İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Güvenmeye De İhtiyacımız Var

Eklenme : 10.11.2021 00:00:00
Görüntülenme: 547

Sosyal sermaye, son yıllarda sıkça telaffuz edilmeye başlanan kavramlarından biri. Özellikle iş hayatında en az nakdî sermaye kadar önemli bir kavram.

Sosyal sermaye, "İnsanların birbirleri ile kurduğu güvene dayalı ilişkiler ve iş birliği" olarak tarif ediliyor. Buna bağlı olarak da değerler temelinde kurulan iletişim, içinde bulunulan sosyal ağlar, sahip olunan erdemler, davranış biçimleri, iş yapma anlayışı, yardımlaşma ve dayanışma gibi kavramlar ile eğitim düzeyi sosyal sermayeyi oluşturan unsurlar olarak kabul ediliyor.

İçerisinde yaşadığımız/bulunduğumuz sosyal ortamlarda, yönetici olduğumuz ya da görev yaptığımız kurumlarda/işletmelerde güven, yüksek bir aidiyet, başarı ve memnuniyet ortamı oluşturmak işte bu sosyal sermaye ile mümkün.

Güven; sosyal, kurumsal ve ekonomik ilişkilerin gelişmesi için çok önemli bir kavram. Bir toplumda veya toplulukta güven düzeyinin yükselmesiyle birlikte, ilişkilerde paylaşım ve iş birliği artacak ve yükselen bu değerler; kişisel olarak mutluluğun, sosyal olarak huzurun, ekonomik olarak büyümenin temelini oluşturacaktır.

Bir diğer boyutuyla güven, sosyal sermayenin hem sonucu hem de ön koşuludur. Çünkü güven düzeyinin yükselmesi ile toplumda/kurumda/işletmede var olan sosyal sermaye de artacaktır.

Oysa şöyle bir kafamızı kaldırıp etrafımıza baktığımızda, çevremizde olup bitenlere kulak verdiğimizde, haberleri izlediğimizde, ticaretimize baktığımızda insan ilişkilerinin her alanda "güvensizlik" üzerine kurulduğunu görüyoruz.

Üzücü ama gerçek. Var olan güven kırıntıları da her geçen gün yok olup gidiyor. Karşımıza çıkan herkes, yaşadığımız her olay bize kimseye güvenmememiz gerektiğini fısıldıyor. Onun içindir ki toplum olarak güven bunalımı yaşıyoruz. Kimseye güvenmiyor; her şeyin arkasında gizli bir niyet, her öküzün altında buzağı arıyoruz.

Buna rağmen ümidini kaybetmeyen, kırılan ama kırmayan, hırpalanan ama hırpalamayan, aldatılan ama aldatmayan, yanıltılan ama yanıltmayan ve kredisini güvenden yana kullanan insanlar var. Onlar adeta sütten yoğurt/peynir yapmak için saklanan bir maya gibiler. Onlar sayesinde yaşama, geleceğe ve güvene dair umutlarımız yeşermeye devam ediyor.

Geçen ay Balıkesir'e giderken Bursa'da küçük bir trafik kazası yaşadım. Akşam trafiği yağan yağmur ile birlikte iyice yoğunlaşmışken bir ses ve sarsıntı ile irkildik.

Araçtan inip ne olduğunu anlamaya çalışırken, "Arkadaşım, kusura bakma; mesafeyi fark edemedim." diyen mahcup bir sesle kendime geldim. Aracıma baktım, kaportada hasar vardı ama yola devam etmemi engelleyen bir durum yoktu.  Bulunduğumuz noktada kaza tutanağı tutmanın hem trafiği iyice tıkayacağını hem de bu arada başkaca kazalara sebebiyet verme ihtimali olduğunu görünce "Sağlık olsun." dedim.

Bunun üzerine bize çarpan kişi, "Siz tamiratı yaptırın, masrafı neyse ben öderim." diyerek kartvizitini uzattı. Ben de "Eyvallah, sizi arayacağım. Geçmiş olsun." diyerek yola devam ettim. Kartvizitin sahibine bir daha ulaşamayabilirdim ama güvenmeye de ihtiyacımız vardı.  

Ankara'ya dönünce aracımın tamiratını yaptırırken Abdullah Bey'i aradım. Tamirat hakkında açıklama yapmama fırsat vermeden, "İşlem bitince masrafı bana bildirin, yeter." dedi. Ben ona güvenerek yola devam etmiştim, o da bana güvenerek açıklama yapmama gerek duymuyordu.

Bize aşılanmaya çalışılan güvensizlik duygusuna rağmen kazanan güven olmuştu. Çoğu zaman en yakınınızdaki insanlardan kazık yerken, "sizden" bildiğiniz insanlar tarafından aldatılırken, güvenmenin bedeli olarak ağır faturalar ödemek zorunda kalırken, hiç tanımadığınız ve bir dakika görüştüğünüz insanlar güveninizi boşa çıkarmıyordu. Dahası o da size güveniyordu.

Yani güvenen ve güvenilir insanlar vardı.  

Güven, ilişkilerimizin temeli. Doğruluk, dürüstlük, açıklık, tutarlılık, istikrar, yakınlık, bağlılık, sadakat, vefa gibi pek çok değerden oluşan bir üst değer...

Güvensizlik ise mahrumiyet. Kendinizi insanlardan, anlamlı ilişkilerden ve huzurlu bir yaşamdan mahrum bırakmanın aracı. Güvensizlik; sağlıklı ilişkiyi, dürüst ticareti, doğru siyaseti ve yaşama dair umutları zehirleyen bir meyve. Bu öyle bir meyve ki zamanla bulunduğu ağacı da zehirleyip kurutan bir zehir. Yani güven duygusunu yok etmek kimseye yaramıyor.

Oysa hem fiziksel hem de psikolojik olarak güvene ve güvenmeye de ihtiyacımız var. İyi ki bu güveni boşa çıkarmayan güzel insanlar da var.

Teşekkür ederim Abdullah Bey. Allah kazadan, beladan ve kötülerin şerrinden korusun.

10.11.2021

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft