ZURNA SEVER MİSİNİZ?

Bu haber 01 Ocak 2014 - 11:45 'de eklendi ve 1.705 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Prof. Dr. Namık Açıkgöz
Sizi bilmem ama ben zurna severim. Daha doğrusu, gürültüye dönüşmeyen bütün müzik âletlerini severim. Nefesli, vurgulu, telli bütün müzik âletlerini. Keşke vaktiyle hiç olmazsa bir kaç tanesine hizmet etmeyi öğrenebilseydim. (Eskiler, “Hangi sazı çalıyorsun?” demezler; “Hangi saza hizmet ediyorsun?” derlerdi: ondan öyle dedim.)
Her türlü Türk sazıyla az çok uğraştım. Evimde bağlama, kaval, mey ve bendir var. Kendimce bir şeyler terennüm ederim.
Hayatımda hiç zurnaya hizmet etmedim. Nasip değilmiş… Ama 1973-1976 yıllarında, mehtercilik yaptığımız yıllarda yani, mehterde zurnazenleri hayranlıkla seyrederdim.
Zurna bizim taa Orta Asya’dan beri bildiğimiz bir müzik âletidir. Basittir ama çok etkili bir sesi vardır bana göre. Tiz, çığlık gibi bir ses. Türk müziğinin yasaklandığı yıllarda, sanki, davulla beraber kahır çığlıkları atan bir sazdır.
24-25 Aralık günlerinde Muğla Belediyesi bir “Zurna Festivali” düzenledi. Proje Yrd. Doç. Dr. Ercan Kılkıl ve Ünal Yürük’e ait. Belediye hayata geçirmiş ve iyi de etmiş.
İki akşam Gazi Mustafa Kemal Kültür Merkezinde, zurna ağırlıklı bir müzik ziyafeti vardı. Zurnayla beraber, mey (duduk, balaban) ve zambır da çalındı. İnternetten dinlediğim zambır’ı ilk defa canlı dinliyordum. Harika bir sesti. Yanyana iki borudan, sanki bir orkestra sesi çıkıyordu. Zambır ziyafetini Gaziantepli Battal Sazcı çekti.
İki akşam, Ünal Yürük, Halil Çokyürekli (Turgutlu-Manisa) , Ertan Tekin, Deniz Selman, Veysel Girgin (Milas), Allahverdi Barın ( Keskin), Naci Peri (Kırklareli), Ömer Parlak (Trabzon), Saffet Akay (Milas), Basri Eğriboyun (Germencik), Hasan Çakan (Lüleburgaz) muhteşem yorumlarıyla sahnedeydiler.
Ünal Yürük, zurnanın hakkını verdi. Halil Çokyürekli’yi uzun uzun anlatmaya gerek yok. Sevgili hemşehrimi bu âlemin ustaları ve mübtelaları çok yakından bilir. Zurna ile caz çalma başarısı o akşam herkesi büyüledi. O kadar ki Çokyürekli’ye “Zurnanın Luis Armstorng’u” dense yeridir.
İki akşamda, zurnanın yanında mey de vardı. Bizim kuşağın iyi bildiği Binali Selman’ın oğlu Deniz Selman mey geleneğinin en güzel örneklerini sundu. Ertan Tekin (Gene bizim kuşağın iyi bildiği Şehamettin Tekin’in oğlu) “Rüzgar Dindi” ile başladığı mey (duduk) dinletisine, Sarı Gelin’le devam ederek mey sesi ile bize ses derinliğini yaşattı.
Konserde, dinleyicileri ezik ezik ezen, Saffet Akay oldu. “Sürmelim”i ne çalmaydı o?!… Ses kulaklarımızdan girip damar ve sinir uçlarımıza kadar girdi ve tüm vücudumuzu tir tir titretti.
Trabzon’dan gelen Ömer Parlak cura zurna ve dilli kaval ile çok güzel Karadeniz havaları çaldı. Zurna sesi, ustanın elinde kemençe sesini çıkarabiliyormuş demek ki.
Halil Çokyürekli ilk akşam sahnede 45 dakika, ikinci akşam 15 dakika falan kaldı; insan bir defa olsun falso yapmaz mı?… Bir defa olsun ses kontrolünü kaçırmaz mı?… Bir defa olsun ses çatlamaz m?… Hiç biri olmadı!… Zurna, Çokyürekli’nin elinde nakış nakış işlenmiş, binlerce yılın kahır çığlığı olmuştu sanki.
Geceye renk katan ve zaman zaman zurnaya davulla eşlik eden orkestra da övgüye lâyıktı.
O iki akşamda üzüldüğüm şey, garip sipsi’mizin sahnede olmayışıydı. Keşke sipsi de olsaydı. Olmadı ama Belediye Başkanımızdan “Sipsi ve Delbek Festivali” sözü aldık.
Belediye ve proje sahiplerine çok çok teşekkürler.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.