Muğla vaha iken nasıl çöle döndü? - Hamle GazetesiHamle Gazetesi

Muğla vaha iken nasıl çöle döndü?

Bu haber 24 Mart 2020 - 0:00 'de eklendi ve 1.450 views kez görüntülendi.
Özcan Özgür
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Muğla‘dan dışarıya Ankara’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ü ziyaret etmenin dışında sağlık nedeniyle çıkmış ve bir de Cumhuriyet Gazetesi‘nin İzmir‘deki Bölge Temsilciliği‘ne gidip gelmelerin yanında, İzmir Temsilciliğinden dostum Mustafa Balbay‘ı görmek için Halil Eğriboyun‘un güvenliğinde Silivri‘ye gidip gelmenin dışında çıkmamış biri olsam da çok şanslıyım.

Çünkü TTB’den Dr. Selim Ölçer, Muzaffer İlhan Erdost, Vecihi Timuroğlu, Emre Kongar, İlhan Selçuk, Oktay Akbal, Hikmet Çetinkaya, Mustafa Ekmekçi, Naim Kılıç, Ahmet Abakay, Yalçın Bayer, Melih Aşık, Uğur Mumcu, Nail Çakırhan, Şadan Gökovalı, Fikter ve Filiz Otyam, Saynur Gelendost, Ceyhan Mumcu, Turgut Kazan, Fikret İlkiz‘i, Ataol Behramoğlu‘nu, Sadık Arslankara‘yı, Muzaffer İzgü‘yü, Perihan Balcı‘yı, Veli Lök‘ü, Metin Sözen‘i, Ruşen Keleş‘i ve elbette Yüksek Mimar, Ozan Cengiz Bektaş‘ı ve daha nice kültür, sanat, yazar, çizer; hukuk, tıp, mimarlık, bilim dünyası “insanı” tanıdım…

Gazeteci olmamdan çok bana bu zenginliği Oktay Ekinci, Erman Şahin, Mustafa Ulusoy, Sabahat Aykın, Necati Demirel, Bedriye Gürkan, Mustafa İlker Gürkan, Birdal Ertuğrul ile olan “arkadaşlığım” ve Muğla‘da olmam kazandırdı…

Birer birer eksiliyorlar… Eksiliyoruz… Mahsuni’nin Çeşmi siyahı kimleri uğurlamadı…

 

xx           xx           xx

Aklıma Zakkum‘un şarkı sözleri geldi;

Anason kokarken sofralar / Yaşlandırıyor seni aynalar / Her geçen yıl birer birer / Masadan eksiliyor dostlar

Muğla bir vakit; daha çok Erman Şahin ve çok olmasa da Orhan Çakır‘ın Belediye Başkanlıkları döneminde saydığım ve saydığımdan çok daha fazla isimle “Anadolu’nun Aydınlık, Demokrasi ve Hoşgörü Limanı” olarak anılır olmuştu.

Aslında Muğla onlarla öyle olmamış, Muğla zaten öyle olduğu için özellikle 12 Eylül 1980 koşullarında onlar Muğla’da soluklanmaya gelir olmuşlardı.

Onların ve onlarla bütün Türkiye‘nin Muğla‘yı tanımalarının öncüleri ise Erman Şahin, Oktay Ekinci ve İlhan Selçuk olmuştu… Muğla‘nın korunması meselesi ve faaliyetlerinde ise bu üçlüye Yüksek Mimar, Ozan Cengiz Bektaş eklenmişti…

Sadece Muğla’nın Saburhanesini, Yaylasını değil, Akyaka’yı, Halilin Yerini, Yüceleni onlar tanıtmıştı…

O güzel insanların çoğu masadan eksildiler. O güzel insanlar güzel atlara binip gidiyorlar, Muğla‘nın dün “vaha” iken bugün onların ardından “çöle” dönmesinin nedeni bu mu?

