Bakanlık Yatağan’da hava kalitesini ölçmüyor mu?

Bu haber 05 Ekim 2019 - 0:04 'de eklendi ve 1.393 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Senelerce başta rahmetli Saynur Gelendost olmak üzere çevrecilerin ve başta Tabib Odası olmak üzere ilgili meslek odalarının mücadeleleri sonunda Yatağan Termik Santralı ile birlikte Yeniköy ve Kemerköy Termik Santrallerinde Bacagazı Arıtma Tesisi (Desülfirizasyon) kurulması AK Parti Hükümetlerine nasip olmuştu. Sevinmiştik…

Arıtma Tesislerinin çalışıp çalışmadığını nereden bileceğiz?” sorularına yanıt ararken de Yatağan Santralinde, Yatağan‘da ve hatta Muğla il merkezinde “Hava Kalitesini Ölçüm İstasyonları” kurulmuştu. Yine sevinmiştik.

Sonra santrallerin özelleştirilmesi gündeme geldi. Özelleştirmenin “sakıncaları” anlatılırken, bunlardan birinin de “özel şirket elinde arıtmanın çalıştırılmayacağı” sakıncası olduğuna dikkat çekilmişti. Kaygılanmıştık…

Santraller özelleşti. Arıtma tesisleri çalışıyor mu? Bilen, denetleyen yok! Unuttuk…

xx xx xx

Son zamanlarda Yatağan‘dan neredeyse her gün şikayetler geliyor. Arıtma tesislerinin çalışmadığını, gönderdikleri veya sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarda yer verdikleri santral fotoğrafları ile anlatmaya çalışıyorlar. “Hava Kalitesini Ölçüm İstasyonları”nın zaman zaman devre dışı kaldığı da şikayet ediliyor.

Hava Kalitesini Ölçüm İstasyonları” devre dışı kalmasa ne olacak? Durum normale dönmüş olacak mı? O istasyonlar “Bağımsız kurum ve kuruluşların denetiminde olmazlarsa” durum elbette normale dönmüş olmayacak..

Güven”, sihirli sözcük.. Güvenemiyoruz… Kime güveneceğiz?

Yatağan‘dan gelen fotoğraflar ürkütücü. “Basın nerede?” diyesim geliyor! “Çevreciler nerede?” derseniz, bir tek MUÇEP var.. Onlarda kömür arama ve kömür çıkarma faaliyetleri ile altında kömür madeni var diye köylülerin göçe zorlanmalarına ve ormanların, zeytinliklerin, tarım alanlarının ortadan kaldırılmalarına tepki gösteriliyorlar. Her yere yetişmek kolay değil.

Yerel yönetimler nerede?

xx      xx      xx

06-07 Eylül 2019 tarihli internet gazetesinde “Poşet yasak, filtresiz santral serbest: Çevreci gibi davranan iktidar tutarsız politika izliyor” başlıklı haberlerde, özelleştirilen santrallere 36 ay daha çevre yükümlülüklerinden muafiyet tanındığı duyuruluyordu.

Aklıma sigara yasağı geldi. Geçenlerde kendi özel otomobillerinde sigara içenlere de ilk defa ceza uygulandı. İnsanların özel evlerine de yasak veya doğrudan ceza gelir mi bilmiyorum, nargile salonlarına bir şey diyen yok…

Sigara tütün de, nargile tütün değil mi?

Yanlış anlaşılmasın, sigara yasağını ben de destekliyorum. Kapalı mekanda, açık alanda; başka insanların olduğu her yerde tütün ve tütün mamülleri yasaklansın… Bilindiği gibi, kapalı yerlerde sigara yasağı Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen “Dumansız Hava Sahası Kampanyası” ile geldi.

Bu bakanlık “Dumansız Hava Sahası Kampanyası” çerçevesinde “sigara dumanını” yasaklarken, “fosil yakıt dumanını” neden yasaklamıyor? Aslında yasaklanmıştı da…

xx     xx      xx

Yatağan, Yeniköy, Kemerköy Termik Santrallerine bacagazı arıtma tesisi kuran AK Parti Hükümetleri, arıtma tesislerini kesintisiz çalıştırmış ve Muğla‘da “Dumansız hava sahası” tamamen yaratılamamış olsa da “hava kalitesi” kontrol altına alınabilmiş ve sağlanabilmişti…

Hatta Türkiye’de 2017 yılından itibaren baca gazı arıtma tesisi de denilen “Desülfirizasyon” ünitesi bulunmayan santrallerin çalışmasına izin verilmiyordu…

Ancak 06-07 Eylül 2019 tarihli haberlere göre, TBMM tatile girmeden hemen önce “özelleştirilen santrallere36 ay daha “çevre yükümlülüklerinden muafiyet” getirilmiş!

Haberde değişikliğe tepki gösteren CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz‘ın, “Vatandaşa poşeti yasaklayıp, çevreci gibi davranan iktidar, termik santraller için tutarsız bir politika izliyor” ifadesine de yer verilmiş. Meğer bu yönde bir değişiklik daha önce de yapılmış ve Anayasa Mahkemesi (AYM) bu değişikliği iptal etmiş. Nasıl olduysa haberimiz olmamış!

AYM, o değişikliği iptal eden kararının gerekçesinde, “Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının ekonomik ve mali gerekçelerle vazgeçilecek haklardan olmadığını” belirtmiş.

Bu defa, özelleştirilen termik santrallerin çevre yükümlülüklerinden muaf tutulmasına dair düzenlemede şirketlere tanınan süre 31 Aralık 2019‘da sona ermiş. Ancak Yavuzyılmaz‘ın açıklamasına göre, bu son değişiklikle “halkımızı zehirlemek pahasına, termik santral şirketlerine daha çok kâr elde etmeleri için 2022 yılının sonuna kadar doğayı kirletebildikleri kadar kirletme hakkı” verilmiş bulunuyor… Akıl alacak gibi değil…

xx      xx      xx

Anlaşılacağı gibi Yatağan Termik Santralı‘nın havaya kara dumanlar salan bacalarının fotoğraflarını bakıp, buradan yola çıkarak bacagazı arıtma tesisinin çalışıp çalışmadığını, hava kalitesi ölçüm cihazlarının devre dışı kalıp kalmadığını sorgulamanın, çevrecileri ve yerel yönetimleri “Yatağan’ın santral bacalarına neden bakmıyorsunuz?” diye eleştirmenin de alemi yok! Kandırılabiliriz…

Ancak CHP ve İYİ Parti Muğla Milletvekillerini, “Meclis tatile girmeden yapılan değişikliktenZonguldak Milletvekili Yavuzyılmaz‘ın haberi olurken siz neredeydiniz diye eleştirebiliriz.

Yavuzyılmaz‘ın ifadesine göre, böyle bir değişikliği daha önce AYM iptal ettiğine göre ve iptal gerekçesi bu gün “ortadan kalkmadıysa”, o AYM‘ne hemen başvurmak gerekmez mi?

xx      xx      xx

Olay mahalliTürkiye Büyük Millet Meclisi… Muğla Milletvekillerimiz meclis açıldığına göre sözlü veya yazılı soru önergesi vereceklerdir muhtemelen…

Bu konuda özellikle ikisi oldukça deneyimli…

Ancak Muğla‘nın hava kalitesisinin bozulması, önümüz kış; inversiyon olaylarının yaşanabileceği açısından “olay yeriYatağan ve öteki santrallerimiz olduğuna göre, Yatağan Termik Santrali önünde, özellikle Yatağan‘da özelleştirmeye karşı barikatlardan çıkıp gelip milletvekili olan Süleyman Girgin ve “olay mahallinde” basın açıklaması deneyimine sahip olan Mürsel Alban‘ın birlikte protestoda bulunmaları gerekmez mi?

Bu protesto olsa da olur, olmaasa da olur...

Olsa belki alkışlarız, ama bir de “HukukçuMilletvekilimiz Burak Erbay olduğuna göre, 5 Muğla Milletvekilimiz hepbirlikte Anayasa Mahkemesi‘ne başvurabilirler. Biz de hepbirlikte alkışlarız…

Tabi CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın açıklaması doğru ise veya ben yanlış anlamadıysam…

xx      xx      xx

Yok eğer CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz‘ın açıklaması doğru değil veya ben yanlış anladıysam, Yatağan Termik Santralı‘nın özelleştirmeden sonra bacagazı arıtma tesisinin çalıştırılıp çalıştırılamadığını soruşturup, Yatağanlı yeniden zehirli gazları solumaya başladı ise hepbirlikte ayağa kalkmalıyız.

Aslında santral arıtma tesisi kurulmadan önce olduğu gibi, havayı kirletmiyor olsa bile kapatılmalıdır. Türkiye bu konuda Uluslararası sözleşmelere imza atmış bir ülke olarak bunu yapmalıdır.

1985’te üç ünitesiyle enerji üretimine başladıktan sonra, insan sağlığına ve çevreye olumsuz etkileri nedeniyle yerel gruplar ilgili bakanlıklara, TEAŞ’a ve Muğla Valiliği’ne başvurmuş, geri dönüş olmamış, bunun üzerine davalar açılmıştı. Bilirkişilerin santralın üretiminin durdurulmasına dair görüşlerine rağmen mahkemeler kapatma talebini reddedince konu AİHM’ye taşınmıştı. Dönemin Çevre Bakanı Osman Pepeİnsan sağlığı açısından sınır değerleri aşılırsa santralı tamamen kapatmamız gerekecek” dese de AİHM kararına rağmen santral kapatılmamış, 2014’te de santrale kömür sağlayan madenle beraber özelleştirilmişti.

