Ya Uzlaşır Ya Da Şamar Oğlanı Olursun - Hamle GazetesiHamle Gazetesi

Ya Uzlaşır Ya Da Şamar Oğlanı Olursun

Bu haber 19 Şubat 2020 - 0:03 'de eklendi ve 1.149 views kez görüntülendi.
İdris Koç
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

Daha önce yazdığım bir yazıda her devirde farklı şekilde tezahür eden hastalıklarımızın, yaşamın adeta adı konmamış kurallarının olduğunu söylemiş, bunlardan biri olan “başarıyı cezalandırma” konusuna değinmiştim.

Sosyal yaşam ve kurumsal ilişkilerde var olan bir diğer hastalığımız da tek tiplilik…

Herkes, etrafındakilerin kendisi gibi olmasını, kendisi gibi düşünmesini; kısaca her konuda kendisiyle uzlaşmasını istiyor. Anne-baba evlatlarının, yönetici çalışanlarının, patron işçilerinin, başkan üyelerinin her şeyi olduğu gibi kabullenmesini; her konuda kendisiyle uzlaşmasını istiyor.

Çünkü boyun eğmek, var olanı kabullenmek, kurulu düzenden yana olmak; uzlaşmak, yani düzenin değişmeden devam etmesini istemektir.

Birçok kişi için uzlaşmak ise; konforunu arttırmak, yerini korumak ve statüsünü sağlamlaştırmaktır.

Oysa insanın bir yanı “Dur, otur, işine bak…” demekle birlikte, bir yönü de “Kalk gidelim, bir şeyler yapalım; değişelim…” diye seslenmektedir.

Çünkü insan, hayal kuran, plan yapan, yarını tasarlayan, üreten, değişen ve değiştirmeye çalışan bir varlık. Bu nedenle herkes kurulu düzenle uzlaşıp, var olanı olduğu gibi kabullenemiyor.

Bir başka açıdan baktığımızda anne-baba evlatlarının, yönetici çalışanlarının, patron işçilerinin, başkan üyelerinin var olanı benimsemesini, kendisiyle uzlaşmasını isterken; aslında onların kendi tercihlerini benimsemesini ve kendi isteği yönünde değişmesini istemiş olmuyor mu?

Bu da bir başka şekilde değişime zorlamak değil mi? Bir mobbing türü değil mi?

Yıllar önce bir üst yönetici bana “Senin, amirinin kararını sorgulama hakkın mı var?” demişti. Ben de “Yani doğru da yapsa, yanlış da yapsa susmamı ve görmezden gelmemi mi istiyorsunuz?” demiştim. Tabi ki cevap verememişti. (Umarım,  şimdi hapiste çokça sorgulama yapıyordur.)

Ne yazık ki, bürokratik çarkın içinde böyle bir anlayış var. İtiraz etmeyen, soru sormayan, sorgulamayan, üretmeyen ortalama insanlar daha çok itibar görüyor. Askere giden her Türk erkeğine öğretildiği gibi “Ne öne çıkacaksın, ne de geride kalacaksın.” mantığı sosyal ve kurumsal ilişkilerimizde de aynen devam ediyor. Yalnızca işini yapan ve başkaca konularda bir fikri ve becerisi olmayan çalışanlar olmamız isteniyor.

Yani uzlaşan olmak… Ya uzlaşma olmaz ise ne oluyor?

Uzlaşmayan kişi, öncelikle her zaman günah keçisi oluyor.

Sosyal yaşamda, çalıştığımız işyerleri veya kurumlarda fikrini beyan eden, soru soran, anlamsız veya gereksiz uygulamaları sorgulayan, gerektiğinde itiraz eden, dönemin hakim anlayışının ya da yöneticinin yaklaşımının aksini düşünebilen ve ortalamanın dışına çıkan insanlar; her zaman günah keçisi olarak görülüyor ve her türlü olumsuzluğun faturası ona kesiliyor. Onlar adeta bir şamar oğlanına dönüyor. 

Bu şamar oğlanı, sosyal ve kurumsal ilişkilerde her olumsuzluğun kaynağı, faili ya da sorumlusu kabul ediliyor. Şamar oğlanı, artık hem kendi yapıp ettiklerinin hem de başkalarının yaptıklarının sorumlusu oluveriyor.

Gerçekler ortaya çıktığında ise atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş oluyor. Maksat o an için insanların algılarını bozarak günü kurtarmak olduğundan, sonradan ortaya çıkan gerçeklerin de bir önemi kalmamış oluyor. Çamur at, izi kalsın.

Uzlaşmak boyun eğmek, itaat etmek, sormadan ve sorgulamadan kabul etmek, hakkını savunamamak, görmemek, duymamak, yalnızca denileni yapmak ise; sen var, günah keçisi ol.

Uzlaşmak gel-git yalnızca verilen işi yap, fikir belirtme, değişme, değiştirmeye çalışma ise; sen var, şamar oğlanı ol.

Ancak şunu unutmamak lazım ki, uzlaşmak ve rahat etmek varken günah keçisi ve şamar oğlanı olmak çok zordur. Onun için uzlaşamayanlar daha çok çalışmak zorunda.

Uzlaşamayanlar daha çok emek vermek ve alın teri dökmek zorunda.

Öte dünyada bir yerimiz olacaksa, bu dünyada hoş bir sadâ bırakmak istiyorsak, varlığımızın anlamını bulmak ve var olduğumuz ortama bir değer katmak istiyorsak; varsın onlar düşünsün.

Bağışlanmış topraklarda egemenlik olmaz.”

19.02.2020

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Hit Counter provided by criminal attorney Orange County
izmir escortantalya escortizmir escortporno indirizmir escortporno izle indirporno izle