 

xx           xx           xx

Sorunun yanıtını öncelikle yerel yöneticilerimiz; Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün ve Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş vermeli…

Elbette “güzel insanlar” birer birer “güzel atlara” binip gidiyorlar. Ancak onlar zaten Orhan Çakır‘ın belediye başkanlığından sonra ellerini ayaklarını Muğla‘dan çekmişlerdi…

Bugün artık, uzun zamandır yeni yerel yöneticilerimizle o geçmiş zamanın “iklimi” yok! Bu yeni dönemde ben bir tek bir başka Dünya Şairimiz Özkan Mert‘i tanıdım onu da bir şenlikte küstürüp Bodrum‘a gönderdik…

Oysa Yatağanlı Karikatürist Mehmet Selçuk, Ulalı Yönetmen Yüksel Aksu ve Özkan Mert ile yeni bir iklim yaratılabilirdi… Belki onlarla İlhan Selçuk’un Saburhane’deki evi da yaşamımıza katılırdı…

Son yıllarda daha çok Akyaka‘da Hamdi Yücel Gürsoy‘un ev sahipliğinde düzenlenen etkinliklerde görebildiğimiz Cengiz Bektaş ağabeyi bir iki yıldır da yeniden Muğla sokaklarında görmeye başlayınca ne sevinmiştim…

Ki eskiden Muğlalılar yukarıda saydığım isimlerle Muğla Kebapçısında, Köftecisinde, Süpüroğlu’nda, Mahiroğlu’nda (Mıstabeyin Yeri) karşılaşırlardı…

 

xx           xx           xx

Vaha iken çöle dönüş sorusunun yanıtı şu;

Korumacılıktan” söz edip, “Muğla sevdasını” da diline pelesenk edip Kentsel SİT Alanı‘nda Muğla Evi alıp resore ederek içinde yaşayan ilk kişiler ve mimarlar Oktay Ekinci ve Cengiz Bektaş olmuştur. Saburhane‘de onların evlerine komşu olarak gelen üçüncü isim de İlhan Selçuk ağabey olmuştu, ama…

Orhan Çakır‘ın belediye başkanlığında bir seçim sırasında bir “Muğlalıİlhan ağabeyin bitişiğindeki Muğla Evi‘ne “ruhsatsız” müdahale ve eklentiler olmuş ve İlhan ağabeyin sevgili eşi Handan abla Evine, Saburhane’ye” küsmüştü! Ondan sonra da dinlencelerini Akyaka‘da Yücelen Tesislerinde geçirir olmuşlardı…

O aralar Cengiz ağabey de Saburhane‘deki evini Eczacılar Odası‘na satıp, uzaklaşmıştı… Zaten Oktay-Zehra Ekinci çifti de kendilerini çoktan İstanbul‘a sürmüştü. Göçmen kuşlar gibi…

Onları çeken iklim de kalmamıştı.

Cengiz Bektaş ağabeyi yıllar sonra yeniden Muğla sokaklarında görmeye başlayınca işte bu yüzden sevinmiştim… Muğla Büyükşehir Belediyesi geçte olsa kendisini “danışman” yapmıştı. “Muğla Şehir Müzesi” projesi O‘na teslim edilmişti.. Saburhane‘de restore ettiği evi tekrar geri almıştı… Saburhane‘deki evininin müştemilatını ‘Kütüphane‘ haline getirip çocuklara armağan etmişti.. Burada Cengiz Bektaş koordinesinde bir de kültürel ve sosyal çalışmalar başlatılmış, atölyeler kurulmuş, proje kapsamında mekânsal ve sosyal anlamda gelişimi sağlamak için Saburhane Semt Arılığı oluşturulmuştu…

Sanıyorum şimdi bu proje Oktay Ekinci’nin mimarlık eğitimi de almış Şehir Plancısı oğlu Kerem Doğu’nun omuzlarında kaldı. Kadere bak mı demeli…?

 

xx           xx           xx

Muğla Büyükşehir Belediyesi Danışmanı Y. Mimar, Ozan Cengiz Bektaş son yolculuğuna İstanbul‘da uğurlandı. Orada tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Bektaş hafta sonunda İstanbul Nakkaştepe Mezarlığında son yolculuğuna uğurlandı.

