Zamanın Sınavından Geçebilmek

Bu haber 19 Haziran 2018 - 0:41 'de eklendi ve 894 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail ZORBA

Bir eğitim döneminin daha sonuna geldik. Öğrencilerimizi tatile yolladık. Son sınıflarımızı mezun ettik. Onları da geleceklerini belirleyecek üniversite sınavları bekliyor. Üniversite sınavları çünkü yine iki aşamalı. Biri genel diğeri alan ağırlıklı iki sınav. Zamanlarını, adlarını, güya niteliklerini değiştirsek de hepsi de aynı adrese çıkıyor: “Üniversiteye!..” Gençliğin kimliğini, şahsiyetini, hayatının önemli bir aşamasının yol haritasını çıkaracak bir sınava.

Neticede yıllar önce biz de bu sınavlardan geçtik. Türkçe aynı Türkçe, Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih, Coğrafya hakeza aynı. Soru nitelikleri, ölçüm teknikleri, içerik güncellemeleri gençliğin yaşadığı döneme uyarlansa da ne cümlenin öğeleri değişti, ne pi sayısı ne de yansıma kanunları. O halde sınava bakışta değişmeyen bilgi olduğuna göre sınava hangi noktadan bakarak hazırlanılmalı?

Bilgiye her yerde, her şekilde ulaşabilir miyiz? Formülere, pratik çözüm yaklaşımlarına? Geliştirebileceğimiz tüm soruların cevabı: “Evet!..” Bu noktada bize gerekli olan soru öğrenci bu bilgiyi kazanıma nasıl dönüştürecek? Bilgiyi kullanımda ve kazanımda kendi kişisel becerilerini sonuca ulaşmada nasıl kullanacak.

Çoklu zeka kuramına göre her bireyin sonuca ulaşımı ağırlıklı ilgi ve becerilerine göre değişiyorsa bilgiyi fabrikada üretip seri üretime geçerek evladımıza zerk edemeyiz. Her bir gencin psikolojisi, ilgi ve becerileri, kavrayış durumları farklıdır. Matematiği, edebiyatı, tarihi her birey ortak bilgi noktasında öğrenme durumundadır ama; içselleştirmede ve de sonuca dair üretime ulaşmada farklılıklar gösterir.

İşte bu gerçek, ezberleyip kopyalayan ve sınav anı yapıştıran bir neslin dramını gözlere önüne sermekte. Bu gerçek gençlerin kendi doğal yapıları içerisinde bilgiye ulaşmada ve özümsemede kat edeceği başarıyı sekteye uğratmaktadır. Amacı olmayan hiçbir kazanım fayda getirmez. Bu konuda en büyük tuzak “nota endeksli, puanlamaya endeksli başarı” kriterleridir. Öğrencinin girdiği her sınav asla ve asla gerçek ve nitelikli bir gösterge olamaz.

Evladımız sınava nasıl hazırlandı, sınava girdiği anki durumu neydi? Sınav şartları, ortamı değişken olacağına göre sınav anının kontrolü, soruları kendi senaryosuna göre okuma süreci, değerlendirme ve sonuca ulaşma hızı, yapamadığı sorulara göre gösterdiği psikolojik tavır ve sayabileceğimiz onlarca değişken sınavcının başarı ölçütünü net bir şekilde yansıtamaz. Bir genç için de bu değişkenlerin hiçbiri bir başarısızlık bahanesi olamaz. Başarı evladımızın kontrolünde olduğu anda gerçek başarı karşımıza çıkar. Çünkü en başarılı öğrenci profili kendini en sağlıklı koşullarda hazırlayan, gerçekleştirebilen, sınava dair zaman ve yol haritasını en gerçekçi şekilde yönetebilen öğrencidir.

En zor sınav hiç hazırlanılamayan, ne yaptığını bilmeden, neyi bildiğini anlamadan, sınav hedeflerini önceden planlamayan gençler içindir. Öncelikle hedefini belirlemiş, bilgiyi ve sınavı sadece bir araç olarak görmüş kontrollü bir genç için bütün sınavlar heyecan yaratır ama devasa bir sorun niteliği taşımaz. Çünkü kontrol gencin elindedir.

