Benim Sinemalarım ve bayramlar…

Bu haber 10 Ağustos 2019 - 0:04 'de eklendi ve 1.473 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

8 Aralık 2003’te bu köşede Benim sinemalarım…” diye başlık atmışım…

O Muğla‘nın sinemalarını anlatan yazıma “Gadın Molam” adını taşıyan kitabımda da yer verdim. Şu günlerde düzeltmelerle ve eklentilerle ikinci baskıyı hazırlıyorum.

Demek ki Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş‘ün yeni nesil MuğlalılarıYazlık Sinema” ile tanıştırırken, eskileri geçmişe yolculuk ettirdiğinide not düşeceğiz.

31 Temmuz Çarşamba günü yaşanan ‘Yıldızların altında yazlık sinema‘ etkinliğinin ilkinde “Babam ve Oğlum” filmi daha önce izlenme rekoru kırmış olmasına rağmen Konakaltı Kültür Merkezi avlusunu doldurdu.

Bunda ücretsiz olmasının etkisi oldu mu bilmiyorum, ama ben kültür, sanat etkinliklerinin ücretsiz olmasına da taraftar değilim. “Bedavaya” alışılmamalı. Az da olsa bir bedeli olmalı… Çekirdek ve gazozda ücretsiz ikram edildiğine göre, hiç değilse sembolik olarak 2.5 lira alınabilirdi…

xx      xx      xx

O gün eski model bir otomobille “Bu akşam..” diye anonsla duyurusu yapılan etkinlikte çekirdek ve beyaz gazozunda düşünülmüş olması yanında, etkinlik için Konakaltı Kültür Merkezi avlusunun tercih edilmiş olması da anlamlı ve güzel olmuş.

Benim sinemalarım…” başlıklı yazımda, “Bir zamanlar sineması çok Muğla’da, Muğlalılar yazları sinemaya gitmeyeli yıllar oldu. Çünkü bu gün yazlık sinemamız da yok…” derken, yazımın bir yerinde de şu ifadelerde bulunmuşum:

Muğlalı eğlenmeyi sever. Derler ki, ‘Gökte düğün va, Mola’nın garıları merdiven daya çıkala’…

İki yazlık yetmemiş olmalı ki, üçüncü yazlık Konakaltı semtinde açılmıştı. Bugün Konakaltı Kültür Merkezi olarak hizmet veren tarihi yapının (han) bahçesi yazlık ‘Zafer Sineması’ olmuştu. Hintlilerin bu gün dünya klasiği olan ‘Avare’ filmini orada izlemiştim.

Yazımın bir yerinde de “Muğla’nın sinemaları birer birer zamana ve ranta yenik düştüler. Bugün belediyenin ‘Kültür Merkezi’ fonksiyonu yüklediği Konakaltı Hanı’nın bahçesinde yine bugünkü kullanımına uygun bir yazlık sinema da açılabilir miydi bilemiyorum. …” demişim.

xx      xx      xx

Gadın Molam” kitabımdaki yazılarımdan biri de “Yılmaz Gazozları geyirtir…” başığı taşır. Bu köşede 15 Aralık 2003‘te yayınlanan bu yazımda da şöyle anlatmışım:

Siyah-beyaz sinema günleriydi. Konserlerde sinemalarda yapılırdı. Bugün çocukluğumdan anımsayabildiğim tek konser Erol Büyükburç konseridir. Yazlık Kulüp Sineması’na gelmişti. 10 bin nüfuslu Muğla’da bu konsere sinema salonu yetmemiş; ertesi gün konser sohbetlerinde ‘Filancanın karısı konsere gitmek için evindeki kavurmasını satmış’ dedikodularını duymuştuk.

Bu yazımın bir yerinde ise “Aslında bu filmlere annelerimiz gittiği için giderdik. Kadın matineleri olurdu. Yazlık sinemalara hanımlar pikniğe gider gibi yemekleriyle giderlerdi. Baş yemek yaprak sarmasıydı.” ifadesinde bulunmuşum. Ardından “Kışlık Zeybek Sineması’nda kadın matineleri cumartesi günleri olurdu. Muğla’nın delikanlıları film çıkışında sinemanın önünden Kurşunlu Caminin önüne (caminin güneyine ön derdik) kadar sıra olup genç kızları süzerler; genç kızlar mahcup onlara göz atarlardı. Bazen aynı kıza bakılır ya da laf atılır ve bu yüzden kavgaların çıktığı olurdu.” diye devam etmişim…

xx      xx      xx

Bu yazımı kaleme alırken okuduğumda belleğimi yeniden canlandıran satırlarda “… duvarlara boy boy yapıştırılan afişlerle duyuru yapılırdı. Ayrıca üstüne hoparlör bağlanmış, yan kapılarına afiş yapıştırılmış Murat taksiyle sokak aralarında dolaşılırdı. Reklamı çok yapılmış filmler için günler öncesinden sinemada yerler ayırtılırdı. Sinemaya geç gelenlerin yerleri eli fenerli görevliler tarafından gösterilir ve onlara bahşiş verilirdi.” diyerek, bizi güldüren gazoz reklamını anlatırken de şöyle devam etmişim:

.. Hanımlar ‘Kadın Matineleri’ne düğüne gider gibi iki dirhem bir çekirdek giderlerken, aileler de özellikle önceden yer ayırtılan filmlere en şık ve yeni giysileriyle giderlerdi.

Sinemada sık sık film arası verilirdi. O arada ‘uyanık’ Muğla esnafının reklamları anons edilirdi. Muğla’da üretilen ‘Yılmaz Gazozu’ yeni çıkmıştı. Şehir içinde taksi ile dolaşarak o akşam oynayacak filmin reklamını yapan (ki o, çoğu zaman filmi oynatan makinisttir) sinemanın makine dairesinden gazozun reklamını şöyle yapardı:

‘Yılmaz gazozları. Geyirtir…’

… Film arasında tahta sandalye sıralarının arasında su bakırlarının (bakraç-kova) içinde, aralarına önceleri kış aylarında dağlarda açılan kuyularda biriktirilmiş kar, sonraları buz konulup soğutulan gazozu satan gazozcular dolaşır; onları tahta tablalarda çekirdek, nohut leblebi, çikolata, çiklet satan çocuklar izlerdi… Sinemaların tuvaletleri de paralıydı. Bedava su dökülmezdi!

Evet herşeyin bir “değeri” vardır, bedeli de olmalıdır. ‘Yıldızların altında yazlık sinema‘nın da bir değeri, bir bedeli olmalı…

xx      xx      xx

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi‘nin yeni Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Çiçek te bu yaz üniversite yerleşkesinde açık alanda dev ekranda sinema izlenmesine olanak vereceklerini söylemişti. Oradan bir ses çıkmadı, yaptılar mı yapmadılar mı bilmiyoruz.

Bildiğimiz Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş güzel bir sürpriz yaptı. Kendisinden önceki yönetimin “akıl edemediğini” akıl etti ve o gece tarihi hanın avlusunu dolduranlara bir Çağan Irmak filmi izlettirmekle kalmayıp, nostalji yaşattı. Ben gidemedim. Bir dahaki sefere…

Öncelikle böyle bir etkinliği akıl eden veya edenleri kutluyorum. Tabi uygulanmasına izin veren de önemli. Yoksa o gece yaşanmazdı. Belki de izin veren değil, düşünendi de; Başkan Gümüş‘ü kutluyor ve teşekkür ediyorum… Benim bir türlü bazılarına anlatamadığım “Muğlalılık” bu işte…

Bakarsınız seneye Ramazan Davulu da çalınır…

xx      xx      xx

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Bugün arife… Yarın Kurban Bayramı başlıyor. Yarını saymazsak 3 gün bayram tatili. Beklendiği gibi 9 gün olmadı, ama “5 günlük bayram tatiline” fit olanlar çoktan otelleri, pansiyonları doldurdu…

Üretmeden tüketmeye fena alıştık. Yılın yarısı tatil edilse, “Utanmadan 12 ay maaş almaktan” kaçınmayacak çok kişi var!

Niyetim “Nerde o bayramlar” yakınmasında bulunmak değil. Çocukluğumda “Et bayramı işte” diye küçümsemede bulunanlar olurdu da rahmetli babam çok kızardı. Gidişat “Tatil Bayramı” olmak gibi… Hem Kurban hem de Ramazan Bayramı için öyle… Gelecekte “et bayramını” da arayacağız görünüyor. Tabi günümüzde kurbanı kestiğinizde çevremizde et vereceğiniz insan aramaya başladığınız da gerçek… Çocukluğumda “Allah için kurban, desti için kavurma” diye ondan mı derlerdi bilmiyorum. Bugün anlıyorum, meğer “Kurban Bayramı, ‘Kavurma Bayramı’na dönüyormuş” da ondanmış…

Babam rahmetli “Kestiğin kurbanı yiyeceksin, ama 7 parçasını da dağıtacaksın” derdi. “Kurbanın derisi de kasabındır” diye ilave ederdi… O yıllarda Türk Hava Kurumu da derileri toplardı. Sonra da aralarında “derneklerle” rekabet başlamıştı…

xx      xx      xx

Bugünlerde kurbanın sadece derisi için değil, kurbanın kendisi içinde rekabet var!

Kızılay senelerdir THK ile “fitre”ye ortak olurdu. Şimdi KızılayBırak kurbanın derisini, hani bunun gerisi” dercesine kurbanın tamamına sahip çıkıyor.

Kızılay Muğla Şube Başkanı Yusuf Kayacık, bir aydır sosyal medyada “lansman” yapıyor. Meğer Kızılay sadece depremde çadır kurmaz, kavurma da dağıtırmış. Sayesinde öğreniyoruz. KayacıkKurbanınızı #TürkKızılayMuğla Şubemize bağışlarsanız, kurbanınızın etlerini konserve haline getirerek 18 ay boyunca yine Muğlalı ihtiyaç sahiplerine dağıtacağız… Bu Kurban kesim modelinin başka hiçbir kurumda olmadığını belirtmek istiyorum…” diyor. Doğrudur tabi.

Her tarakta bezi olan Kenan Gürbüz arkadaşımız da Kızılay Menteşe Şube Başkanı olarak aynı şeyleri söylüyor. Hangisine verseniz fark etmiyor, ama “İslami Kesim” konusunda şüphelerim olduğu için “hiç biri” diyorum. Rahmetli babam da “Kurbanınızı dualarla kesmeniz ve mahallenizde olmayan yoksulu oldukları yerde bulup ibadetinizi yapmanız en doğrusudur.” derdi.

Yok illede bağış yapmak durumunda iseniz, “Mehmetçik Vakfı, Darüşşafaka, Lösev” sizi bekliyor…

Bayramınız kutllu olsun…

——————————                                                                       ——————————

GÜNÜN SÖZÜ:Siyasetle ahlâkı ayıranlar, ikisinden de bir şey anlamamışlar demektir. John Morley.

ÇİVİ

CHP Milas gecesinde sahnedeki pankartta “YOU WILL NEVER WALK ALONE” yazılıymış, arkadaşım “Gecenin onur konuğu Canan Kaftancıoğlu İngiltere’den mi gelmiş?” diye sordu.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
gerçek CHP'li 11 Ağustos 2019 / 09:38

Ulusal düzeyde yayın yapan TV’de Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesine öğrenci alan okulun müzik bölümü yetenek sınavını birinci ilanda kazandığı halde ikinci ilanda elendiği haberi yayınlandı. Sınavda elenen Muğla’lı kızımız ve annesi ağlıyor. Sayın Rektör Hüseyin Çiçek bu konuya el atıp, hakkı yenen Muğla’lı kızımıza sahip çıksın.