İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

"Hayırlı" Bayramlar

Eklenme : 27.04.2022 00:00:00
Görüntülenme: 534

İnsan, sosyal bir varlık. Dolayısıyla da başkalarıyla birlikte yaşamak, komşuluk yapmak, eğitim görmek, çalışmak, iş görmek, ibadet etmek, yolculuk etmek durumunda.

İnsanın yaşam yolculuğuna bir şekilde eşlik edenler ise farklı yaratılış, karakter, mizaç, ahlak ve yetenek ile farklı duygu, düşünce, davranış, inanış ve yaşam tarzına sahip insanlar. İşte bu noktada yaşam yolculuğunda yolları kesişen insanların uyumu ve hoş geçinmesi sorunu karşımıza çıkıyor. Hoş geçimli olmak, muâşeret kurallarına uygun bir yaşam sürmek için kimin kime uyum sağlaması gerektiği, kimin kime tahammül göstereceği; kimin daha sabırlı, affedici, hoşgörülü ve fedakâr olması gerektiği hususu önemli.

Gıybet, kin, nefret, düşmanlık, bozgunculuk, dedikodu, koğuculuk, yalancılık, bencillik; birey ve toplum ahlâkını bozan, hoş geçimi zehirleyen davranışlar. Bu davranışlar; insanların arasını açan, haset ve nifak yayarak insanları birbirine düşüren, huzuru ve kardeşliği bozan davranışlar.

Aileden siyaset kurumuna kadar yaşamımızın tümünün dedikodu ile şekillendiği de malumumuz. Yalan bilgi ve haberin bir virüs gibi yayılarak her şeyi zehirlediği bir çağda yaşıyoruz. Sosyal medyanın da bu virüsün yayılmasını kolaylaştırıcı etkisi ortada. Hak ve hukuk açısından iyi ilişkilerin yolu ise dedikodusuz, gıybetsiz, yalan ve bencillikten uzak bir yaşamdan geçiyor.

İnsanlar arasındaki hoş ilişkilerin temeli ise güven. Çünkü hayat, karşılıklı güven ve iyi niyet alışverişi. İyi niyete ve güvene dayalı ilişki kurmayı başaramayan kişi ise yalnız kalmaya mahkûmdur. Bunun için öncelikle güvenilir olmak, sonra da güvenmek gerekiyor.

Allah Resûlü (sav), hoş geçime dayalı ilişkilerin kurulması ve sürdürülmesi için gerekenleri şöyle sıralar: "Üç haslet vardır ki onlar kimde bulunursa Allah, onun hesabını kolaylaştırır ve onu rahmetiyle cennetine sokar." Meraklanan ashabı; "Bunlar nedir Yâ Resûlallah?" diye sorduklarında, Peygamberimiz; "Sana vermeyene vermen, sana zulmedeni affetmen ve sana gelmeyene gitmendir." der.

Peygamberimizin "vermeyene verme, zulmedeni affetme ve gelmeyene gitme" tavsiyesi, hoş geçinme ve insanlarla iyi ilişkiler kurma için son derece önemlidir.

İnsan ilişkilerinde önemli olan, karşılıklı saygı çerçevesinde herkesin kendi sınırını bilmesi ve buna göre davranması. Buna rağmen ilişkilerimizde zaman zaman sorunlar da yaşanabilir. İnsanlar yanlış anlaşılma veya dikkatsiz bir davranış sonucu birbirlerine kırılabilir. Bu durumda sorunlar, ahlaki değerler ve adab-ı muaşeret kuralları çerçevesinde çözüme kavuşturulabilir. 

Kusur arayan, kusur bulur; güzellik görmek isteyen, güzellik bulur. Güzel görebilmek için güzel bakmak gerekir. Olayların güzel yanlarını görmek için ise olumluya odaklanmak gerekir. Kusur aramak, kimseyi mutlu etmez. Zaten dikkatimizi çekmiştir; başkalarının eksiğini, kusurunu arayanların hayatı baştan sona mutsuzluk ve hüzünden ibarettir.

Önümüz bayram...

Anne-babayı, arkadaşı, dostu, komşuyu, akrabayı mutlaka ziyaret edelim. Onların gönüllerini alalım.

Mevsim itibarıyla köyde-kasabada yaşayan anne-baba ve aile büyüklerinin mutlaka yapılacak işleri, görülecek ihtiyaçları vardır. Misafir gibi yiyip için ertesi gün kalkıp gitmek hoş değil. Her ne kadar bayram vesilesiyle yaptığımız bir ziyaret de onların işlerini görelim. Geçmişte onlar nasıl bizim işlerimizi görmüş, ihtiyaçlarımızı karşılamış ise bugün de biz görevimizi yapalım. Herhangi bir nedenle araya soğukluk giren yakınlarımız, arkadaşlarımız, komşularımız varsa bayramda onları ziyaret edelim; bayramlaşalım, kucaklaşalım...

Gönlümüzü ve evimizin kapılarını misafire açalım.

Artık "insan sıcaklığı"nı evin dışında arar olduk. Satın alınabilir olsa onu da alıp salonun bir köşesine koyacağız ama bir tek o satılmıyor. Kafelerin, kahvaltı mekânlarının, restoranların masalarında bulduğumuz keyif, huzur, mutluluk oralarda kalıyor. Ailenin sıcaklığına ve huzuruna faydası olmuyor. Evlerimizin kapılarını misafire yani berekete, keyfe, huzura, mutluluğa açalım.

Kırgınlıkları bitirelim.

Oğuz Atay; "İyi geçinmek; iki kişinin kusursuz olmasıyla değil, birbirlerinin kusurlarını hoş görmesiyle olur." diyor. Bayram; tam da hoş görmenin, affetmenin, kırgınlıkları bitirmenin zamanı... İlişkilerimizi tamir etmenin zamanı...

Hz. Peygamber (sav); "Mümin, cana yakındır. (İnsanlarla) yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur." buyuruyor. Buna göre insanların hoşça geçinmeleri, karşılıklı iyi ve güzel ilişkiler kurmaları "hayırlı" olmanın bir gereği.

Bizi birbirimize yakınlaştıran "hayırlı" bir bayram dileğiyle...

27.04.2022

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft