Devrim Yolda… - Hamle GazetesiHamle Gazetesi

Devrim Yolda…

Bu haber 17 Ocak 2020 - 0:02 'de eklendi ve 645 views kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşek
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Gülten Şimşek

İzlediğim en güzel  filmlerden biriydi diyebilirim..

1960’lı yıllarda ilk yerli otomobilin imalatını anlatan Devrim Arabaları..

Keyifli ve hem de biraz buruk olarak seyrederim.

Kaç kez izledim hatırlamıyorum..

Ülkemin, yalın ve masum gerçeğini anlatır..

Güzel ve bir o kadar da dertli, yürek yakan bir öykü bu.

Derdi vatanı olanın öyküsü..

İnancın, sabrın ve azmin öyküsüdür..

Sadece bu kadar mı? değil tabi ki de isimsiz kahramanlarda var burada..,

Türkiye’nin kendi otomobilini üretebileceği konusunda ilk fikri, Cumhurbaşkanımız Cemal Gürsel’in konuyu dikkate almasıyla, ordunun binek otomobil ihtiyacını karşılamak amacını da güden, ilk yerli ve seri üretim hedefiyle başlanan otomobil projesiydi..

129 günde sıfırdan yepyeni bir otomobil…

Hayal gibi…

Üstelik sadece vakit değil, imkanlar da kısıtlı.

Türkiye’nin ilk ve tek yerli otomobili, Devrim arabası atölyede yapılacaktı!

Düşünün..!! Düşünün….Düşünün…..

Basit bir vinç ve küçük el aletleri dışında, otomobil yapmak için gerekli özel bir makine, tesisat, alet, edevat hiçbir şey yok!

Olmadığı gibi, hesapta devlet eliyle yapılan projeye devletin daha doğrusu devlet bürokrasisinin, basının, yani o gün dördüncü kuvvet gibi görülen medyanın tamamına yakını karşı…

Proje bütçesi onaylanırken bile, “alt tarafı bir otomobil için” denilerek, bütçenin yarısı kırpılmış bir proje…

Yani mühendislerin uğraşacağı tek şey arabanın imalatı değildi… Olmadı da…

Projeyle ilgili, hemen her gün, gazetelerde olumsuz haberler çıkıyordu…

Olumsuz algı yaratılıyordu….

“Çok pahalı – Lüzumsuz!!” Devrim arabaları için kullanılan en hafif sıfattı…

Ekip her türlü imkansızlıklar ve karşı çıkmalara rağmen durmadan durmadan çalıştılar..

Gecesini gündüzüne kattılar…Atölyede yaşadılar..

Öyle ya vakit dardı.

Hem de çok dar…

Karşılarına çıkan teknik sorunları, üretimle ilgili sıkıntıları pratik çözümlerle, şartları zorlayarak aştılar…

Burada beyinler konuştu…

Algı konuştu..

Bilinç konuştu….

İmkansızlıkları yendiler.

Evet imkansızlıklar vardı ama iş kuralına uygun yapılıyordu…

Her işin bir uzmanı vardı…

Ne gece vardı ne gündüz…

Artık atölyede sabahlıyorlardı.

Günlerce uyumadılar, yemek yemediler, sadece işlerini yaptılar…

Eşlerini ve çocuklarını görmediler.. Özlediler sevdiklerini…

Heyecan.. Heyecan..Heyacan…

Bitirmeye sayılı günler kalmıştı…

Zaman hızla geçiyor, kaybedilen her saniyenin değeri daha da anlaşılıyordu…
Atölyenin kapısına bir levha asıldı…

Üzerine rakamlarla “20 gün kaldı,— 10 gün kaldı…”

7 gün kaldı.. Böyle gidiyordu. Heyecan doruktaydı..

Her yeni güne yeni bir rakam yazılıyor.

Her yeni günde sinirler biraz daha geriliyordu.

Ve o gün geldi… Çattı.

Türkiye’nin genç, pırıl pırıl gözlerinden ateş saçan, “Biz imkansızı da yaparız” diyen mühendisleri, başardılar…
Onca ayak bağına, onca zorluklara, onca engelleme girişimine rağmen verdikleri sözü tuttular.

Yerli tekerlekler üzerinde giden, yerli motorla çalışan, modeli yüzde yüz yerli, tüm parçaları el işçiliğiyle üretilmiş 4 silindirli bir otomobil yaptılar…

Türkiye’nin ilk yerli ve milli arabasını, “Devrim”i, söz verdikleri güne, 28 Ekim 1961 sabahına yetiştirdiler…

Araç Eskişehir’den trene yüklenerek, Ankara’ya, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’e ve halka gösterilmek üzere yola çıktı…

Artık her şey tamamdı, hazırdı… “Devrim” çalışıyordu..

Devrim gerçekleşmişti…                                                                                                                              
Otomobil, dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’i Cumhuriyet Bayramına götürerek, hem tanıtımını, hem ilk vazifesini gerçekleştirecek iken benzinin bitmesi nedeniyle sadece 100 metre gidebilmiştir. Cemal Gürsel tarafından “Garp kafasıyla araba yaptık, şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk” mizahi tabirine de konu olmuştur..
İki tane otomobil yapılıyor..

Siyah ve bej…

Eskişehir’den Ankara’ya tren ile taşınan Devrim Otomobillerine benzin konulmamıştır. Çünkü trende oluşabilecek bir tehlikede otomobillerin en az zararla kurtarılması düşünülmüş ve araçların ihtiyacı benzinin de, Ankara’da konvoy yolunun üzerinde bulunan bir mobil istasyonundan alınması, mühendislerce planlanmıştır..

Trenden indirilen arabalara çok daha sonradan Cumhurbaşkanı binmeden önce yapılan hazırlıklar sırasında siyah araba da benzin olmadığı fark ediliyor.

Neden benzin ikmali yapılmadığı bugün dahi bilinmiyor…

Burada bir kasıt mı sorusunun hala yanıtı yok..

Ancak konvoy mobil istasyonuna uğrayıp vakit kaybetmek istemez ve böylelikle arabalar benzinsiz kalır.

Cumhurbaşkanı ilk olarak siyah arabaya biner ve belli mesafeden sonra arabanın benzini bittiği için araba yolda kalır…

Bej renkli olanda benzin vardır, Cumhurbaşkanı gezisini bununla sürdürür. Anıtkabir’e ve tören alanına bu araba ile gider.

Basının “Devrim yolda kaldı” yazılarıyla; çalışmalar ve emek hiçe sayılır.

Üretim  kıvılcımları yok edildiği için son nokta konulmuş olur.. 

Ülke gelişimi için bilim adamlarına, fikirlere ve emeklere ihtiyaç vardır.

Üreten ve gelişime katkı sağlayan insanlarımız desteklenmelidir..

Ülkenin kendi yerli arabasını üretmesinin ne kadar önemli olduğunu son 10 senedir dillendiren kişilerdenim..

Bir kültür olarak üretmeyi öğrenmeliyiz…

Toplum olarak tüketim toplumu oldukça değerlerimizi kaybettik.

Unutmamalıdır ki?

Tüketen toplumlar yok olmaya mahkumdur..

Ülkemin yerli üretimi TOGG tanıtıldı..

Güzel proje…

Ve biliyorum ki bu kez Devrim gerçekleşecek…

Ülkemde üretilecek, halkımda yerli ve milli olduğunu göreceğiz..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Hit Counter provided by Curio cabinets