Yüreğinde Birikmiş Sözü Olanlara

Bu haber 23 Ocak 2018 - 0:14 'de eklendi ve 1.312 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Zorba

 

İnsan ne soyuyla, ne sopuyla, ne zenginlik ne mevkisi ile ne de sırf bilgileriyle yücelir; insanın yücelmesi kendini aşan bir ideale bütün varlığını adamakla olur.

Mümtaz TURHAN

 

Günlerimiz ne kadar “Kara Kış” günleri dense de Muğla’dan seyrinde orta halli bir kış geçirmekteyiz. Eskiden Şubat tatili derdik, yarı yıl tatili Ocak tatiline dönüştü. Son haftaları gençlerin yazıları, okula ait derginin yayına hazırlama çalışmaları derken bir bakmışım gençlerin fikirlerinin, heyecanlarının gölgesinde ferâha ermişim; haberim yok. Genç beyinlerin fırından henüz çıkmış sıcacık ekmekler gibi yazılarını okudukça kıştan bahara muştular yolluyoruz sanki..

Bu zamanlarda Muğla’mız lâtif, ılımlı havası ve nezih çehresiyle öğrencilerimize sirayet eden kültür ve sanatın yaygınlaşması için elverişli bir şehir. Dokumayı bekleyen tezgah gibi.. İlmikler atıldıkça, desenler eklendikçe dokusundan ne güzellikler çıkacak kim bilir? Şimdiye kadar kendi halinde kısıtlı bir çevrede bu faaliyetlerin yürütülmesine minnettar bir o kadar da genç kalem sahiplerinin bugüne kadar yeterince değerlendirilememesinden me’yûsuz. Şehrimiz üniversiteyi de bünyesine aldıktan sonra bu iklimin aktaracağı verimden yeterince yararlanamadı.

Halbuki genç nefeslerin okumaya, yazmaya ve de düşünmeye teşvik edilmesi ülkemizin geleceği için atılacak en önemli atılım olacaktır. Bundan dolayı Milli Eğitim Müdürlüğümüzün bünyesinde gerçekleştirdiği Genç Kalemler projesini gönülden destekliyorum. Ve başta eğitimciler, eğitim gönüllüleri, aileler, kamuoyu ve tüm birimlerin bu projeyi gönülden desteklemesini diliyorum. Okuyan, yazan ve düşünen gençler geleceğimizin teminatıdırlar.

Yaşamımızı “Edeb yâ hû” ikâzı (ya da düsturu) ile yaşayan atalarımız, insan üzerine kurdukları medeniyeti bir ahlakî ikaza, öze dayandırmışlardı. Geçmişimizden sadece sözde bir onur, gurur, mefâhir olarak söz etmenin ötesinde, bugün neler yapabileceğimizin endişelerini, bu endişelerin üzerimize düşürdüğü vebâlin sorumluluğunu iyice üstlenmek durumundayız.

Nerede hata yapmış isek, hata üstüne hata yapmanın gafletinden kurtulup oradan ayağa kalkıp yepyeni başlangıçlara devam etmenin gücünü göstermeliyiz. Kısaca şöyle baktığımızda İstiklal Harbi yıllarından Cumhuriyetin kurulduğu yıllara kadar geçen zamandaki dirilişin, yeniden yücelmenin ruhunu yakalamalı; o ruhla yola devam etmeliyiz.

Amacını, hedefini, inancını, azmini, ülküsünü kaybetmiş ne yaptığını bilemeyen ve de “insanlık” yolunu kaybetmiş, hayatından bezmiş, arayışlarında karanlık yollara sapmaya mahkum edilmiş insanlarımızı özündeki asil kimliğe, insani hasletlerine, mayalandığı imanın hakikatlerine kavuşturmalıyız. Ten kafesinden can kafesine dönüşüne dikkat çekmeliyiz.

Dinin, dilin, tarihin ve sanatın hak ettiği gerçeğe, birlikteki, “Biz”deki öze seslenmesini, farklılıklarıyla var olduğunu, zenginleştiğini unutmadan, ayırmadan, bölmeden bir bütün pencere içersindeki asil güzelliğine kavuşturmalıyız.

Güzel olan her şeyi hayatımızdaki yerine yerleştirmeli; ancak “Fazilet erbabının meskeneti, kötülerin başarısına zemin olur.” düstûruyla gerçekçi, hayatı adımlar atma cesaretini göstermeliyiz. Bırakın, boynuz kulağı geçsin. Bırakın gençler hak ettikleri en iyiye, en güzele, en doğruya, en yükseğe ulaşsınlar. Yollarını açalım, engel olmayalım. En uzağı görenler geleceğin ufuklarına bir şeyler yazabilirler.

Gençlere hak ettikleri ilmi, irfanı, ahlakı, vicdanı verelim. Böylece şimdiye kadar kaybettiğimiz, israf ettiğimiz gaflet zamanlarını yeni uyanışlarla, yeni dirilişlerle kazanabilmenin ilk adımını karakterli, erdemli, kendisiyle ve toplumuyla bütünleşmiş; dünyaya yalnız kafa değil gönül gözüyle de bakabilen “geleceğin yetişkinlerini, insanlarını” yetiştirmekle gerçekleştirebiliriz.

Unutmayalım ki bugün insanımız bir yazarın da dediği gibi “Gökyüzüne bakmaktan dolayı, yeryüzündeki çukurlara düşme vakıasıyla karşı karşıyadır.”*1

Yüreğinde birikmiş sözü olan gençlerimize imkan verelim, okusunlar, yazsınlar, düşünsünler. Dünyayı güzelliklerle donatsınlar. Son sözü içindeki aşkla okuyan, yazan ve düşünen bir gence bırakıyorum. Bakınız gençler, içlerindeki dünyada ne kadar güzellikler barındırıyorlar. Öğrencim Özgür Taylan Ceylan’ı gözlerinden öpüyorum.

“Okumak benim için boyutlar arası bir geçittir. Sıkıcı, dertlerle dolu, acı veren, her gün biraz daha mahvolan dünya ile ucu bucağı olmayan, her tipten insanın olduğu, yeni maceralar sunan bir dünya arasında yolculuk etmemi sağlar okumak. Ben gündelik hayattan kaçmak, rahatlamak için okuyorum. Bunun yan etkisi olarak yeni ufuklar, yeni bilgiler, yeni hikâyeler kazanıyorum.”

*1-Ahmet DEMİRKOL

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.