Korku Hikâyelerinin Saltanatı - Hamle GazetesiHamle Gazetesi

Korku Hikâyelerinin Saltanatı

Bu haber 25 Mart 2020 - 0:02 'de eklendi ve 600 views kez görüntülendi.
İdris Koç
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

Evlere kapandığımız bu günler tam da roman ya da biyografi kitapları okuma zamanı. Ben de Şevket Süreyya Aydemir’in “Suyu Arayan Adam” isimli biyografik eserini okumaya başladım. Şevket Süreyya’nın, Edirne’nin bir kenar mahallesinde geçen çocukluk yılları ve o yılların en büyük tehlikesi olan çetelere dair anılarıyla başlayan eserde; mahallenin, sokağın, evlerin tasviri yapıldıktan sonra şunlar anlatılıyor:

Misafir kadınlar toplanmaya başlayınca önce küçük dedikodular yapılırdı. Sonra hemen komita ve çete hikâyelerine geçilirdi. Kadınların en bilgiçleri her gece bu hikâyelerin yenilerini bulup söylerlerdi. Hepsi korkunç, esrarlı hikâyeler… Gece ilerledikçe annelerinin dizlerine yapışarak veya eteklerine gömülerek onları dinleyen çocukların, bu hikâyelerin baskıları altında yorulan muhayyilelerinde; yıkılan camiler, atılan tabyalar, derviş, papaz ve eşkıya halleri birbirine karışır; gözler gittikçe mahmurlaşırdı. O zaman çocukların uykularını açmak için, daha doğrusu çocuklara gözdağı vermek için bir sıra öğütler başlardı.  …

Bu öğütler uzadıkça, onları dinleyen biz çocukların önce korkudan açılan gözleri gittikçe dalgınlaşmaya, yorulmaya başlardı. Analarımızın göğüslerine yahut dizlerine gittikçe daha çok gömülür  ve sonra öylece uyuyakalırdık.

Fakat hayallerimizin çalışması uykuyla bitmezdi. Çetelerin, komitacıların bu defa da rüyamızdaki saltanatı başlardı. … Kısaca çocukluğumun o çağında, boş ve bütün çocuklarınki gibi her verileni almak için işleyen hayal gücüm, hep korkularla ve mücadelelerle örülürdü.”

Galiba o günler, koronavirüs salgını sonrasında yaşadıklarımızla benzerlik gösteriyor. Koronavirüs, ilk duyulduğu günden bu yana tek gündem oldu. Açıklamalar, öneriler, korkular, komplo teorileri… Çoğu kez küçük dedikoduların malzemesi cümleler, saatler sonra milyonlara ulaşan bir habere dönüşüverdi.

Falan yakınının başından geçen bir olay kurgusu ile toplumda korku ve panik yaratmaktan başka amacı olmayan paylaşımların sahipleri ile Şevket Süreyya’nın hikayesindeki bilgiç kadınların birbirinden hiç farkı yok. Her gece bir komitacı ve çete hikâyesi uydurup ertesi gün bunu mahallenin kadınlarına ve çocuklarına anlatan bu bilgiç kadınların yerini günümüzde sosyal medya dedikoducuları, klavye kahramanları ve tetikçiler almış durumda.

Şevket Süreyya’nın hikâyesinde, akşam oturmalarında annelerinin dizlerine yapışarak veya eteklerine gömülerek bu dehşet hikâyelerini dinleyen çocuklar yerini de elindeki telefon aracılığı ile sosyal medyaya gömülen insanımız almış durumda. Buna bir de 24 saat yayın yapan haber kanalları ve beyaz cam bilgiçleri eklenince durum daha da vahim bir hal alıyor.

Dolayısıyla zihnimiz bulanmış, muhayyilemiz kirlenmiş, bütün bildiklerimiz birbirine karışmış durumda; korku ve panik içindeyiz. Bu korku ve panik o kadar içimize sinmiş durumda ki, annelerinin dizinin dibinde bu dehşet hikâyelerini dinleyen çocuklar gibi biz de rüyalarımızda bile kabus görür olduk.

