Gizli Kardinal Kim? - Hamle GazetesiHamle Gazetesi

Gizli Kardinal Kim?

Bu haber 19 Eylül 2016 - 0:46 'de eklendi ve 3.334 views kez görüntülendi.
CIZ
CIZ cizciz@hamlegazetesi.com.tr

 

  1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcılığı’nın hazırladığı FETÖ ile ilgili 56 sayfalık iddianamede, Gülen’in ABD’ye gitmeden bir yıl önce 9 Şubat 1998’de Vatikan’da Papa 2. Jean Paul ile yaptığı görüşmeye yer verildi; “Papa 2. Jean Paul’un bu görüşmeden 12 gün sonra atadığı 20 kardinal yanında 100 yıla yakın süredir kullanmadığı “in pecture” uygulaması ile ismini açıklamadığı iki gizli kardinal atadı. Atanan gizli kardinallerden birinin F. Gülen olduğu iddiası bu bağlamda üzerinde durulması gereken iddialardandır. 21 Şubat 1998’de resmiyet kazanarak yürürlüğe giren bu atamada Papalık hakkının kullanıldığı “in pecture” teriminin “Kilisenin bağrına bastığı gizli evladı” anlamına geldiği, aynı zamanda “kendi ülkesinde kimliğini gizleyen başka dine mensup kişi” anlamını da barındırmaktadır.”

İddianamede F. Gülen ile ilgili gizli kardinal bahsi böyle geçiyor. Zaten geçen hafta “Kime Niyet, Kime Hizmet” başlıklı yazımda sunduğum deliller bu iddianameyi tamamen destekler mahiyetteydi. Bu konuda, aklını kiraya vermeyenler için, İslam’ın ehl-i sünnet anlayışını benimseyenler için o kadar çok delil ve ipucu var ki, F. Gülen’ in gizli kardinal olduğu hususu zihinlerde şüphe bırakmıyor.

Birkaç örnekle daha gizli kardinali deşifre etmeye devam edelim. Gülen ve ekibi papalığın başlattığı “Dinler Arası Diyalog” ihanetini dünyaya pazarlamakla hızını alamamış olmalı ki, Hz. Meryem’i Hz. Muhammed’e (SAV) nikahlamaya cüret ederek İslam ile Hıristiyanlığın güya izdivacına ön ayak oldu. Az kalsın nikah şahitliğini de ben yaptım demediği kaldı. Bu densizliklere kurumsal, ciddi hiçbir tepki gelmedi.

Zırvanın zirve yaptığı sapkınlığa bakar mısınız? Meryem Suresi’nde anlatılır; Cebrail (a.s.) insan sıfatında tecessüm ederek Hz. Meryem’e gelir, kendisine Allah tarafından bir erkek evlat bahşedileceğini bildirir. Hz Meryem de, ” ben iffetli bir kadınım, bana erkek eli bile değmemişken nasıl bir çocuğum olabilir? ” Diye tepki gösterir. Cebrail (a.s.) da,” (Adem ile Havva’yı yoktan yaradan) Allah için bu daha kolaydır” der. Bu diyalogdan sonra Hz. İsa dünyaya gelir.

Muteber tefsir ve mealler Meryem Suresini bu şekilde açıklarken, F. Gülen “ Fasıldan Fasıla” adlı kitabının 197. sayfasında Kur’ an ayetini kendine göre öyle çarpıtıyor ki, bu fikir şeytanın bile aklına gelmez.

Ayetteki insan sıfatında Hz. Meryem’in yanına gelenin Cebrail olduğunda ihtilaf var diyerek, bu kişinin Cebrail değil, Hz. Muhammed’in (SAV) ruhu olduğunu iddia eder. Konuyu Gülen’ in adı geçen kitabından aynen aktarıyorum; “Zira Hz. Meryem çok afife ve nezihe bir kadındı. Bu itibarla da gözlerinin içine başka bir hayal girmemiştir ve girmemeliydi de. Ona sadece kendisine helal olan biri bakmalıydı. O da olsa olsa Efendimiz (Hz. Muhammed) olabilirdi. O bir münasebetle Hz. Meryem’in kendisiyle nikahlığına işaret buyuruyordu. Bu açıdan Ruh’un (yani, Hz. Meryem’e haber getirenin Cebrail değil) Efendimizin ruhu olabileceği de ihtimal dahilindedir.”

İslam akidesine ve İslam kaynaklarına taban tabana zıt olan bu zırva iddialarla F. Gülen, Hz. İsa’nın babasının Hz. Muhammed(SAV) olduğu anlayışını ileri sürerek Kur’an ayetlerini inkar ve tahrif etmektedir. Bu ihaneti yapsa yapsa gizli kardinal veya satılmış bir ajan yapabilir.

