İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Bir Performans Sanatçısının Günlüğü

Eklenme : 28.10.2020 00:00:00
Görüntülenme: 471

İki hafta önce "Maske bizi korkulardan korur mu?" başlığıyla bir yazı kaleme almıştım. Özgüven ve sevgi eksikliğini,  yetersizliğini, yaralarını, sahip olma yönündeki güçlü istek ve hırslarını gizlemek için maske takanlardan bahsetmiştim. Kişinin doğal halini gizlemek için taktığı bu maskeler, bir süre sonra kişiyi değersizleştiren ve komik gösteren bir aksesuara dönüşüyordu.

Etrafımızda kendi özüne sadakatini koruyamayan, kendi varlığı ile mutlu olamayan, kendi ruhu ile uçamayan o kadar çok insan var ki.

Sahici olamayan, maske ile yaşamayı alışkanlık haline getiren, dolayısıyla da kendisine ve değerlerine yabancılaşan bu insanların şerrinden kendimizi koruyabilmemize katkısı olur düşüncesiyle bu hafta da maske konusuna devam etmek dedim.

Hangi yöne bakarsak, "Ben." diye başlayan cümlelerle konuşmaya başlayan insanlar görürüz. Abartılı jest ve mimiklerle, vurgulu ifadelerle konuşan, adına "kişilik" dediği maskelerin ardından kurulan süslü cümlelerle gizli gündemini perdelemeye çalışan insanlar görürüz.

Antik Yunanda tiyatrocular "persona" adı verilen maskeler takarmış. Sesler maskenin arkasından gelir, oyuncunun yüzü görünmezmiş. Bu maskeler bir yandan işitilebilirliği artırırken bir taraftan da kılıktan kılığa giren oyuncunun tanınmasını engellermiş. 

Modern toplumun maske anlayışı da o dönemlere göre çok değişmiş durumda. Oyuncuların vermek istediği duyguya uygun maskeyi yüzüne tuttuğu dönemler tarihte kaldı. Gerçek maskelerin yerini de görünmez maskeler aldı. Niyeti, duyguları, değerleri ve özüyle gerçek kişilerin yerini de sahte "kişilik"ler aldı. İşte bunun içindir ki, "persona" bugün kişilik ve takınılan tavır anlamında kullanılıyor.

Yani sahte kişiliklerin sahnesi.

Modern insan her zamankinden daha fazla onaylanmak ve beğenilmek istiyor. Kabul görmek, sevilmek, övülmek istiyor.

Daha çok alkış almak, hatta bütün alkışları kendisi almak istiyor. Bütün payeleri kendisi almak, makama/unvana kavuşmak istiyor.

Bunun için de olmayanı olmuş gibi gösteriyor. Bilmediği halde biliyor gibi ahkam kesiyor. Kendi kusurunu ve eksikliğini gizlemek ve aradan yol bulmak için yaygara çıkarıyor.

Abartıyor, köpürtüyor. Başkalarının emeğini kendine mal ediyor.

Dedikodu ediyor, iftira atıyor. Gizli salkı planlar yapıyor.

Ayartıyor, kandırıyor, kafa bulandırıyor, daha da ileri giderse mide bulandırıyor.

Rüşvet veriyor. Bu rüşvet bazen sahte bir gülücük, bazen sahte bir övgü, bazen sahte bir yakınlık, bazen de vaat olabiliyor. "Siz bilirsiniz efendim." ya da "müdürümmm" yalakalıkları, "Sayın .nımın da arz ettiği gibi." dalkavukluğu.

Vefayı ve minneti unutuyor, dostluğu pazara çıkarıyor. Çünkü kendisini hayattan ve herkesten alacaklı görüyor.

Bu kandırmacanın devamında ise kendi olmaya cesaret edemeyen ve maske takan bu kişinin içinde öfkeler birikmeye başlıyor. Biriktirdiği kinler yumak yumak oluyor. Hasetlik ağlarını her yanını örüyor. Karanlık odada korkmamak için yalan şarkılar mırıldanmaya başlıyor. Sahte ninniler ile kendisini avutmaya çalışıyor.  

Şeyh Gâlib; "Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen / Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.", yani "Kendine dikkatlice bir bak, sen âlemin özüsün. Sen varlıkların gözbebeği olan insansın." demiş.

Varlıkların gözbebeği olan bir insanın "kendi" olamaması, özüne ve ruhuna yabancılaşması, doğal halinden soyutlanması; kısaca kendisini kandırması ve başkalarını da kandırmak için maskeler takması çok acınası bir durum.

Sahicilik yerine sahteciliği seçmesi, yalan dünyanın promosyonlarına kanıp özüne sadakatsizlik etmesi, yakınlarına vefasızlık etmesi çok acınası bir durum.

Oysa başkalarını kandırmaya çalışan, aslında kendini kandırmaktadır. Sahici insan ise öncelikle özüne sadık olan insandır. Bu nedenle de sahicilik, kendini bilmekle başlar.

Belki bir hafta da kendini bilmek ve kendine yabancılaşmak üzerine yazarım. Bugünlük şu mesajla bitirelim:

Başkalarına karşı dürüst olmaya cesaretin yoksa, bari kendine karşı dürüst ol ve oyun oynamaktan vazgeç. Çünkü, performansın güldürmek bir tarafa; tiksindiriyor.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu
Powered by BilgiSoft