Nail Çakırhan gibi Ağa Han ve Mimar Sinan Büyük Ödülü sahibi Bektaş‘ın cenazesi için ailesi tarafından yapılan açıklamada, “Onu uğurlarken yanımızda olmak istediğinizi biliyoruz. Bunu biz de isterdik ama bildiğiniz gibi zamanın tuhaf bir aralığından geçiyoruz. Böyle bir aralıkta o şöyle derdi; ‘Kalben burada olduğunuzu biliyorum, n’olur gelmeye kalkmayın’. Elçiye zevâl olmaz. Lütfen onun bu isteğine uyun ve onu anmak için iyi bir zamanda buluşmak üzere sevgiyle ve sağlıkla kalın” denildi…

O mekan muhtemelen Akyaka‘da Yücelen Tesisleri olur.

Mimar, Mühendis, Şair, Mitolg Azra Erhat’ın manevi oğlu, Prf.Dr. Şadan Gökovalı‘nın manevi kardeşi, akademisyen Gönül Hanımın sevgili hayat arkadaşı Cengiz Bektaş‘ı orada anmak yakışır…

 

xx           xx           xx

Cengiz ağabeyi kim anlatacak?

Muğlalı mimarların ev sahipliğinde Erman Şahin‘de anlatır, Hamdi Yücel Gürsoy‘da… Ama artık Halet Çambel‘i, Nail Çakırhan‘ı, Oktay Ekinci‘yi anlatmak en çok ta Y. Mimar Yazar Ertuğrul Aladağ‘a yakışır…

Son zamanlarda hemen herkesi ve mimarlığı ve de korumacılığı Cengiz Bektaş‘ta dinler olmuştuk. Galiba yükse bu yük de sevgili Ertuğrul‘un omuzlarında kaldı…

Ozan Cengiz Bektaş‘ın “BİR EV ÇİZECEĞİM” şiiri ile noktalayalım:

“Bir ev çizeceğim bölümsüz, doğu-batısız. / Verin ellerimi, / Serin gölgelerde kişiler çizeceğim, / Ağısız çocukluklar.. / Sen-benin biz olduğu çağ, / Ayrı bölüm düşkünü yok aramızda. / Çalışmanın büyüsü irelecek, /Evimizin düzeni yerinde.

xx

Yüzyılların tümü birden yaşanacak, / Kötü tümceleri de seveceğiz iyilerce. / Geleceğimiz bizden utançsız, / Çalgılar susacak, ses sürecek eylemimizde. / Evimizde öldürmeyi öğreten inanışlar anılmıyacak. / Bilinmeyen ötelere el kaldıran papazlar olmayacak. / Demirci Müller’in gözlerindeki kuşku, / Senin, benim kuşkum. / Tinimizi tanrılığa yetiştirmeyi bileceğiz. / Tuna içimizde doğup kocayacak, / Birbirimizi çiçek olmuş, yaprak olmuş göreceğiz. / Kurumuş dudaklarımızda sıcaklık.. …

xx

Bir ev çizeceğim, bölümsüz, doğu-batısız. / Verin ellerimi, / Verin ellerimi, / Kişiler çizeceğim…

Cengiz Bektaş  ( 1934 –          )

Uğur Mumcu Bulvarı‘nda son eseri Şehir Müzesi‘ne O‘nun adı yakışır

————————————

GÜNÜN SÖZÜ: Yalnızlık başkalarından uzak yaşamak değildir, söylediğin şeylerin başkalarına uzak, anlamsız, anlaşılmaz gelmesidir. -Isaiah Berlin

ÇİVİ

Kızılay devreye girmek için hazırlık yapıyormuş. Arkadaşım “Gerçi ceset torbası ile gömüyorlar, ama bu saatten sonra artık kefen dağıtsınlar.” dedi.

Beni Bi Üzüntü Aldı: )))))

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Hit Counter provided by criminal attorney Orange County
izmir escortantalya escortizmir escortporno indirizmir escortporno izle indirporno izle