Oruç Özkan iyi bir CHP'li değil midir? - Hamle GazetesiHamle Gazetesi

Oruç Özkan iyi bir CHP’li değil midir?

Bu haber 08 Şubat 2020 - 0:00 'de eklendi ve 1.667 views kez görüntülendi.
Özcan Özgür
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Bugün 8 Şubat 2020…

Tarihi bir gün değil.

Ancak Cumhuriyet Halk Partisi‘nin Muğla‘da önemli tarihlerinden biri olabilirdi.

CHP’lilerdemokrasiyi”, “parti içi demokrasiyi” kıyısından, köşesinden bir kere daha yakalayabilirlerdi.

Bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi‘nde CHP’liler uzun bir aradan; Mustafa Öztürk ve Dr. Ali Arslan listelerinin yarıştığı il kongresinden sonra salondan bahçeye taşabilirdi…

Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün istemedi. Kimse de yadırgamadı.

Kimse CHP‘nin 6 belediye başkanını da yadırgamadı. Çünkü ilçeleri büyükşehirden hizmet bekliyor. Başta Bodrum olmak üzere hepsinin büyükşehir tarafından çözülmeyi bekleyen sorunları ve yatırım beklentileri var…

Ancak 13 ilçe başkanını, özellikle CHP’li belediyesi olmayan Seydikemer, Dalaman, Ortaca,Köyceğiz, Yatağan, Kavaklıdere, Ula İlçelerini yadırgayanlar oldu.Bense onları da yadırgamadım.

Çünkü onlarda geleceğin Parti Meclisi Üyesi Milletvekili Mürsel Alban’a güvenip yola çıkmışlardı. Çünkü önce kendilerine, sonra delegeye güvenmeyi unutmuş olmalılardı…

xx        xx        xx

Aslına bakarsanız ben, iki listeli bir il kongresi de beklemiyordum.

Ama Başkan Gürüntepkileri dikkate alıp, kongreye yeni bir isimle gider diye de umuyordum.

Yanılmışım.

Pek çok kişi yanıldı.

Sadece bu konuda değil, ikinci liste konusunda da hemen herkes yanıldı. Bende yanıldım. Çünkü “tasfiyelere” rağmen parti içinde varlıklarını sürdürebilen “muhaliflere” önderlik yapan ve yapabilecek isimler “Bodrum kongresini görelim” diye sütre gerisinde durmayı tercih etmişlerdi.

İçlerinde aday olabilmek için adeta noter tastikli “İl başkanı oldunuz” yazılı belge beklediler! Aradıkları neydi bilmiyorum. İki listeli kongrenin garantisi mi olur, kazanmakta var, kaybetmekte var.

Hadi o Milletvekili Alban‘ınMarmaris ile başlattığı söylenen “Değişim hareketi” dışında kalanların “kanaat önderi” durumundaki eski milletvekili, eski belediye başkanı, eski il başkanı sıfatlarını taşıyanlar “garanti” aradılar…

Onlar, yani asıl muhalefet “garanti” ararken, Başkan Gürün “Değişim hareketini” neden bastırdı?

Kongreye iki başkan adayı ve iki ayrı liste ile gidilmesini neden engelledi?

Muğlalı seçmende yaşanan “güven erozyonu” CHP içinde de mi başladı?

Bugün yapılacak kongrenin ardından yüzde 36, yüzde 46’ya mı çıkar yoksa yüzde 26’ya mı düşer?

xx        xx        xx

Nejat Altınsoy arkadaşımız da önceki günkü yazısına “Oruç Özkan iyi bir CHP’lidir” diye başlık atmaz mı? Bence de öyledir, ama sevgili Nejat bunu vurgulama ihtiyacını neden duydu acaba?

Oruç Özkan elbette iyi bir CHP’lidir. Hatta bana göre Adem Zeybekoğlu’ndan daha iyi bir CHP’lidir, ama Osman Gürün’e göre Zeybekoğlu’nun çok daha CHP’li ve “vazgeçilmez” olduğunu da gördük.

