Ve Yıllar Geçer - Hamle GazetesiHamle Gazetesi

Ve Yıllar Geçer

Bu haber 17 Aralık 2019 - 0:00 'de eklendi ve 756 views kez görüntülendi.
İsmail Zorba
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail ZORBA

“Boyacı dükkanının önünden geçerdim her ekmek almaya gidişimde. Galip Usta’nın fırınının tam karşısındaydı boyacı dükkanı. Rengarenk yünler askıdan sarkardı. O renkler bütün cadde boyunca ayrı bir renge sahipti aslında. Ve Boyacı Ahmet Amca, her zaman ağırbaşlı, mütebessim. Bir o kadar emekçi. Hep ter içerisinde görürdüm onu. Boyacı dükkanına hep karşıdan baktığımdan işlevini hiç bilmezdim. Bir kez olsun o dükkana adım atmışlığım yoktur. Hep karşıdan bakardım. Galip Usta’nın mis gibi kokan, haftalarca dursa bayatlamayan o nefis ekmekleri elimi yaka yaka geçerdim önünden.

 

Ve yıllar geçer, ben o hep karşıdan baktığım dükkana ilk kez adım atma muradıma ermişim. Arasta’daki yitip giden onca dükkan içerinde sadece o boyacı dükkanından içeri girmemişimdir. Çocuk hayâlimde düş avcıları o boyacı dükkanından bakardı bana. Ne zaman o boyacı dükkanının önünden geçsem rengarenk yünleri askıdaki halleriyle hayâl ederim. Bir duman ilişir gözüme. Bir de Boyacı Ahmet Amca’nın eski zamanlara aşılanmış insan hali.

Ahmet Amca’nın yüzü her zaman yaptığı işin zorluğunda alnından şıpır şıpır terleri ile ayrı bir nurlanır aydınlanırdı. O’nun yüzünde bir mümine yaraşır safiyet gözlerinden yüzüne vuran yaptığı işle ahlaklanmış bir insanın olgunluğu okunurdu. Onunla bir iki kelam etmenize gerek kalmadan sadece dükkanında çalışırken sanki ibadet edermişcesine işine tutkunluğu hakkında bir çok şeyi anlatmaya yeterdi. Ahmet Amca’ya bazen sokakta rast gelirdim, bazen çarşıda, bazen namazda. Oturuşunda, edasında, yürüyüşünde hep aynı ahestelik vardı. Sadece selamlaştığım bir insana karşı içten içe duyduğum saygıyla bütünleştirdiğim bir sıcaklık dokunurdu adı geçtiğinde.

Üniversite yıllarımda vefat haberini duydum. Bir sabah namazı vakti yattığı uykudan kalkamamıştı. Onunla boyacı dükkanı da mazinin hatıraları arasına karıştı. Dükkanın önünden her geçişimde gözlerini ışığa kapatmış kör bir simaya bakarmışım zannederdim. Çocukluğumun renkleri solmuştu. Bir de Galip Amca’nın vefatı ile başka ellere geçen hayatiyetini devam ettirse de sahibi ile kimliği de değişen ekmek fırını. İşte böylece yıllar geçer dostum, yıllar geçerken hayatındaki renkler de birer birer solar, yiter.

Sanma ki yitip giden renkler kaybolur; kaybolmaz. Yepyeni sürgünler verir bazen. Yepyeni umutlar. Bir gün, sosyal ağda dolaşırken aldığım bir mesaj, öyle heyecan verici haberlerle muştulamıştı ki beni; solgun hatıralarıma cemreler düşmüş, siyah beyaz fotoğraflarım renklenmişti. Yıllar önce mezun ettiğim öğrencilerimden sevgili Meryem’in mesajı  içimi imbatla doldurdu. Bir o kadar serinleten, bir  o kadar ılık ılık içime işleyen. İstanbul’da sürdürdüğü başarılı ve bir  o kadar yoğun iş hayatını bir anda aldığı kararla nihayetlendiren sevgili Meryem, büyük bir özgüvenle doğduğu, kimliğini bulduğu şehrinde hiç denenmemiş bir ilki yaşatmayı planlıyordu. Muğla’nın rutin hayatına, özellikle gençlere kendilerine ait zamanı asude bir şekilde geçirecekleri bir mekan planlıyordu. Bir dinlenme, bir çalışma, bir okuma ve en önemlisi kendine vakit ayırma mekanı. Bir kitap-cafe. Ve açtı da Menteşe’nin ilk kitap-kafesi: Salaş Kafe!.

Meryem’i ziyaret etmek istedim. Ayaklarım beni Arasta’da çocukluğumun o en esrarlı mekanına, hiç adım atamadığım o boyacı dükkanına götürdü. Dükkandan adım attığım anda çocukluğumun efsanesi hayat buluyordu. Neler geçmiyordu ki o an aklımdan..

“Boyacı dükkanının önünden geçerdim her ekmek almaya gidişimde. Galip Usta’nın fırınının tam karşısındaydı o boyacı dükkanı. Rengarenk yünler askıdan sarkardı. O renkler bütün cadde boyunca ayrı bir renge sahipti aslında. Ve Boyacı Ahmet Amca, her zaman ağırbaşlı, her zaman mütebessim. Bir o kadar emekçi. Her vakit kan ter içerisinde görürdüm onu. Boyacı dükkanına hep karşıdan baktığımdan işlevini hiç bilmezdim. Bir kez olsun o dükkana adım atmışlığım yoktur. Hep karşıdan bakardım. Galip Usta’nın mis gibi kokan, haftalarca dursa bayatlamayan o nefis ekmekleri ile ellerim yana yana geçerdim önünden.”

Rengarenk yünler arasında Ahmet Amca’nın kimliğinden sevgili Meryem’in hayat dolu, enerji dolu ışık saçan gözleri ile karşılaşıyordum. Yıllardır görmediğim Meryem’i bilgisiyle, donanımıyla ve zarafet dolu Türkçesiyle bülbüller sadasında dinler buldum kendimi. O küçücük dükkanı sımsıcak hayalleriyle sarmış bir huzur mekanına dönüştürmüştü. Mekan çocuklardan, gençlere, erken doğanlara her yaşa hitap ediyor az ama; öz bir yoğunluk içerisinde şiir, drama, hızlı okuma, söyleşi dahil her türlü etkinliğe kaynaklık ediyordu. Ve Meryem mekanını Arasta esnafı, mahalle insanı ile tamamlamayı da başarmıştı. Salaş Kafe ismiyle aynı liyakatta hem modernliği hem geleneği iç içe barındırıyordu.

Salaş Kafe’ye önce ilçemizin sanat muhtarı, sanat elçisi Sadettin Özbek ağabeyimle ziyaret ettim. Sadettin Özbek, her zamanki lütûfkarlığı ve verimkarlığıyla pazar günleri öğleden sonra mekanı hoş sada bırakacak fasıllara dönüştürdü. Sonra öğrencilerimle gittik. Öğrencilerim bu mekanı önce yadırgasalar da hoş bir izlenim edindiler. Namık Açıkgöz hocamla Salaş Kafe akademik anlamda basamağı yükseltti. Yine akademisyen Ahmet İkiz ve yazar İdris Koç’la  bir ziyaretimizde  Özge Ceylan hanımefendi ile karşılaştık. Özge Hanım mekanda çocuklara yaratıcı drama dersleri veriyormuş. Özge Hanım’ın enerjisine hayran kaldım. Mekana da bu sinerji fazlasıyla sinmiş.

Demem odur ki dostlar sevgili Meryem’in Salaş Kafe’si şehrimizin mazisinden atisine bir kültür köprüsü olmuş bizlere can suyu oluyor. Eğer fırsat bulursanız ziyaret edin ve sevgili Meryem’in insan insan içinizi kuşatan ev sahipliğiyle mutlu olun.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Hit Counter provided by Curio cabinets