Çünkü hiçbir şüphe ve yoruma yer vermeyecek şekilde Al-i İmran Suresi 56. Ayette Hz. İsa’nın mucizevi bir şekilde babasız olarak dünyaya geldiğini bildirmektedir. F. Gülen’in bu ayeti bilmiyor veya okumamış olması düşünülemez. Bu tezin anlamı taammüden sapkınlık, yani İslam akidesini ve Kur’ an ayetlerini tahrip etmektir. Bir başka deyişle gizli kardinal görevini başarıyla ifa etmiş.

  1. Gülen’in Hz. İsa ile Hz. Muhammed (sav) arasında akrabalık ilişkisi (baba-oğul) kurmaya zorlamasının altında yatan bir diğer neden; bu fotoğraf karesine kendini yerleştirme çabasıdır. Böylece önce kendini kutsallaştıracak, ardından da elemanlarının kendisine koşulsuz itaat etmesini sağlayacak. Ne şeytanca bir tuzak değil mi?

Ancak bu projenin tam oturması için bir senaryoya daha ihtiyaç vardı. İzmir Yamanlar Koleji’nde ortaokul yıllarında cemaatle tanışmış, dershane tartışmalarında gerçekleri görüp FETÖ’ den kopmuş tanıdığım bir kişinin anlattıklarından hareketle F. Gülen’ in uydurduğu Hz. İsa- Hz. Muhammed kurgusunun nereye dayandırıldığını görelim.

Olay şöyle gelişir; A.C, lise son sınıfta iken bir grup cemaatten arkadaşıyla birlikte İstanbul’a geziye götürülür. Bu gruba gösterilen özel ilgi ve ihtimamın sebebi, Askeri Lise ve Polis Koleji öğrencileri ile ilgileniyor olmalarından kaynaklanmaktadır.

Örgütün kurumları(Samanyolu, Zaman, vs.) ziyaret edilir. Öğle namazı Sultanahmet’te kılındıktan sonra Ayasofya’ya geçilir. Orada, başlarındaki abi Hz. İsa figürünün önünde durur ve turfanda şakirtlere Hz. İsa’nın kime benzediğini sorar. Çocuklar kimseye benzetemez. Abi ısrarla sorar, İpuçları verir ama çocukların jetonu bir türlü düşmez.

Artık dayanamaz ve çocuklara der ki; arkadaşlar bakın, gözünün altındaki halkalara kadar dikkatli bakın, Hz. İsa Hoca efendi’ye nasıl da benziyor.

Algının etkisiyle çocuklar, evet ya, hakikaten benziyor. Merak ve hayretlerini gizleyemeyen gençler, niçin benzediğini sorarlar.

Abi, çok bilmiş edasına bir de esrarengizlik katarak öğrencileri etrafına toplar ve der ki;

-Bakın kardeşler, size bir sır vereceğim ama kimseyle paylaşmayacaksınız. Aslında Hocaefendi Hz. İsa’nın yeryüzüne inmiş halidir. Yani Hz. İsa, Hocaefendi’de tecessüm etmiştir.”

Tabii bunu duyan çocukların gözleri faltaşı gibi açılır, titrerler ve Hoca efendilerinin kıymetini bilmek ve bir peygambere itaat ediyormuşçasına kalbi bağlılıklarını pekiştirmiş olarak Ayasofya’dan ayrılırlar.

Yaa, işte Anadolu’nun saf ve güzel insanları, halis Müslümanları böyle kandırıldı ve uyuşturuldu.

Şimdi parçaları birleştirmeye kaldığımız yerden devam edelim. Meryem Suresi’nden çıkardığı çarpık ve sapık yoruma göre, Hz. İsa’nın babası Hz. Muhammed oluyordu. Şimdi F. Gülen de Hz. Muhammed’in neyi oluyor? Şaşırmayın, kendi kurduğu bu kurnazca denkleme göre, Feto haşa Hz. Muhammed’in oğlu olmuş oluyor. Bin kere tövbe haşa. Yahu bu adam harbiden zıvanadan çıkmış. Boşuna mı demişler, zırva tevil götürmez diye.

Daha bitmedi, sapkınlığın devamı var. Bu akrabalık ilişkisinden aldığı imtiyazla F. Gülen Perşembe akşamları güya Peygamber Efendimizle istişare yapıyor ve tüm kararları o istişareden sonra alıyor. Cemaat mensuplarının da haliyle Peygamberimizin izni ve onayı ile alınan karar ve talimatlara uyması kaçınılmaz oluyor. Tuzağa bakar mısınız? Bu kafayla adam darbede yapar, canlı bomba da olur, ülkeyi de satar.

Bu kadar projeli, zaman ayarlı sapkınlıkları bir Müslüman din adamının yapması mümkün değildir. Peki, Papa’nın atadığı kardinal kimmiş? Şimdi tekrar düşünelim. Hoşçakalın.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Hit Counter provided by Curio cabinets