CANLARIN YANGINI BAŞKA OLUR. - Hamle GazetesiHamle Gazetesi

CANLARIN YANGINI BAŞKA OLUR.

Bu haber 28 Ocak 2020 - 0:07 'de eklendi ve 1.030 views kez görüntülendi.
İsmail Zorba
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Her bir afette bir ibret vardır. Her bir afet bir ibret, her bir ibret ise şükre varmakta. Şükür içinse o yangınların bedelini düşünmek gerek.

                                                                       İsmail ZORBA

(izorba48@hotmail.com)

        Rahmetli babaannem ne zaman yağmur yağsa, yıldırımlar düşse “Allah afatsız versin” diye duaya başlar ve derdi ki, “Afet işitene başka yaşayana başka. Canların yangını başka olur.” Her bir doğal afette canlar yanar, ocaklara ateş düşer. Yitip gidenler avucumuzun içinden kayar gider. Çünkü ne zaman geleceği, nasıl ateşler yakacağı bilinmez. Zelzele, sel, yangın ve nice doğanın biz insanoğluna kendini hatırlattığı vakitlerde olan canlara olur. Canların yangını başka olur.

           Deprem kuşağının tam göbeğinde topraklarda yaşayıp gidiyoruz. Deprem iç içe geçen ömürler. Şu kadar zamana dahil olan ömrümde Van’dan Marmara’ya, Erzincan’dan Bingöl’e, Denizli’ye nice zelzeler yaşadık. Her birinde canların yangını göklere savruldu. Ocaklara ateş düştü. Hayat bir şekilde devam etti. Çünkü biz insanlara düşünmenin yanında verilen en büyük armağan nisyan. Nisyan olmasa o can yangınları ile ne kadar yaşanabilir. İnsanın mayası buna dayanmaz.

            Unutmak bir armağan ama ya unutuluş. Unutuluş bir terk ediliş. Her bir can yangını ateşlere gark etmese de insanı ateşin varlığını unutturmamalı. Kendine getirmeli. Çünkü doğa, insana diyor ki kendine gel, silkin! Her bir afette bir ibret vardır. Her bir afet bir ibret, her bir ibret ise şükre varmakta. Şükür içinse o yangınların bedelini düşünmek gerek.

             Bakın baş ateşe düştüğünde her günkü kavgalar, desiseler, çekişmeler nasıl da kayboluyor. İşte afat sonrası çıkarılması gereken bir ibretlik levha!. Şükre durmamız gereken anlar. Canların yangını başka olur. O yangınlarda insan mayasına döner. Mayasındaki insan o yangınlarda kendi canını yangında görür. Eller, yürekler birleşir. Tek el, tek yürek olur. Bakın yaşadığımız Elazığ depremi sonrası yaşadıklarımıza. Gönüller nehirler gibi akıyor. Adı yardım da olsa; ben yardım demiyorum tamamlanma, birleşme diyorum. Maddiyat önemli ama bir nebze. Ama manen can yangınlarında olanlara bir nefes desteği. Bu paha biçilmez bir güzellik. Ne varsa yürekte var, yürekten gelenin bahası yok. Can yangınları her bir afette insanla serinliyor.

          “Her bir afette bir ibret vardır. Her bir afet bir ibret, her bir ibret ise şükre varmakta. Şükür içinse o yangınların bedelini düşünmek gerek.” demiştik. Ateş, düştüğü yeri yakar. Ateşin düştüğü yerlerde çıkan yangınlar, can yangınlarıdır. Yitip giden canların ardında bıraktığı yangınları koru hiç küllenmez. Yanar durur yüreklerde. Anadolu çilelerle örülmüş nice can yangınlarının hikayelerini barındırmakta. Her bir adımda nice can yangınları. Bundan dolayı her bir afette asli kimliğine, mayasına dönen insanlar “Bir”de “Biz”de tamamlanmaktadır. Murathan Mungan’ın mısralarındaki gibi : Sahibine dönmez yara /Başkaları sardıkça.”

          Her bir afette bir ibret vardır. Her bir afet bir ibret, her bir ibret ise şükre durmakta. Şu an için Elazığ’da, Malatya’da ve yakın diyarlarda zelzelenin yangınını yaşayan canlar, benliğin gaflet uykusunda kaybolan insanları kendine getirtmekte. Yiten canların acısı bir yana, afetzedelerin yaşam koşulları; hem de bu kış günlerinde evlerinden, barklarından olup soğuğa teslim yaşam mücadelesine girdikleri şu anda insanlar ana nehre akıp yaralara merhem olmakta. Ateş, düştüğü yeri yakar ama; insan yaşanan her bir yangında acıyı bal eylemekte.

           Sabredelim acıyı bal eyleyelim. Şükre varalım. İnsan olmanın şükrüne. İnsan olmanın azadeliğinde tüm yaralara kanat gerelim. Kendimize gelelim. Gaflet uykusundan binlerce kez uyanmaktansa bir kere uyanalım. Öyle bir uyanalım ki dirilişe yanalım. İbretgahımız derdimize deva olsun, yaralarımıza şifa olsun, yitip giden canlara rahmet olsun. Ve sözü Murathan Mungan’ın mısralarıyla nihayete erdirelim:

“Asıl yara zamandır
Açılıp bir sebebe
Yenisiyle kapanır
Eczası cezası sızar derine
Yaraların da hafızası vardır
Gülün bittiği yer
İhanet etmez kayıtsız sahibine

Kaç şiir eder bir sayfanın zamanı
Cümlesi yarım kalmış
Asma dalında salkım yaralar
Dokunsan bir türlü
Sussan kireç aklığında kâğıtlar kabuk bağlar
Yazı yarası

Yarayı okuyamayan yazıyı ne anlar”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Hit Counter provided by Curio cabinets