İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Kelimelerimize Dokunmayın!

Eklenme : 6.07.2022 00:00:00
Görüntülenme: 554

Birisi "Oğlumu çok seviyorum." dese, bu cümleden ne anlarız? Bir anne-babanın, erkek çocuğu ile ilgili duygularını ifade ettiğini düşünürüz değil mi?

Oysa Eski Türkçede "oğul" ya da "oğlan" sözcüğü bir cinsiyet ifade etmiyormuş. Yani bu kelimeler "erkek evlat" anlamında kullanılmıyormuş. "Doğurma ve ortaya getirme" anlamındaki "oğ" kökünden türetilen "oğul", "doğan, yavru" anlamında kullanılan bir kelime imiş. Böylelikle kız ya da erkek doğan her çocuğa "oğul" denirmiş. "Oğlan" ise çoğul eki olan "-an" ekinin getirilmesiyle türetilen ve "evlatlar, yavrular" anlamında kullanılan çoğul anlamlı bir kelime...

Ayrıca "oğul" yalnızca insanlar için kullanılan bir kelime değil. Hayvanlar için de kullanılıyor. Örneğin; "oğlak" kelimesi de aynı kökten türetilen bir kelime... "Oğul" sözcüğüne "-ak" küçültme ekinin getirilmesiyle "oğlak" (keçi yavrusu) sözcüğü türetilmiş.

Oğlangu (çocuk gibi davranan), oğulluk (üvey evlat), oğlan yatağı (döl yatağı), oğlana kalmak (gebe kalmak), oğlan burusu (doğum sancısı) "oğ" kökünden türetilen kelimelerden bazıları.

Bu kökten türeyen bir başka sözcük de öfke ve nefret ifade eden hitaplarda kullandığımız "ulan". Önce "oğlan" sözcüğündeki "ğ" düşmesi, daha sonra da "o-u" değişmesi ile sözcük "ulan" halini almış. Bu haliyle "ulan" sözcüğünün bir hakaret sözü olmadığı, anlam kötüleşmesi yaşayan bir sözcük olduğu söylenebilir.

Kısaca, "oğul" ya da "oğlan", Eski Türkçe'de erkek evlat değil "çocuk" anlamına gelen bir kelime. Bugün kelimeyi asıl anlamıyla kullanmak biraz zor olsa da yine de kelimenin kökünü ve asıl anlamını bilmekte fayda var.

Anlamını bilmediğimiz ve bundan kaynaklı olarak garip hassasiyetlere konu olan bir başka kelime de "adam"... Son yıllarda "iş adamı" yerine "iş insanı", "bilim adamı" yerine "bilim insanı" şeklinde bir kullanım tercih ediliyor. Öyle ki "adam" kelimesini kullananlar, hassas(!) kimseler tarafından hemen uyarılabiliyor. Oysa burada yanlış bir bilgi ve yersiz bir hassasiyet söz konusu...

Çünkü "adam", "Adem"den gelen ve birinci anlamı da "erkek" değil "insan" olan bir kelime. Yani "adam", cinsiyet belirtmeksizin "insan" anlamına sahip.

İngilizce'deki "woman/kadın" sözcüğünün de benzer bir yolculuğu varmış. "Kadın" anlamına gelen "wif" ile "insan" anlamına gelen "man" sözcüğünün birleşmesiyle "woman/kadın" oluşmuş. İngilizcedeki "man" ile Türkçedeki "adam" kelimeleri bu anlamda cinsiyet belirtmeksizin tür belirten bir anlama sahip kelimeler.

Dolayısıyla "bilim adamı", zaten "bilim insanı" anlamına sahip bir kelime. Bu itibarla kelimelerin köken anlamını ve serüvenini bilmeden ucuz anlamlar icat etmek ve yeni kullanım alışkanlıkları geliştirmek dilimizi, dolayısıyla da düşüncelerimizi yozlaştırmak anlamına geliyor.

Konunun bir başka sorunlu noktası ise kelimelerin entelektüel gevezeliklere kurban edilmesi... Buna kendisini ve dünya görüşünü önemseyen birtakım zümrelerin hırsını kelimelerden çıkarması da diyebiliriz.

Bu zümre, dilde sadeleşme ve öze dönme iddiasıyla "kelimeleri yerinden oynatarak" anlamlarını kuşa çevirmeyi çağdaşlık olarak görebiliyor. Örneğin; harcamada orta yolu bulmak, itidali elden bırakmamak ve bunu yaparken de adil olmak anlamlarına sahip "iktisat" kelimesi yerine "ekonomi" kelimesini tercih edince özümüze dönmüş mü olduk?

İktisadın itidalli ve adil olma yönünü göz ardı edince ortaya kişisel boyutta açgözlülük ve küresel boyutta ise emperyalizm çıkıyor. Oysa iktisat, içerdiği anlam ve insanlara-toplumlara verdiği mesaj ile adeta açgözlülüğün ve emperyalizmin ilacı...

Kur'anî bir kavram olan "kelimeleri yerinden oynatmak"; aynı zamanda dış müdahalelerle kelimelerin ifsadını, anlamını-hikmetini yitirişini, bir anlam derinliği ve ruhu olan kelimeler yerine yavan ve şuursuz kelimelerin kullanılmasını ifade ediyor olabilir mi?

Dil ve edebiyat yetkin olduğum bir alan değil. Ancak kendince kelimeleri önemseyen biri olarak ilerleyen haftalarda, son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biri olan Kelimelerin Kalbi (Ahmet Turgut-Kapı Yayınları)'nden istifade ederek dil-düşünce ilişkisi, kelimeyi anlama, kelimelerin uyandırılması, sosyal afazi gibi konulara dair bir şeyler paylaşmak isterim.

Kelimelerimize dokunmayın! Dokunmayın ki kelimelerden gönüllere bir yol bulabilelim.

06.07.2022

 

SONRAKİ yazı
{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft