Deprem Değil, Ahlaksızlık Öldürür - Hamle GazetesiHamle Gazetesi

Deprem Değil, Ahlaksızlık Öldürür

Bu haber 29 Ocak 2020 - 0:02 'de eklendi ve 1.385 views kez görüntülendi.
İdris Koç
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

Beklenen İstanbul depremini tartışırken, Manisa’da yaşanan depremle endişelenirken, acı haber Doğu’dan geldi. Geçen hafta sonu herkesin evine çekildiği saatlerde, Elazığ merkezli 6.8 büyüklüğündeki bir depremle sarsıldık. 

İlgili bakanlar hemen deprem bölgesine ulaşıp kriz yönetimini devraldı, birçok kuruma ait arama kurtarma ekibi de çok kısa sürede çalışmalara başladı. Depremden yaklaşık dört gün sonra, yazının yazıldığı saatler itibariyle 45 vatandaşımız enkazdan canlı olarak kurtarıldı. Ne yazık ki, 41 vatandaşımızı da kaybettik.

AFAD Başkanlığının verilerine göre, ülkemizde son 120 yılda ağır hasar ve yıkıma neden olan 240 deprem meydana gelmiş. Bu depremlerde, yaklaşık 87 bin vatandaşımız yaşamını yitirmiş. Bu veriler, her yıl can kaybı ve yıkıma neden olan ortalama iki depremin olduğunu gösteriyor.

“Deprem gerçeği” diyoruz. Ülkemizin hareketli bir deprem kuşağı üzerinde yer aldığını hepimiz biliyoruz. Ama yine de hiçbir şey olmayacakmış gibi yaşamaya devam ediyoruz. Unutuyoruz. Çalmaya devam ediyoruz. Birileri de bunları görmezden gelmeye devam ediyor.

Ne var ki, deprem yaşamın gerçeklerini, gizlediğimiz şeyleri; daha da önemlisi bizim karakterimizi ele veriyor. Faylar kırıldıkça gerçek kimliğimiz de açığa çıkıyor.

Öncelikle her deprem, balık hafızalı bir toplum olduğumuz gerçeğini bir kez daha ortaya çıkarıyor. Çünkü yaşananları çabuk unutuyoruz. Deprem gerçeğini deprem olunca hatırlıyoruz, ancak ertesi gün “Bize bir şey olmaz.” diyerek işe kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Planlama yaparken, binaları dikerken, yapıları denetlerken, rüşvetle kat çıkarken, arsanın değerini katlamaya çalışırken, evde tadilat yaparken deprem gerçeği aklımıza hiç gelmiyor.

Her deprem, ahlâksız bir toplum olduğumuz gerçeğini bir kez daha ortaya çıkarıyor. Yaşanan her sarsıntı, içimizdeki ahlâksız güruhu da harekete geçiriyor. Kimi yağma, kimi siyasi rant devşirme, kimi prim yapma, kimi para kazanma, kimi kinini/nefretini kusma niyetiyle ortaya çıkıveriyor.

Provakatif ve  manipülatif paylaşımlar, dedikodular, yalan haberler, çirkin siyasi rekabetin eseri seviyesiz açıklamalar ve daha neler… Bir doğa olayı olan depremi din ve ırk ayrımcılığı yaparak yorumlayıp “Onlar bunu hak etti.” diyebilen aşağılık insanlar…

Her deprem, ikiyüzlü ve vurdumduymaz bir toplum olduğumuz gerçeğini bir kez daha ortaya çıkarıyor. Belediyeler, yaşanan bir deprem sonrasında deprem bölgesine koşup kurtarma ve yardım çalışmalarına destek olurken; kendi şehrindeki çarpık kentleşmeye ve çürük yapılaşmaya oy ve rant uğruna göz yummaya devam ediyor olacak. 

Birileri Yusuf Yüzbaşı’nın “Beni duyuyor musun?” diye Ayşe Yıldız’a seslenişini, Emine Kuştepe’nin her “Azize!” deyişini gözyaşları ile izlerken; birileri de deprem sonrası dağıtılacak teşvikten pay kapmanın hesabını yapıyor olacak.

Birileri, depremden 24 saat sonra enkazdan çıkarıldığında “Komşularımı da kurtarın.” diye yalvaran Azize Çelik’in çırpınışı ile duygulanırken; birileri bir başka şehirde çimentodan, demirden çalmaya, yapı denetimini masa başında yapmaya devam ediyor olacak.

Yaşanan her olumsuzluk sonrasında Devlet’i ve yetkilileri suçlayan birçok insan, belediyede işini halletmeye çalışıyor ya da şartları tutmadığı halde yakınlarının adına TOKİ’den konut almanın yollarını arıyor olacak.

Deprem bir doğa olayı ve bunu engellemek mümkün değil.

Deprem değil, binalar ve ihmaller öldürüyor. Deprem değil; insanların unutkanlığı, ahlaksızlığı, ikiyüzlülüğü ve vurdumduymazlığı öldürüyor.

Ülke olarak deprem sonrasında ne yapılması gerektiği konusunda çok yol aldık. Ne yazık ki, deprem öncesinde yapılması gerekenleri bir türlü öğrenemedik. Yapılması gereken şey, öncelikle binalarımızı sağlam yapmak. Bir de insanımızı deprem gerçeğine karşı bilinçlendirmek. Ancak bu şekilde depremin vereceği zararı ve oluşturacağı tahribatı azaltabilir, can kayıplarını en aza indirebiliriz.

Ancak uzun vadede deprem başta olmak üzere her türlü doğal ve sosyal afetin vereceği zararı ve oluşturacağı tahribatı azaltmanın yolu ise ahlâklı bir toplum oluşturabilmekten geçiyor.

Çünkü; asıl, ahlâksızlık öldürüyor.

29.01.2020

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Hit Counter provided by Curio cabinets