Ben bir de Nejat Altınsoy arkadaşımın şu ifadelerine takıldım:

Merkez Basını’nı ilin medya gücü olarak tariflemek mümkün olmasa da (!) Orta Muğla Merkez Siyaseti’ni ilin egemen gücü olarak tariflemenin mümkün olduğuna inanıyoruz. Genel ve yerel seçimler öncesinde kaleme aldığımız yazıların büyük çoğunluğunda (özellikle de aday belirleme sürecinde) Orta Muğla Merkez Siyaseti’nin ustalık dönemi yaşadığına dikkat çekmiş, kabul etsek de etmesek de, sevsek de sevmesek de o süreçte Merkez Siyaseti’nin siyaset üstü politikaları ile ilin egemen gücü olma konusundaki yapısının tesadüf olmadığını ifade etmiştik. Hala aynı fikirdeyiz.

Takıldım çünkü, bana göre de “medya gücü zayıf” bir ilçede “siyaset” nasıl güçlü olur?

Siyaset güçlü ise, “güçlü siyasetçiler” kim?

Bahattin Gümüş mü? Kamil Gümüş mü? Erol Kutlay mı? Süleyman Girgin mi? Osman Gürün mü?

Bana Menteşe‘nin güçlü siyasetçisi kim diye sorulsa Erol Kutlay derim. Muğla ili için sorulsa, her ne kadar “siyasetçi” olmasa da Osman Gürün‘ün olduğunu söylerim. Ki, sevgili Nejat ta yazısında “Merkez Siyaseti’nin siyaset üstü politikaları” demiş… O politikalar Osman Gürün‘e ait…

Evet, Oruç Özkan iyi bir “siyasetçi” ve iyi bir “CHP’li”, ama böylelerine yer yok!

xx        xx        xx

Sosyal medya kullanıcılarındanSabri Arat dün “CHP demokrasisi il başkanlığı seçiminde, tek adamın kibrine yenik düştü. #chp nin muğla da ki siyasi geleceği açısından önümüzdeki yerel seçimlere kadar il başkanlığı yapacak olan isim önemliydi. Muğla hiçbir partinin kalesi değildir. Muğla seçmeni en bilinçli oy kullanmayı bilen seçmendir. 31 Mart yerel seçimlerinde seçmenin verdiği mesajı okuyamayanlar sandıkta tarih olmaya mahkûmdur.” şeklinde paylaşımda bulundu.

Okurken sevgili Nejat‘ın yazısını anımsadım, kendi kendime şu soruyu sordum:

31 Mart Yerel Seçimlerinde Osman Gürün yüzde 36 oranında oy alırken, yüzde 53 oy oranını yakalama başarısı gösteren Bahattin Gümüş büyükşehir adayı yapılsa, ondan önce Erol Kutlay İl Başkanı seçilmiş olsa, Süleyman Girgin milletvekilliği sıralamasında liste başı yapılsa ve Kamil Gümüş de Menteşe İlçe Başkanlığı’na getirilse acaba CHP’nin Muğla’da kaybettikleri geri kazanılabilir miydi?

xx        xx        xx

Okur yazar sosyal medya kullanıcılarından Harita Mühendisi Özden Ahmet Akgüç dünkü “Seçeneksiz seçimli Osman Gürün demokrasisi” başlıklı yazımın altına yaptığı yorumda, “Demokrasi, gücü ele geçirmek olarak algılandığı müddetçe bu işer böyle işler. Insanlar gücü eline geçirmek için her yöntemi denerler. Bu tarih boyunca böyle olmuştur.” diyerek şu ifadelerde bulunmuş:

Piramitin en üstünde duranlar, demokrasinin ideal bir yönetim biçimi olmadığını ispatlamak için tüm bu çarpıklıklara göz yumuyorlar ve çarpıklıkları insanların gözüne sokuyorlar. Yeni bir dünyanın ariflerindeyiz. ‘Kreditizm dönemi’ deniyor bu sisteme. İnsanlar kredilerine göre oy kullanacaklar. Her yerde kameralar var, daha da olacak. Hatta uzay istasyonunda ve uydularda da var kameralar. Bu kameralar insanları her yerde izleyecekler. Kameralar insanları, yüzünden, yürüyüşünden hatta konuşmalarından tanıyacaklar. Her insan sisteme tam kredi ile başlayacak. Her hatada her hatalı davranışlarında puanları eksilecek. Sıfırlayalar önce oy kullanamayacaklar, hatta toplumun dışına itilecekler. Böylece kurallara uyanların oy kullandığı bir sistem hayata geçecek. İşte o zaman belki ideal bir sistemde yaşayabileceğiz. Tabi bu sistemin mükemmel çalışabilmesi için dünya nüfusunun da kabul edilebilir bir seviyeye indirilmesi de gerekiyor. Bu sistem hayata geçirilmeden bardağın dolu tarafına bakarak mutlu olmaya çalışalım, derim ben.

