Muğla'yı tanıtmak için önce tanımalı! - Hamle GazetesiHamle Gazetesi

Muğla’yı tanıtmak için önce tanımalı!

Bu haber 14 Şubat 2020 - 0:01 'de eklendi ve 1.666 views kez görüntülendi.
Özcan Özgür
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

MUTSO‘dan 5 Aralık 2019‘da “Muğla Kentsel SİT Alanı’nın Topluluk Temelli Turizm Yaklaşımı ile canlandırılması Çalıştayı” başlıklı bir açıklama yapılmış.

Benim haberim olmadı. Açıklama bana gelmedi. Nejat Altınsoy arkadaşıma gelmiş. Konu yeniden gündeme gelince metni benimle paylaştı.

Belki bana da gönderilmiş, ama ben atlamış olabilirim. Ancak nasıl oldu bilmiyorum, bu açıklamaya basında da rastlamadım. Yoksa bu konu fazlasıyla ilgimi çekerdi.

Madem bu kadar ilgimi çekecekti, “Muğla Tanıtım Platformu” tarafından hafta başında Konakaltı Kültür Merkezi‘ndeki Nail Çakırhan Salonu‘nda gerçekleştirilen “Menteşe Kentsel Sit Alanında Turizmin Canlandırılması” konulu çalıştaya neden katılmadım?.

Bu konuya çeşitli kereler vurgu yaptım. O salona inemediğim için gidemedim. Salona inebilsem gider miydim?

Hayır…

xx           xx           xx

Salona inebilsem de gitmezdim.

Muğla Tanıtım Platformu” geçen sene Ekim ayında Muğla Büyükşehir Belediyesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Menteşe Belediyesi,İl Kültür Turizm Müdürlüğü, TÜRSAB ve

Rehberler Odasıile MUTSO ve GEKA tarafından oluşturulmuş.

Haberimiz yok…

Pazartesi günü yapılan çalıştayda konuşan MUTSO Başkanı Mustafa Ercan basında yer alan haberlere göre, “Muğla Tanıtım Platformu”nun, Muğla’nın tarihi, kültürel ve doğal kuruluşlarının biraraya gelerek, ortak projeler üretmeyi hedefleyen bir platform olarak kurulduğunu hatırlatırken platformun paydaşları ile ilgili “şehrin önemli dinamiklerinden” ifadesinde bulunmuş.

Gazeteciler (!)şehrin “dinamiklerinden” olmadığına göre son anda davet edilmiş olmamız da abes…

Gidebilseydim orada eleştirirdim, ama “benim farkımda olunmayan bir yere” gitmem doğru olur muydu?

Benim” derken kendimi değil, “gazeteciliği” kasdediyorum. Gerçi “Muğla’nın tarihi, kültürel ve doğal” kuruluşlarından değiller, ama iki gazeteciler cemiyetimiz var! Onlarda “paydaş” olabilirlerdi…

Bizimkiler de itilip kakılmaya alıştılar mı ne?

xx           xx           xx

Bir de o platformdan bir şey çıkmayacağı için gitmezdim.

10 Şubat Pazartesi günü çalıştay yapacaksınız, hadi 9‘u tatil, 8 veya7 Şubat dururken etkinlik günü (10 Şubat) sabahı WhatsApp ile çağrıda bulunacaksınız. Dünkü yazımda da vurguladığım gibi, sanki biz de “Bugün kim çağırır” diye bekleyipduruz…

Acaba basını unuttular da çağırmayı son anda akıl etmiş olabilirler mi?

Öyle de olsa gitmemem gerekirdi. Ki o gün, o saatte bir başka yere söz vermiş de olabilirim. O gün sadece ben mi etkinlik günü çağrıldım diye anlayabilmek için Nejat Altınsoy‘u aradım. Çağrıyı o da yeni almıştı!

Herkese o gün çağrı geldiyse, hiç kimse o çalıştaya gitmemeliydi, ama bunu ancak “örgütlü” insanlar yapabilir. Bizim cemiyetler de o kadar “örgütlü” meslek örgütleri olamamış olmalılar ki gazeteciler “gel” deyince gelecek insanlar olarak görülüyor olmalılar…

Yakıştıramadım. Ne o platforma ne de çalıştaya giden arkadaşlarıma yakıştıramadım.

Trafik kazası, yangın, cinayet ve benzeri bir “olay” değil ki bu…

xx           xx           xx

Bu çalıştaydan bir şey çıkmayacağını nereden mi biliyorum?

Tarihten kesin emin değilim…

Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün‘ün Muğla Belediye Başkanlığında(1999-2003 arası) ilk yıllarıydı.

Bugünkü arayışlar Orhan Çakır‘ın belediye başkanlığında olduğu gibi, o yıllarda da vardı.

Başkan Güründe anımsayacaktır.. O zaman TÜRSAB (Türkiye Seyahat Acentaları Birliği) BaşkanıBaşaran Ulusoy ve TTYD (Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği) Başkanı Tavit Köletavitoğlu ile turizmin ülke çapında duayenleri belediyemiz tarafından ağırlanmıştı.

HeyetKentsel SİT Alanı‘nda, Karabağlar Yaylası‘nda, Arasta‘da, restore edilmiş yapılarda gezdirilmiş, “Muğla Mutfağı” sofrasında, öğle yemeğinde ağırlanmış ve sonra Konakaltı Kültür Merkezi‘nde ilgililerin ve basının katılımıyla söyleşi yapılmıştı. Yanıtı aranan soru “Muğla turizmde nasıl pazarlanabilir?” idi.. Duayenler o gün aşağı yukarı şöyle dedi:

Kentin korunmuşluğu güzel. Restore edilen yapılarda öyle. Mutfağınız muhteşem. Ancak hikayeniz yok. Muğla’nın güzellikleri başka yerlerde de var. Biz kentleri değil, hikayesini pazarlar, satarız.

İşte bu yüzden o çalıştaydan bir şey çıkmaz…

xx           xx           xx

Muğla, “Kültürel mirasın korunması” mücadelesinin öncülerinden Emre Madran, Metin Sözen, Ruşen Keleş, Cengiz Bektaş, Oktay Ekinci, Nail Çakırhan ve diğerleri ile yürütülen çalışmalarla

Muğla Türkiye‘ye örnek gösterilirken, ne Şirince, ne Safranbolu, ne de Cumalıkızıkdiye bir yer vardı. Elbette korumadan yana mimarlar oraları tanıyor, biliyorlardı… Ama Türkiye Cumalıkızık‘ı ‘Kınalı Kar‘ dizisi ile tanıdı.

Bugün oralara turlar düzenleniyor. Muğla’ya yazları perşembe günleri iki otobüs yabancı turist geliyor, onlarda otobüs park sorunu ve tuvalet sorunu yaşıyorlar. Yemeklerini yolda, belde bir yerlerde yiyiyorlar. Bir otobüs turiste aynı anda yemek yedirebileceğimiz bir büyük lokantamız bile yok.

Ama bugün Şirince, Safranbolu, Cumalıkızık turizm zengini oldu. Kış aylarında bile turları ağırlıyorlar.

Tabi hikayeleri var…

Şirince‘de “Manoli’nin göz yaşları” ve benzeri hikayelerinin yanında, “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” demiş olan dünyanın okuduğu Dido Sotiriyu‘ları var…

xx           xx           xx

Bizimde “Dönme Dudu” hikayemiz ve daha nice hikayelerimiz ile Ertuğrul Aladağ’ımız var.

O çalıştayda Ertuğrul Aladağ neden yoktu?

Aslında “O çalıştaya katılanların kaç kişi Ertuğrul Aladağ’ı tanıyor?” diye sormak lazım.

Üstelik bizim sadece Ertuğrul Aladağ’ımız değil, Yüksel Aksu’muz da var.

Çalıştay’da Yüksel Aksu da yoktu!

Ama “Muğla Tanıtım Platformu”nda GEKA‘da varmış… Sevgili Ertuğrul‘un kitaplarından Yüksel Aksu bir senaryo çıkarır, GEKA‘da basar parayı, yurtdışında da izlettirilebilecek bir Film çekilir… Dondurmam Gaymak filmi ile yerli turistin gelmeye başladığı Muğla‘ya yabancı turistin de gelmeye başladığını görebiliriz…

Kimse gelmese, Yunanistan’daki “Saburhanelilerin” torunları gelir.. Adalılar gelir…

Asar‘daki iki Rum Kilisesinden birini restore edin bakalım neler oluyor?

DatçaCan Yücel” ile yerli turist ağırlıyor. Bizim de İlhan Selçuk’umuz var. Sayın Bahattin Gümüş Menteşe Belediye Başkanı olduğunda kendisine “İlhan Selçuk’un Saburhane’deki evini ‘müze, kütüphane’ gibi düzenleyip ‘İlhan Selçuk Evi’ olarak hizmete açalım” demiştim.

Sıcak bakmıştı, ama galiba unuttuk…

Acaba o çalıştaya katılanların kaçının Saburhane’deki İlhan Selçuk Evi’nden haberi vardı?

En önemlisi Hafize Kaşıkara‘yı kaçı tanıyor?

xx           xx           xx

Bir de ne var biliyor musunuz?

Şirince, Safranbolu, Cumalıkızık’a hala beton ve çelik girmedi.

Ne yapılmalı?

Mesela “Apostolun Hanı” meyhanedir de… Ama şimdi belediye hizmet binalarından biri. Meyhanesi ile 2-3 odalı orjinal han (butik otel) olarak hizmete açılmalıydı… Yeter mi, yetmez…

Yarın devam edelim…

—————————————

GÜNÜN SÖZÜ:Kalp midir insana sev diyen, yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek? Bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı? -Şems-i Tebrizi

ÇİVİ

Gazeteler, “Filamingolar Bodrum’a akın etti” diye yazdı. Arkadaşım “Bunlar Suriye’den mi Bodrum Havaalanından mı giriş yapmış?” diye sordu.

Beni Bi Gülmek aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Emre ÇakırŞubat 14, 2020 / 12:43 amCevapla

Asar daki kiliselerden biri için restorasyon çalışması başladı.


Hit Counter provided by criminal attorney Orange County
izmir escortantalya escortizmir escortporno indirizmir escortporno izle indirporno izle