Ayrılma Güçlüğü: Şiddet ve Taciz… - Hamle GazetesiHamle Gazetesi

Ayrılma Güçlüğü: Şiddet ve Taciz…

Bu haber 12 Şubat 2020 - 0:02 'de eklendi ve 446 views kez görüntülendi.
İdris Koç
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

Her gün bir çocuk istismarı, cinsel taciz, kadın cinayeti ve vahşice hislerle öldürme haberiyle irkiliyoruz. Hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum, ama dikkatimi çeken bir şey var: Bu vahşetin faillerini tanıyanlar, onları kendi halinde, kimseye zararı dokunmayan, iyi iletişim kuran, düzgün giyimli kişiler olarak tarif ediyor.

Peki; her şeyi ile normal, etrafında iyi bilinen bu insanlar neden böyle ağır suçların faili oluveriyor?

Bu sorunun cevabını hep merak etmişimdir. İnsan ilişkileri konusunda yaptığım farklı okumalar sonunda galiba bir cevap buldum. Görülüyor ki, bütün bu sorunların kaynağında aile; yani anne-baba ve çocuk ilişkilerinden kaynaklanan sorunlu bir yaşantı var: Ayrılma güçlüğü…

Uzmanlar bu tür suçların faili olan sapkın kişilerin; bebeklik dönemlerindeki anne-bebek, sonraki dönemlerdeki anne-çocuk ilişkilerinin sorunlu olduğunu söylüyor. Uzmanlara göre; anne ile emzirme dönemindeki bebeği arasında ya çok az bir arada olmaktan ya da tam tersine çocuğu boğan bir annelik ve aşırı korunmadan kaynaklanan bir sorunlu kişilik gelişiyor.

İlgisiz anne modelinde bebeğin/çocuğun temel ihtiyaçları bile göz ardı edilirken, boğucu anne modelinde ise bebeğin/çocuğun kendi varlığını ve eksikliğini algılanmasına hiç fırsat verilmiyor. Çocuğun yaşam deneyimi kazanması, dolayısıyla da kişilik ve karakterinin sağlam ve sağlıklı şekilde oluşması için bir ortam oluşturulmuyor. Buna anne-babanın çocuğun benlik gelişimini ve cinsel kimliğini olumsuz etkileyen hataları eklenince sorunlu bir kişilik gelişiyor.

Yani anne ile çocuğu arasında doğru bir iletişim ve buna bağlı olarak da sağlıklı bir ilişkiyi kuramama durumu söz konusu. Buna bağlı olarak ortaya çıkan narsist sapkın kişilik, ilerleyen yaşlarda kişinin bu tür sapkın davranışlarının temel nedeni oluyor.

Oysa çocuğun kendisine ait bir kimliğinin oluşması için ona izin verilmelidir. Çocuğun kendisini korumasını ve hayata tutunmayı öğrenebilmesi için onun cennet bahçesinden çıkarılması, yaşamın gerçekleri ile yüzleşmesine ve yaşamasına fırsat verilmesi lazımdır.

Buraya kadar söylediklerim sorunlu anne-çocuk ilişkisinin yalnızca bir boyutu. Madalyonun diğer tarafında ise vaziyet daha kötü, hatta fecaat: Çocuk istismarı, cinsel taciz, tecavüz, cinsel sapkınlık, vahşice hislerle öldürme…

Bu suçların failleri de çok büyük oranda erkek. Sapkın ve sapık birçok erkek… Peki, bu sapkınlar neden hep erkek?

Yıllardır kafamı kurcalayan bu sorunun cevabını Pascale Chapaux-Morelli ile Pascal Couderc’in, “İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon” isimli kitabında buldum. Basit manipülasyonların nasıl “narsistik sapkınlık” biçimine dönüştüğünün anlatıldığı kitapta “Neden sapkın erkek?” sorusuna şu cevap veriliyor:

Annesine tutkun küçük oğlan, babanın yerini almak ister. Çocuğun bu evreyi aşabilmesi için baba çocuğa yasak koymalıdır. Yani anne ile çocuk arasına girerek onunla konuşmalıdır. Baba yasayı dile getirmeli, üçüncü bir şahıs olarak konumlanmalıdır. Kendi karısını, çocuğun annesini yasaklamalıdır. Eğer bu yasak telaffuz edilmezse, çocukta büyük bir kafa karışıklığı yerleşir ve bu da yoğun bir kaygı kaynağı olur. Yerleşen bu savunma mekanizması, inkar mekanizmasıdır.”

Çocuk, cinsel gelişim sürecinde anne-babasını model alıyor. Cinsel kimliğinin gelişmeye başladığı dönemde ebeveynlerinin karı-koca ilişkisini gözlemliyor. Çocuğun yetişkinliğinde karşı cinsle kuracağı ilişki de bu gözlem ile şekilleniyor. Sorunlu bir karı-koca ilişkisi, çocukta sorunlu bir cinsel kimliğe, sapkın bir kişiliğe dönüşüyor.

Psikoloji, bu tür sapkın kimliğin kaynağında “oidipus kompleksi” olduğunu söylüyor. Anne-çocuk arasındaki ilişki zamanı geldiğinde sağlıklı bir zemine oturtulamadığı, anne ile erkek çocuğu arasında cinsiyet ayrımı yapılamadığı ve anne ile erkek çocuk arasındaki tensel temas kesilmediği zaman oluşan kaygı ve devamındaki savunma mekanizması; ne yazık ki ilerleyen yaşlarda karşı cinse (kadına) yönelik bir şiddete dönüşüyor. Bu şiddet ne yazık ki, çoğu zaman da kadının cinselliğine yöneliyor.

Sosyal hayatın içinde kendilerini “iyi” olarak gösteren bu narsist sapkınlar; yalnız kaldıklarında içinde gizledikleri vahşi duyguların kurbanı olmakta; başka başka kurbanlar seçerek aslında kendilerini inkar etmektedir.

Anlaşılıyor ki, çocuk istismarı, cinsel taciz, tecavüz, vahşice hislerle öldürme sorunun çözümü sağlıklı aile ilişkileri ile mümkün. Özellikle de karı-koca ve anne-erkek çocuk ilişkisinde…

12.02.2020

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Hit Counter provided by Curio cabinets