Sevgili Özden Ahmet Akgüçözetle “Okur yazarlar; İnsan haklarında, hayvan haklarında, çevreye saygıda, inançlara ve özgürlüklere saygıda kusurlu olmayanlar oy kullanacaklar, okuma yazma bilenler oy kullanmayacaklar.” diyor…

Biz görmeyiz, ama inşallah…

xx        xx        xx

Osman Gürün‘de “gücü ele geçirenlerin” en tepesindeki kişi… Yani Orta Muğla Merkez Siyaseti güçlü filan değil… Güç, Büyükşehir Belediyesi‘nden kaynaklanan bir güç. O güç yüzde 36’lık oy oranı ile yönetme yetkisi aldığı Muğla ile birlikte kendisine öyle bir yetki verilmediği halde CHP Muğla örgütlerini de “teslim almış” durumda…

Müstakbel Parti Meclisi Üyesi bile “dur” diyemedi. Diyemezdi de…

Dünkü yazımda “Şöyle düşünün, üç ‘yaramaz’ kardeş yeğenlerle kumbaralarını kırıp, içinden aldıkları para ile babalarının görmelerini istemediği bir filmi izlemeye gidecekler, ‘gitsek mi gitmesek mi’ diye babaları ile toplantı yapıyorlar…!” demiştim.

Durum budur… Mürsel Albanağabey” olarak kardeşlerini, kuzenlerini topladı kumbarayı kırdı, babasının göndermeyeceğini bile bile sinemaya gitmeye kalkıştı. Sonra da hangi akla hizmetse “Gidelim mi gitmeyelim mi?” diye baba ile görüşme gafletinde bulundu. Kumbarayı kırdılar, dayağı yediler, sinemaya gidemediler… Baba ile niye görüşüyorsunuz?

Kumbarayı kırma cesareti göstermişsiniz, hele bir sinemaya gidin, dayak yiyecekseniz ondan sonra yiyin… Belki dayakta yemeyecektiniz…

Bugün CHP için Muğla’da tarihi bir gün olabilirdi…

——————————                                             ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Seninle aynı fikirde olmadıklarını söyleyenlerden korkma, seninle aynı fikirde olmayıpta bunu söyleyecek cesareti olmayanlardan kork. -Napoléon Bonaparte

ÇİVİ

Arkadaşım, “Evin sahibi de sizsiniz, eve hırsızı sokan da siz, sonrada evim soyuldu diye feryad eden de siz…

Hala anlamıyor musunuz?” dedi.

Beni Bir Düşünce Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Nabide KılınçŞubat 8, 2020 / 12:58 amCevapla

Şüphesiz tek aday gidilecekti. İlçelerde böyle oldu. Değişim değil kurulan sistem içerisinden siyaset çıkarılıyor. Adem Zeybekoğlu bu işi kavradı il başkanlığı yapmasını yadsımıyorum.
Kaybedilen ilçelerden kurultay delegesi verilemez miydi? Asıl kayıp olabilir. Teşvik etmeliydi.
Diğer konuya gelince eğer gerçekten bir il başkanı adayı liste çıkarılması ciddiye alınsaydı çok önceden ta ilçe seçimlerinden bu yana çalışma yapılırdı. Böyle bir çizgi belirmedi.. Son günlerde çıkan bazı emrivaki hareketler kim bilir niçin yapıldı? Kayda değer olmazdı. Kaldı ki samimi bir hareket değil ki, sonuç yarın tek aday.
Erol Kutlay’a gelince evet örgütçü siyasetçi isim Erol Kutlay’dır.
Toplumun tabanından, halkın yaşam biçiminin kültürünün içinden çıkmalı tüm köşe taşları.
Cumhuriyet Halk Partisi için çalışılmalı. Bu çerçeveden kendiliğinden çıkacak taşlar siyaseti oluşturmalı. Ütopya.


Hit Counter provided by Curio cabinets