Son sınıfa gelmiş bir evladıma dönem başında hep sorarım. “Sınavda hedefin ne?” diye. Çoğunluk daha belirlemedim ya da bilmiyorum diye geçiştirir. Bu evladımın sahip olduğu bilgiye çözüme dönüştürme becerisini ölçtüğümde büyük bir sorun karşımıza çıkar. Bilgi var ama sonuca ulaşamamaktadır. Gencin sınav anında okuduğunu anlamakta bile zorluklar çektiğini görürüz.

En net tablo ise şöyle karşımıza çıkar. Bir deneme sınavı yaparız. Cevap anahtarını verip doğru, yanlış ve netleri çıkardığımızda sayıya hiç bakmam. Öğrencinin sınavı okuma haritasına bakarım. Hangi sayfada, hangi konularda kaç yanlış yapmış; diye. Başarı göstergesi net olmayan ve standart sapmada büyük açıkları olan bir öğrenci soruları arka arkaya yanlış yapmaktadır.

Yanlış soruları çözüme ulaştırdığımızda öğrencinin aslında dikkatini verdiğinde bu soruları kolaylıkla çözebildiğini görürüz. Ama sınavın bütününde ortaya koyduğu kendini kontrol ve gerçekleştirmede büyük problemler ortaya çıkar. Soruları okurken yanlış okuma, yanlış çıkarımlarda bulunma, bilgide eksiklikler, tamamlanmamışlıklar ve de zaman karşısında psikolojik yenilgiyi baştan kabullenmişlikler problemleri çoğaltır da çoğaltır.

Halbuki evladımız ta en başında sadece bilgiye, nota endeksli bir hazırlanma sürecinden geçmeseydi; çözüme ulaşmada zamanın sınavında kendini tam anlamıyla ölçebilseydi hiçbir problem ortada olmayacaktı. Aslında sorunun temel noktası biz büyüklerden kaynaklanıyor. Bilgi ve not güdümlü, ödül ve ceza dışında hiçbir kriteri olmayan biz büyükler kendi evladımızı amaç ve araç bağlamında yanlış hedeflere mahkum ediyoruz.

Seçimlerinde evladımızı yetenekleri, ilgileri ve becerileri doğrultusunda hayatın doğal akışına göre asıl amaca göre yönlendirebilsek; gerçek anlamda evladımızı gerçek anlamda tanımaya çalışsak benliğin egemenliğinden çıkıp onu gerçek anlamda bir birey olarak görebilsek, tanıyabilsek bütün sorunlar ortadan kalkacak. Gençlerimiz mahkum bir hayata ve geleceğe sahip olmayacaklar.

İşin doğasında zamanın sınavından geçebilmek o kadar da kolay değil. Her ebeveyn gözünün nazlısı, ciğerparesi evlatları için en iyisini, en mükemmelini, en iyisini ister ve evladının geleceğini ona göre planlar. Ve hayatın gerçekleri karşısında kendini mahkum hisseder ve evladı için en doğru ve en iyi kararları verdiğini düşünerek aracı hedef edinerek kararlar alır, yönlendirmelerde bulunur.

Ebeveyne baktığımızda şartlar ortaya konunca haklıdır, evladımıza baktığımızda ise o da kendi hayatının sorumluluğunu alıp sahip olduğu yetenek ve kişiliğe göre seçimler yapmalıdır, o da haklıdır. Nasrettin Hoca gibi haklılık her taraftadır. Zamanın sınavı ise insanlık adınadır. Zamanın sınavı insan için araçları değil amaçları ortaya koyar.

Bütün bunların özünde değişim, gelişim hiç değişmeyen bir gerçeğe tabidir. Evladını iyi tanıma, onun da kendini tanıması ve kendisi ile ilgili kararları alabilmesi için gerekli şartları sunabilme. Diğeri ise sevgi, aşk ve paylaşıldıkça, yaşadıkça kazanılacak güzellikler.

Üniversite sınavına girecek tüm öğrencilere başarılar diliyorum. Temennim mutlu olabilecekleri, huzur bulabilecekleri yerlere ulaşabilmeleri. Zamanın sınavından geçip insan olmanın güzelliklerini yaşayabilmeleri. Yolunuz, bahtınız açık olsun gençler!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
vipgo ataşehir 19 Haziran 2018 / 02:45

Alkışlıyorum çok iyi bir analiz. Zaman en iyi yargıçtır. Zamanin sinavindan erdemle gecebilmek… İşte asıl mesele budur…