme : 26.05.2021 00:00:00
Görüntülenme: 723

Yavru fil dünyaya geldiğinde ayağına bir ip bağlanırmış. Yaramaz, yerinde durmaz yavru fil; ancak bu ipin izin verdiği kadar adım atabilirmiş. Çünkü ipten kurtulmak isteyen yavru filin her adım atışında ayağındaki ip gerilir ve ona "dur" dermiş. Her adım atışında, her ayağını çekiştirmesinde "dur" denilen yavru fil, bir süre sonra zorlamayı bırakır ve pes edermiş. Zamanla bu durumu kabullenir, istediği gibi adım atamayacağını beynine işlermiş.

İpi yettiği kadar...

Küçükken ipin izin verdiği kadar adım atabileceğini öğrenen bu fil, tonlarca ağırlığa ulaşınca da öğrenilmiş çaresizlik ile ipi kırmaya yeltenemezmiş.   Kaderinin o ipe bağlı olarak yaşamak olduğunu, kendisine izin verildiği ölçüde ilerleyebileceğini düşünürmüş. Artık istediği şekilde adım atamayacağı beynine işlenen fil, yaşamının geri kalanında da kendini tutsak eden bu ipe itaat edermiş.

Oysa küçük bir adımla o ipi kıracak güce ulaşmıştır ama cesaretini ve özgüvenini kaybetmiştir artık. Sahip olduğu gücün farkında değildir. Sınırlayıcı düşünceleri ve inançları, özgüveninden daha güçlüdür. Beynini çaresizliğe bağlayan incecik bir ip, kocaman adımlarından daha sağlamdır. 

İpin tuttuğu kadar...

Türk kamu bürokrasisi, 2000'li yıllarla birlikte yeni bir felsefe ve yeni bir yaklaşım ile yeniden şekillendi. Birkaç deneme yanılmadan sonra birçok kurum, kurumsal yapısını ve bilişim altyapısını tekrardan oluşturdu. Yönetim ve hizmet standartları belirlendi. Bütün kamu kurumları, e-devlet üzerinden hizmet vermeye başladı.

Tüm bu yeniliklere rağmen; liyakatli yöneticilerin iş başına getirilememesi, buna bağlı bazı sistemsel sorunların ortaya çıkması, sistemin dinamik unsuru olan çalışanların belirli konularda ihmal edilmesi ve belirli meslekleri icra eden çalışanların motivasyonunun bozulması gibi durumlar; birtakım sorunların kronikleşmesine neden oldu.

Geçmişin şartları, fiziki koşulları, insan kaynağı ve deneyimi ile bugünkü arasında dağlar kadar fark var. Ancak kurumların yönetimi söz konusu olduğunda; geçmişin deneyimini bugünün deneyimi, geçmişin sorunlarını bugünün sorunları, geçmişin insan kaynağını bugünün insan kaynağı olarak gören bir düşünce var. Birçok çalışan, bu yönetim anlayışının etkisiyle beynine kodlanan çaresizliklerin ve sınırlayıcı düşüncelerin mahkûmu oluyor.

Diğer taraftan; liyakatli yöneticileri iş başına getiremeyen, iş başındaki kaliteli yöneticilere sahip çıkmayarak çıkarları peşinde koşan dalkavuklara ya da haddini bilmeyen ukala tiplere ezdiren bir sistem var. Bu nedenle de liyakat sahibi birçok insan, göreve talip olmamayı tercih ediyor. Dolayısıyla da iş başına gelen birçok yönetici, sosyal medya şovlarıyla yerini sağlamlaştırmaya çalışıyor.

Yöneticiliğe dair hiçbir yeteneği olmadığı halde bir şekilde koltuğu kapanlar da av peşinde koşuyor. Bunlar ya kendinden önceki yöneticinin başarısızlıklarından besleniyorlar ya da ilgili-ilgisiz her konuya maydanoz olarak prim kazanmanın peşinde koşuyorlar. Dolayısıyla da aslî görevlerine odaklanamayan bu yöneticiler, işini ve çalışanlarını ihmal ediyorlar.

Kamuda yaşanan bu sorunları görmezden gelmek, pansuman tedbirlerle günü geçiştirmek, ertelemek, "mış" gibi yapmak, kabullenmek, küsmek, sırtını dönmek yerine; soru sormak, "neden" demek, özeleştiri yapmak zamanı geldi de geçiyor bile.

"Nasıl"ın cevabını aramak...

Haydi; özeleştiri yapma, sorunları görme ve çözüm üretme sürecini başlatalım o zaman. İnanalım ve bu inancın gereğini yapalım.

Kendimizi geliştirerek, işimizi iyi yaparak, oyunu kuralına göre oynayarak, hakemi de yenerek... 

Biz, bu yükü taşırız. Biz, bu kervanı sağ salim pazara ulaştırırız. Yeter ki adım atabilelim. Yapılması gereken ilk şey, bizi sınırlayan her türlü düşünceden ve ayağımıza bağlanan iplerden kurtulmak...

Liyakatsizliğe, keyfiliğe, "Ben ne dersem o olur!" bencilliğine, konformist beklentilere dur deme zamanı.

Artık, ayaklarımıza bağ olanlara ve zihnimizi kelepçeleyen düşüncelere tekmeyi vurma zamanı... İnsanlara değil, Devlet'e hizmet etme zamanı.

Vur gitsin...

Artık, ipi koparma zamanı.

26.05.2021

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft