Zamanın durduğu Muğla’da Mavi Yolculuk…

Bu haber 10 Haziran 2010 - 0:00 'de eklendi ve 741 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Kuruluşu başta Prof. Dr. Namık Açıkgöz ve Doç. Dr. Ümral Deveci olmak üzere Muğla Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından gerçekleştirilen Metinbilim Enstitüsü Derneği, kurulalı daha şurada bir yıl bile olmadan bir başka şekilde “Muğla’nın okunmasını” sağlamaya başladı.
Önemli çalışmalar ortaya kondu.
Muğla Valiliği ile birlikte gerçekleştirdikleri “Turizm Tanıtım Metni” yarışması da çok iyi oldu. Yarışmaya katılanların eserleri bir tanıtım kitabı haline getirilecek.
Umarım bu tür yarışmalar tekrarlanır. Çünkü her seferinde Muğla’ya başka bir gözle ve hatta başka birinin gözünden bakmak mümkün… Ayrıca gelecekte yapılacak yarışmalarda, yarışma konusunun il merkezi ile sınırlı kalmamasında, il genelini kapsaması da yararlı olacaktır.
 
xx      xx      xx
Yarışmaya ben de katıldım.
Ama kimseye söylemedim. Çünkü dereceye giremeyip, “karizmayı çizdirmek” de vardı.
Dereceye giremezsem diye yarışmaya girip girmemeyi de çok düşündüm. Hatta son anda katıldım. Çünkü Muğlalıydım ve elim kalem tutuyordu…
Turizm Metni yarışmasının yenileri düzenlenirse, eli kalem tutan ve “Muğlalıyım” diyen; “Muğla sevdalısı” olduğunu söyleyen herkes katılmalı.
 
xx      xx      xx
Ben yarışmaya “Zamanın Durduğu Muğla’da Mavi, Beyaz, Yeşil Yolculuk” başlığını taşıyan bir üçleme ile katıldım (>en çok üç yapıt ile yarışmaya girilebiliyordu). O üçlemeden, “Zamanın Durduğu Muğla’da Beyaz Yolculuk” başlığını taşıyan ikinci bölüm ile birincilik ödülüne hak kazandım.
Sevindim tabi. Bu sevincimi ve bana ödül getiren metni sizlerle de paylaşmak istedim.
Ancak yarışmanın sonuçlandığı Mayıs ayı bir başka türlü yoğun geçti. Muğla gündemi her zaman yoğun. Gelin şimdi bu paylaşımı aradan çıkaralım, metni birlikte okuyalım:
 
xx      xx      xx
ZAMANIN DURDUĞU MUĞLA’DA MAVİ YOLCULUK…
Girit 1886 doğumlu, Cevat Şakir Kabaağaçlı bir idam mahkûmu ile ilgili yazısı İstiklâl Mahkemesi’nce sakıncalı görülüp üç yıl Bodrum’da “kalebentliğe” mahkûm edilmemiş olsaydı, bu gün Mavi Yolculuk olur muydu bilemiyorum…
Ama insanlık “Mavi Yolculuk”la Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı sayesinde tanıştı. Dünya gezginleri, Tarihin Babası Heredot’un memleketini ve insanı geçmişin derinliklerine; Karya, Likya zamanlarına çekiveren, tanrıların ve tanrıçaların aşklarının, savaşlarının yaşandığı Muğla’yı Onunla tanımaya başladı.
Bodrum’un antik adından esinlenerek “Halikarnas Balıkçısı”nı mahlas olarak kullanan Cevat Şakir Kabaağaçlı için Bodrum sürgünlüğü cezadan çok keyfe dönünce, 3 yıllık cezasının yarısında İstanbul’a geri götürülmüştür. Cezasını İstanbul’da tamamlar tamamlamaz, yazıları ve kitapları ile insanlıkla paylaşacağı Halikarnas’a; “Arşipel” dediği yeşil çam ormanları ile turkuaz suların öpüştüğü, mitolojik aşkların yaşandığı koylara ve her sabah gözlerini açınca Allah’a şükredercesine “Merhaba!” diye selamladığı Ege-Akdeniz sularına dönmüştür.
 
İyi de etmiştir…
Halikarnas Balıkçısı ve arkadaşları (Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat vd.) süngerci tekneleriyle birkaç günlüğüne denize açıldıklarında inzivaya çekilircesine yanlarına ekmek, peynir ve rakıdan başka hiçbir şey almazlarmış. Transistorlu bir radyo bile…
Metin Bilim’in temelleri farkında olunmadan o zaman atılmış olabilir mi bilmiyorum, ama o mütevazı turlardan nice tablolar, öyküler, şiirler, romanlar, felsefe, tarih, mitoloji metinleri çıkmıştır…
Bu gün, Mavi Turlara katılanlar güne sabahın ilk ışıklarıyla başlıyor. Önce yüzme, daha sonra kahvaltıyla başlayan gün, birkaç saatlik seyrin ardından, programda yer alan doğa yürüyüşü ve arkeolojik gezilerle devam ediyor. Yürüyüşler size göre değilse, teknede kalıp kitap okur, güneşlenebilirsiniz. Daha aktif olmayı sevenler yüzme, kürek, dalış, balık tutma, jet-ski, kano, kite board ve su kayağı gibi aktivitelere katılabilirler.
Yeter mi?
Eğer Halikarnas Balıkçısı, ilk adını antik Keremos’tan “Kerme”, ikinci adını antik Geova’dan günümüze Gökova olarak ulaşan beldeden “Gökova” diye alan körfezde, “Roma’yı gör de öl, derler. Yok, a canım; Gökova’yı gör ve yaşa…” dediği sularda, Kleopatra’nın dünyanın 12 ünlü aşkından birini yaşadığı Marcus Antonius ile buluştuğu Sedir Adası’nın (Cedrai) karşısındaki Idyma’ya (Akyaka) ulaştığında, şöyle bir başını çevirip, Mabolla’ya bakmış olsaydı “Yetmez” derdi…
“Mavi Yolculuğa” Mabolla Kenti’nin eteğinde “Yeşil” ve “Beyaz” yolculukları da eklerdi…
İşte o zaman, bu gün;
Homeros’un “Ebebi mavilikler ülkesi” dediği Bodrum’dan Halikarnas Balıkçısı’nın yaptığı gibi “Vira Bismillah” deyip demir aldıktan sonra Arşipel’e yelken açarsınız. Önce ünlü coğrafyacı Strabon’un “Tanrı, yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını istiyorsa Knidos’a bırakır.” dediği ve şair Can Yücel’in bu söze uyup, şiirin yanında şarap ve Akdeniz Mutfağı ile yaşayarak yaşlandığı Datça Yarımadası’na ulaşırsınız. Tarihin ilk mimarı Hippodamus’un planı ile kurulan Knidos’ta, Heykeltıraş Preksiteles’in çıplak heykelini yaptığı güzellik ve aşk tanrıçası Afrodit’in memleketinde yaşamı tarihin derinliklerine kadar soluyup, ünlü Bodrum Türküsünde dillenen Çökertme’ye geçersiniz. Belki burada geceler, sabah yine şair Melih Cevdet Anday’ın Keramos’una (Ören) ulaşırsınız.
Oradan koyların en dişisi Akbük’te soluklanıp, “Ver elini Cleopatra” diyecekiniz.
Kleopatra (Sedir) Adası’ndan önce Gökova’nın bütün koylarını; Armoni, Çatı, Çamaltı, Küfre, Tuzla, Löngöz, Bördübed, Kızkumu, Boncuk, Okluk koylarını, İngiliz ve Karacasöğüt Limanlarına uğrarsınız.  Boncuk Koyu’nda koruma altına alınmış olan ve insanlara yakınlığı ile bilinen Kum Köpek Balıklarını; ünlü denizci Sadun Bora’nın koyu da sayılan Okluk Koyu’nun girişinde bir kayanın üzerinde güneşlenen denizkızını selamlamayı sakın ihmal etmeyin. Karacasöğüt’e geldiğinizde zaman gün batımı ise yarım saat mesafedeki Marmaris’in renkli gecelerine katılın.
Ertesi gün Sedir (Cedrai) Adası’nda Kleopatra’nın yüzdüğü sularda yüzer, Mısır’dan getirdiği rivayet edilen organik kumların oluşturduğu plajda güneşlenip, rotanızı şair Nazım Hikmet’in hapishane arkadaşı, Türkiye’nin mimar olmayan mimarı, Ağahan Mimarlık Ödülü sahibi Nail Çakırhan’ın evleri ile ünlenen “yavaş şehir” Akyaka’da (Idyma), Kadın Azmağı’na varıp, cennete geldiğiniz sanısına kapılırsınız.
Sonra ver elini erenler, evliyalar diyarı “Yeşil-Beyaz Yolculuğun” Muğla’sı…
>(Devam edecek)
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.