Hüseyin Nizamoğlu

Hüseyin Nizamoğlu

NERDE KALMIŞTIK
HüseyinNizamoğlu ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Atatürk Etrafındaki Çemberi Nasıl Kırdı?

Eklenme : 27.01.2022 00:00:00
Görüntülenme: 505

Geçen Haftaki Yazının devamı.

Gerginliği Artıran Olaylar...

Halk arasında söylenen, güzel bir deyiş vardır:

"Eltiler düğünde beraber göbek atarken, bohçaları hamamda birbiriyle kavga ederler."

İsmet paşa ile Celal Bayar'ın karşılıklı tartıştıklarını hiç kimse görmedi. Aksine, Celal Bey İsmet Paşa'ya saygıda hiç kusur etmedi. İsmet Paşa'nın ağzında ise, hem karşı karşıya ve hem de gıyabında Celal Bayar için hep sevgi sözcükleri döküldü. Ama aralarındaki kıyasıya süren gizli benlik kavgası, beceri ibresinin devamlı Celâl Bayar'dan yana sarkmasıyla iyice kızıştı.

1931 yılının güz mevsimindeki Bakanlar Kurulu toplantıla­rından birine Atatürk başkanlık ediyordu.

Bu toplantı, kalkınma içerikliydi. Karayollarının yapımı, ti­caret ve sanayiinin geliştirilip, canlandırılması için neler yapıl­ması gerektiği tartışılacaktı. Bütün bakanlar sırasıyla projeleri­ni, hazırlıklarını anlattılar.

Atatürk bir elinde kalem, önündeki kâğıda önerilen proje­lerin rakamsal tutarlarını yazıyordu. Konuşmalar bitince, yazdı­ğı rakamları toplayıp, Maliye Bakanına döndü:

Arkadaşlarınız memlekete gerekli işlerin yapılabilmesi için sizden beş yüz milyon lira istiyorlar, ne dersiniz?

Maliye Bakanı çaresizlik içinde başını öne eğmişti; hiç ses çı­karamadı.

Atatürk yeniden sordu:

Arkadaşlarınız sizden beş yüz milyon istiyorlar, cevabınız nedir?

Bakan sesi zor işitilecek biçimde yavaş yavaş konuşmaya baş­ladı. Bütçe rakamlarını sıraladı, geliri gideri döktü ve:

"Değil beş yüz milyon, beş milyon bile verme gücüm yok" dedi.

Bu defa Atatürk, öteki bakanlara döndü:

Maliye Bakanı arkadaşınızın söylediğini duydunuz. Param yok, diyor. Sizin fikriniz nedir?

Toplantı salonuna derin bir sessizlik çökmüştü. Kimsenin "Çıtı" çıkmadı.

Atatürk, sinirlendiği zamanlarda yaptığı gibi, parmaklarıyla masaya vurmaya başladı. Bir süre bekledi. Sonra yeniden sor­du:

Fikriniz Beyler! Para yok diye oturacak mıyız?

Yine yanıt alamaz, Atatürk iyice sinirlenmiştir. Öfkeyle aya­ğa kalkar:

Peki, Beyefendiler, beş yüz milyonumuz yok. Çaremiz yok. Öyleyse iş yapmayacağız, oturacağız!

Bu çaresizlik tablosunun ardından üzüntüyle toplantıyı terk eder.

O gece Atatürk Çankaya'daki sofrasında arkadaşlarıyla bu toplantının irdelenmesini yapar ve şunları söyler:

- Şurada birkaç yıl önce iki yüz elli bin lira ile işe başlamış bir İş Bankası var, bugün memlekette hangi ekonomik mesele­lere el attığını görüyorsunuz. Sonra yurdun bütün varlığını elinde bulunduran bir hükümet var, memlekete tek çivi çaka­mıyor. Bu DEJA beceriksizliktir!

Bu olumsuz ve ümitsiz hava, 9.9.1032 tarihinde, İsmet Paşa'nın tüm süre gerisi engellemelerine rağmen, Celâl Bayar'ın İktisat Bakanlığına atanmasıyla giderilmeye çalışıldı.

Batıya dönük bakışıyla, liberal görüşün temsilcisi yeni İktisat Bakanının ülke ekonomisine nefes aldıracağı kesindi. Ama ke­sin olan bir başka gerçek daha vardı:

Uzaktan uzağa sürmekte olan Celâl Bayar İsmet İnönü çe­kişmesi, doğrudan Bakanlar Kurulu ortamına taşınmış oluyor­du.

Bu adı konmamış kavgada, rakibine hırslanan, öfkelenen hep İsmet Paşa oluyordu.

Özellikle, Atatürk'ün ekonomik işlerde devamlı Bayar'ı ter­cih ettiğini gördüğü zamanlar...

Celâl Bey, İktisat Bakanlığı görevine başlayınca, Gazi ye ken­dini bu makama tercihinden dolayı teşekkür telgrafı gönder­mişti. Atatürk bu gönderiye, aynı gün şu cevabı verdi:

DEVAMI GELECEK.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft