BİR KİTABIN HİKÂYESİ :GÜL YÜREKLİ SEVDALAR - Hamle GazetesiHamle Gazetesi

BİR KİTABIN HİKÂYESİ :GÜL YÜREKLİ SEVDALAR

Bu haber 07 Ocak 2020 - 0:16 'de eklendi ve 937 views kez görüntülendi.
İsmail Zorba
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Şimdilik eşiği geçme cesaretini gösterip sadece selamlaşalım, nasip ederse bir “Merhaba”nın eşliğinde bir noktanın ardında yeni eserlerle birlikte sefere çıkalım.

Bir de hayatıma kattıklarıyla bu kitabın çıkmasına kaynaklık eden başta aileme, dostlarıma, öğrencilerime teşekkürü bir borç biliyorum.

                                               Merhaba…”

                                                                       İsmail ZORBA

(izorba48@hotmail.com)

Her geçen senenin ardından,  hayatın bizde bıraktıklarına baktığımızda nerede olduğumuzu bir kere daha görme şansına sahip oluyoruz. Önümüze bakıp “nereden nereye” dediğimizde, geçen zamanın çok kısa olmasına rağmen yaşanılanların bu kısa zamana nasıl sığdığına inanamıyoruz. 10-20-30-40-50 derken, her yaşın bizden aldıklarının ve bize verdiklerinin muhasebesini yaptığımızda elimizde kalanları birer hediye olarak değerlendirmemiz gerekiyor.

İşte bu muhasebe işlemine girdiğim her an, yazmanın bana verilmiş önemli bir görev olduğunu düşündüm. Okuduklarım, yaşadıklarım hep beni yazmaya itti. Yazdıkça hayatla tamamlandığımı hissediyordum. Ama hayat senaryosunda bana düşen görevler, yazılarımı paylaşmamı erteleme nedenim oldu.

On beş yıl  önce lisedeki edebiyat öğretmenim  rahmetli Oktay Kaya, benden haftada bir kere yazı istediğini, bu yazıları Muğla Hamle gazetesinde yayınlayacağını  söyledi. “Nasıl olur, acaba yazabilir miyim?” diye düşünmeme fırsat vermeden, ilk yazımı alıp sürekli yazma görevini bana yüklemiş oldu.

Bir görev anlayışıyla başladığım yazma maceram, ilk tayin yerim Sivas Gürün’de birlikte çalıştığım Felsefe öğretmeni ağabeyim Vaner Kuzu’nun bir sorusuyla başka bir boyuta taşındı. Vaner ağabey, “Bir Edebiyat öğretmeni olarak neler yapıyorsun?” diye sordu. Ben büyük bir heyecanla yaptıklarımı saymaya başlamıştım ki o, “Bunlar her öğretmenin okulda yapması gereken normal şeyler. Yirmi dört saate sığmayacak çalışmaların içinde olmalısın. Ve işine aşkı katmalısın, yaptıklarına ‘ben’ penceresinden değil “biz” penceresinden bakmalısın.”demişti.

Gerçekten o an belki de öğretmenlik hayatımı tümüyle belirleyecek rotayı çizmiş bulunuyordum. Bütün eylemlerimi, üretimlerimi “ben” penceresinden değil “biz” penceresinden bakarak yürütmeye çalıştım. Ürettikçe, paylaştıkça çoğaldım. İnsanlara dokundukça insanlar da bana dokunuyordu. Bu; hayat dediğimiz ömür yolculuğumuzun demini bulmasını, tat almasını sağlıyordu. Kitabımın isim mimarı Edebiyat öğretmeni Ahmet Demirkol’un da vurguladığı gibi bütün hayat sermayem “Demini Bulmuş Ömür Yazıları”nda manasını buluyordu.

Şeyh Galib’in, “Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen / Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin” mısralarında saklı okyanustan bize düşen, bir damlanın bizde bıraktığı mânâda saklıdır. Ki o mânâya bile ermek bize neler kazandırır. Bu da ben’in aldığı kabın sırrına eştir. Kiminin aldığı hazne bir avuçtur, dünyaları barındırır içinde; kiminin aldığı bir kazandır, mânâ hükmünce hükmün farkına varamaz.

Sözün özü, “bizden alınan ve bize verilen” olarak yaşadıklarımın muhasebesini yaparken elimde kalanları okurlarımla paylaşmanın verdiği mutluluk, yazma aşkımı arttırdı. Yazılarımın sahasını 48. şehir Muğla oluşturdu. Şehrin kişiliğime kattığı huzur ve sükunet yazdıklarıma esin kaynağı oldu. Hayatımın bana sunduğu güzellikler olan ailemden, şehrimden, yegane sevdam, her biri canımdan bir parça öğrencilerimden, okuduklarımdan, gezdiğim yerlerden yüreğime dokunanlar yazıya dönüştü. Yazdıkça yazdım. Hamle Gazetesi yazma maceramda ilk mektebim oldu.

Dergilere yazdığım yazılar ile yazıp dosyaladıklarım bir kenarda birikti. Yazdıklarımın bir kitapta toplanması en büyük hayalimdi. Bu hayalim benden uzaklaşıyordu ki Çınaraltı Yayıncılık ve Çınaraltı’yla beni buluşturan güzel insan İdris Koç, bir dokunuşuyla her şeyi değiştirdi. Artık sözün mana hükmünden bize yansıdıklarını “siz”den yansıyanlarla “biz”de çoğaltmak, üretmek ve bir kitapta toplamakla tamamlanıyordum. Ve “Demini Almış Ömür Yazıları”ndan kitabımın asıl ismi İdris Koç’un önerisiyle “Gül Yürekli Sevdalar”a dönüşüyordu. İlk zamanlar kabullenmekte zorlandığım bu isim aslında ömrümün en büyük hazinesi evlatlarıma; öğrencilerime duyduğum ve onlarla hayatıma aktardığım tüm güzellikleri tamamlıyordu.

İnsanın kitabının basılıp eline alması, doğumhaneden çıkarılan bir evladın kucağına tutuşturulması ile aynı heyecanı ve mutluluğu yaşatıyordu. Mutluluğun tarifi “Gül Yürekli Sevdalar”ı ilk kez elimde tuttuğum an, anlamını buldu zannediyorum. Bu kitapta emeği geçen ve yazılarıyla desteklerini asla unutmayacağım sevgili dostum İdris Koç’a, sevgili hocam Prof. Dr İlhan Genç’e, kıymetli hocalarım Prof. Dr Namık Açıkgöz’e, Prof. Dr Ayşe İlker’e minnettarım. Var olsunlar.

Ve kitabım üzerine ilk değerlendirme yazısını yazan sevgili kardeşim, meslektaşım Aytekin Çelikdemir’in yeri ayrı bir yerde. Sözü burada Aytekin Çelikdemir’e bırakmak istiyorum:

      “Gül Yürekli Sevdalar” , yazarımızın öğretmenlik hayatında gönül gözüyle görüp de zihin dağarcığında olgunlaştırdığı ve aşk,sevgi,adalet,doğruluk,tevazu,sabır gibi hasletlerle son şeklini verdiği; ailesine,öğrencilerine,dostlarına,milletine ve insanlığa bir yadigar bırakabilme endişesiyle gün ışığına çıkardığı ilk eseri.

Çocukluğundan beri kitaplarla hemhal olmuş,kitapları ve mesleğini ailesi kadar çok seven ve önemseyen,meslek seçiminde okuma tutkusunun da etkisi bilinçli bir şekilde edebiyat öğretmenliğini tercih eden ve bunun mutluluğunu hala yaşayan İsmail Zorba’nın bu ilk eseri;pınarlardan süzülen suların duruluğunu, aynı zamanda baharla canlanan tabiatın tüm renklerini ve bu renklerin uyandırdığı duyguları ustaca yansıtan cümle ve paragraf kuruluşlarıyla varlığa bürünmüş, şiir yüklü ve hatıralarla bezeli denemelerden oluşuyor.

Bütün insanlığa mal olmuş düşünce, sanat ve din adamlarının hayata anlam katan ve okuru metnin anlam derinliğine hazırlayan sözleri eşliğinde ilk andan itibaren denemeler arasında uzun soluklu bir yolculuğa adım atılıyor.

Duygu,düşünce ve hikmetin et,kemik ve ruh gibi en güzel suretle kaynaştığı;insanı farklı iklimlere götüren, onu derin düşüncelere daldıran,ona  zamanın cenderesinde yitirmeye başladığı değerleri hatırlatan ve fani bedeninden öte bir mana taşıyan özünü hissettiren bu denemeler; ılık, yumuşak, akışkan bir anlatımla insanda kendi hayat macerası üzerinde kafa yorma arzusu uyandırıyor.

Ancak eserin bir nasihatname olmadığı unutulmamalı. Nasihatnamelerin tekdüze anlatımından çok uzak olan denemelerde “okurun” sadece bir okur olmadığı , hem kendisini hem hayatını sorgulayan ve “kendi ömür yazılarının taslağını” zihninde şekillendirmeye başlayan bir yazar kimliğine sahip olması gerektiği de okura sezdirilmeye çalışılıyor.

Bir edebiyat öğretmeninin herkesi kucaklayan zengin bir   düşünce ve edebiyat birikiminden hareketle kaleme aldığı denemeler kelime seçimindeki özen , üsluptaki nezaket yanında hayatın özellikle insanların azim ve gayreti ölçüsünde “ben” duygusundan arınıp “biz” de buluşmasıyla bir anlam kazanacağını göstermesi açısından okunmaya değer bir eser olarak bizleri bekliyor.”

Ve kitabımın okurla buluşması başta İstanbul olmak üzere, değişik illerde söyleşilerle, imza günleriyle devam etti. Kendimi yazarlık liyakatında pek görmesem de okurla karşılaşmak yazdıklarınızın bir yerlere ulaşması, mektubun adresini bulduğunu göstermesi bakımından çok değerli. Kitabın elime aldığım anla, okurun elinde gördüğüm an arasında yaşadıklarım yazmanın hayatla tamamlanma da ne kadar özel kazanım olduğunu göstermesi bakımından çok değerli.

Sevgili Hamle okurları kaç yıl oldu bilmiyorum, sizlerle bu köşede buluşan yazılarım beni sizlerle güçlendirdi, geliştirdi. Ve kitabımı kendi şehrimde okurlarla buluşturma arzum biraz gecikse de gerçekleşiyor. Yirmi yıldır onurla hizmet ettiğim okulum Muğla Anadolu Lisesi / Muğla Şehit Altuğ Pek Anadolu Lisesi bünyesinde okul yöneticilerimin, kıymetli meslektaşlarımın, öğrencilerimin desteğiyle 10 Ocak 2020 Cuma günü Muğla Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonunda 14.30’da bir söyleşi ve imza programı gerçekleştireceğiz. Bu mutlu günümde tüm okurlarımı, “Gül Yürekli Sevdalar”la buluşmaya davet ediyorum.

Son sözlerim kitabımdaki önsözümden: “Şimdilik eşiği geçme cesaretini gösterip sadece selamlaşalım, nasip ederse bir “Merhaba”nın eşliğinde bir noktanın ardında yeni eserlerle birlikte sefere çıkalım.

Bir de hayatıma kattıklarıyla bu kitabın çıkmasına kaynaklık eden başta aileme, dostlarıma, öğrencilerime teşekkürü bir borç biliyorum.

Merhaba…”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Aydın ÇELEBİOcak 9, 2020 / 3:33 amCevapla

Vaktim elverdiği ölçüde yazılarınızı okuyup takip etmeye çalıştım. Akıcı uslubuyla ve bir sonraki yazı ne olacak merakıyla her yazıda kendimden bir şeyler buldum. Güncel yazılar adeta duygu ve düşüncelerime tercüman oldu. Siz yazmaya bizde okumaya devam etmeliyiz…


Hit Counter provided by Curio cabinets