Şevket Süreyya’nın “… her verileni almak için işleyen hayal gücüm, hep korkularla ve mücadelelerle örülürdü.” diye ifade ettiği durum tam da bugünü ve bizi anlatmıyor mu? Her izlediğine ve okuduğuna inanan, kaynağını araştırmadan paylaşan; bunun üzerinden de dedikodu, haber, hatta politika üreten bir toplum başka nasıl tarif edilebilir ki? Uydurulan, çarpıtılan, manipüle eden haberler ile oluşan bilgi kirliliği; elbette ki toplumda korku yaratacak ve insanları hayali çete ve komitacılarla savaşan Don Kişot’lar haline getirecektir. Ve devamında da gelsin sosyal medya öğütleri…

Hikâye; “Çocukların mahallemizin sokaklarındaki günlük hayatı, dinledikleri yahut rüyalarında gördükleri hikâyelerin devamı gibi geçerdi. Oyunlarımız daha ziyade kavgalardan, baskınlardan ve savaşlardan oluşurdu…. Sonunda bu şakadan oyunlar, gerçek kavgalara dönüşürdü.” cümleleriyle devam ediyor. 

Şevket Süreyya Aydemir’in (1897-1976) hayat hikâyesini okuyunca görülüyor ki; yıllar geçse, bir yüzyıl geride kalsa ve kahramanlar değişse de senaryo değişmiyor. Yaşam tarzı ve ilişkiler, geçmiş toplumların yaşamlarından ibret alarak şekillendirilmiyor. İnsan; kısacık ömründe aynı hataları yapmaya devam ediyor, her şeyi deneme-yanılma ile öğrenmeye çalışıyor.

Ve her seferinde, bu hazır senaryonun oynandığı sahneleri izledikçe dehşete kapılıyor; rüyalarında kabuslar görüyor. Gece gördüğü rüyayı sabah yorumlayıp, sahte düşmanlar ile savaşmaya başlıyor. İşin garibi, bugün bu sahte kahramanlarla mücadele ederek, yarın birbiriyle yapacağı mücadelenin provasını yapmış oluyor. Çünkü bugünün gündelik-sahte sorunları, yarınların sosyal-politik kavgalarının malzemesi olacak.

Görülüyor ki, 115 yıl önce yaşayan bir çocuğun kabusu ile 115 yıl sonra yaşayan bir toplumun kabusu aynı sosyal dinamiklerden besleniyor. Ha çetelerin saldığı korku, ha koronavirüs korkusu…

İnsanoğlu, bugün de kendisine anlatılan hikâyelere kanmaya devam edecek. Ve korku hikâyelerinin saltanatı da…

25.03.2020

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
İsmail ZORBAMart 25, 2020 / 11:38 amCevapla

Sevgili İdris Koç Muğla’nın üretken insanlarından biri. Yıllar önce tanıdığımdan beri kendini geliştirme yolunda büyük bir inançla kendini adayan bir hizmet eri. Sadece kurumunda değil her kesime hizmetleri devam ediyor. Kitapları ile, gazete yazıları ile hizmet üretmeye devam. Hamle gazetimizde de bir seneye takın aktardığı yazıları ile gazetemize önemli bir vizyona ulaştı. Onu artık Muğla’nın sokaklarında güler yüzü her daim bir şeyler üreten aydınlattığı fikirlerinden uzak kalacağız. Hizmetine Ankara’da devam edecek. Yalnız ayrılışın bir nebze giderilecek. Hamle’de yazmaya devam edecek. Yolun açık olsun sevgili İdris Koç.


Hit Counter provided by criminal attorney Orange County
izmir escortantalya escortizmir escortporno indirizmir escortporno izle indirporno izle