Ve bugünlerde Muğla’nın her yerinde kömür arıyorlar… Çünkü Yatağan’da kömür kalmadı… Kalan üç kuruşluk kömür için köylüleri göçe zorlamayı, ormanları, zaytinlikleri yok etmekten vazgeçin…

Bu santralı ithal kömürle çalıştırmakta mümkün değil, çünkü bölgenin kömürüne göre kuruldu, ve Polonyalıların terk ettiği bir teknoloji olan bu santral ömrünü tamamladı…

Doğal ve tarihi çevre ile insanların ömrünü de tüketmenin alemi yok…

——————————                                                                                            ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Demokraside oyunuz sayılır, feodalizmde sayınız oydur. –Mogens Jallberg

ÇİVİ

Yarın Kafaca’da boğalar Kafaca Okulu için güreşiyor. Arkadaşım “Bu gidişle pehlivan, deve, boğa güreşleri Valilik, Belediye hayrına güreşecek gibi” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Reşat Öztepe 05 Ekim 2019 / 10:32

Gocuman; yazınızı okudum. Teşekkür ediyorum. burada aldığım Cümle ise “SERLEVHA” niteliğinde ve herkesin dikkatini çekmesi gereken bir konu. sevgi ve saygı. Bu santralı ithal kömürle çalıştırmakta mümkün değil, çünkü bölgenin kömürüne göre kuruldu,

Zafer KARADAĞ 05 Ekim 2019 / 14:41

Sevgili Özcan Kardeşim,

Türkiye’de 3 termik santrale sahip tek il olan Muğla’mızın bu özelliğiyle gurur duyamamamızın sebebi, sebep olduğu hava kirliliği, çevre felaketi, artan kanser oranı ve en acısı da erken yaşta kaybettiğimiz hemşehrilerimizdir.

Bu yüzden, 13 yıl önce, Amerika’da yaşayan bir bilim insanının geliştirdiği bacagazı arıtma teknolojisinin, bizim santrallerdeki gibi sadece kükürdü değil, diğer zararlı gazları da filtre ettiğini duyunca heyecanlandım ve hemen irtibata geçtim.

Onun verdiği yetki belgesiyle ve Memleketime faydalı olmak amacıyla kendi imkanlarımı kullanarak Çin’den Türkiye’ye geldim ve haftalar süren bir görüşme maratonu gerçekleştirdim.

Bu süreçte, Enerji Bakanı Hilmi Güler ve müsteşarı, Çevre Bakanlığındaki ilgili genel müdür yardımcısı ve daire başkanları ile pek çok görüşme yaptım.

Teknoloji yeni ama umut verici olmasının yanısıra, kullanılmakta olan baca arıtma sisteminden çok daha düşük bir yatırım ve işletme sermayesi gerektirdiği için, hedeflediğim ilgiyi yaratabilmiştim.

Patentin sahibi olan bilim insanı, bu teknolojinin üstünlüğünü kanıtlamak için, Yatağan’daki 3 bacadan sadece birinin yüzde 10’luk kısmında bir uygulama yapmanın yeterli olacağını söylediği halde, Bakan Güler, bir bacanın yarısını bu deneme için tahsis edeceklerini söyledi.

Bu müjdeyi de aldıktan sonra Muğla’ya geldim, Valilikle görüştüm, Yatağan’a gidip hem santral işletmesi ile konuştum, hem de düzenlenen bir çevre platformu toplantısında bu teknoloji hakkında bilgi verdim, o insanların benim mutluluğuma nasıl ortak olduklarını, umutların nasıl canlandığını görmeni isterdim.

Oradan Milas’a geçip, Yatağan-Yeniköy-Kemerköy termik santrallerinin üçünün baca arıtmaları için ortak kurulan arıtma biriminin genel müdürünü ziyaret ettiğimde çok güzel bir sürprizle karşılaştım.

Genel müdürlük makamında, benim Saburhane’den çocukluk arkadaşım Ali Rıza Köknal oturuyordu, sağolsun hemen ilgilendi, ben de heyecanla elimdeki bilgileri paylaştım.

Ancak hatıramın bundan sonrası maalesef hüzünlü, çünkü 130 milyon Euro bedelle Almanya’dan alınan kükürt (baca değil) arıtma sistemi için imzaladığımız sözleşme tüm hayallerimizi yıktı.

Masanın üzerinde duran, 1.000 sayfalık, ciltli ve kırmızı kaplı o kalın (!) sözleşmeye göre, bırakın bacalardan birinin yarısında yeni bir uygulama yapmayı, Almanların yazılı izni olmadan bir civatasını bile değiştirmeye kalkmamız halinde, garantinin sona ereceği açık bir dille ihtar edilmişti.

Daha sonra tekrar Ankara’ya gittim, ancak birden ortaya çıkan görünmez duvarlara çarpa çarpa başımı gözümü yardıktan sonra, çaresiz Çin’e geri döndüm.

Bu hatırayı paylaşmamın sebebine gelince, büyük ihtimal Ali Rıza kardeşim emekli olmuştur ama yukarıdaki arıtmayla ilgili sorularının en sağlıklı ve güncel cevaplarını O’ndan alabilirsin diye düşündüm.

Sana, ailene ve goca Moğlamıza yürekten sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.

Zafer