YÜREĞİMİZE BİR ATEŞ DAHA DÜŞTÜ

Bu haber 26 Ağustos 2009 - 0:00 'de eklendi ve 786 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yüreği kor gibi yanan anne, feryat ediyor.
Ne var ki, takati yettiği ölçüde.
Ağlamaktan göz çukurları daha da içeri göçmüş.
Yüzünde sanki bir damla olsun kan yok.
Öyle bir acıya gark olmuş ki, ağzından çıkan birkaç cümle;
Hani bayramda gelecektin.
Söz vermiştin aslanım.
 ***
Baba, şok olmuş vaziyette.
Cenaze namazı öncesinde ön sırada saf tutmuş.
Gözleri sadece bir noktaya kilitli.
Hiç ayırmaksızın o noktaya bakıyor.
Aslında gözlerinin önünden geçen, yavrusunun hayatı.
Çocukluk ve gençlik yılları.
Askere gidişi.
4 gözle tezkeresini alıp Muğla’ya gelmesi beklenirken, al bayrağa sarılı tabutuyla karşılaşması onu ondan eden.
Baba bütün bunları tek tek hayalinde canlandırmaya çalıştığı için bir noktaya odaklanmış, o vaziyette duruyor.
Yavrusunu ebediyen göremeyecek olmanın yarattığı halet-i ruhiye içerisinde.
***
Birde al bayrağa sarılı tabutu başında nöbet tutan kardeşi.
Neyin ne olduğunu tam olarak kestirecek yaşta olmamasına karşın, bir daha ağabeyini göremeyecek olmanın derin üzüntüsü içerisinde, babası gibi gözlerini bir noktaya dikmiş.
Belli ki o da ağabeyiyle geçen günleri düşünüyor.
Hem de nice acı tatlı beraberliklerin bir daha olamayacağı üzüntüsü içerisinde.
***
Şehit Jandarma Er Muzaffer Akkuş’un son yolculuğunda yüreğinde sızı hisseden sadece aile efradı değildi.
Başta vali, belediye başkanı, milletvekilleri, garnizon komutanı olmak üzere civar köy ve kasabalardan gelen belediye başkanları, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle aynı görevi paylaşan bir manga askerimiz.
Ailenin hissiyatı kadar olmasa da, herkesin yüreği yanıyordu.
Nasıl yanmaz?
Yıllardır süren terör neticesi Muğla olarak verdiğimiz bu kaçıncı şehidimizdi!
Birinin acısı dinmeden bir başkasının şehit haberine duyarsız kalmak mümkün müydü?
Onun için her kim olursa olsun şehit Muzafferi ebediyete uğurlamak için koşup gelmişlerdi.
Değil mi ki o bizler için hayatından oldu.
Bizler de ona olan görevimizi yerine getirmeliyiz.
Bu şekilde düşündükleri için 7 den 70’e Muğla halkı cenaze törenindeydi.
Hem de kadın erkek fark etmeksizin.
Minik yavrularımız ayrı.
Muğla adına verdiğimiz bu kaçıncı şehit! diye düşünürken, sanki aklımdan geçenleri bir başka acılı anne sezmişti.
Yüreğinin derinliklerinden gelen bir sese doğru kafamı çevirdiğimde, epey zaman önce evladı şehit olmuş bir başka annenin feryadıydı bu ses.
Aradan geçen onca zamana karşın hala yüreği kanıyor olmalıydı ki, Muzafferin şehit oğlunun yanına gidecek olması nedeniyle avazı çıktığı kadar ağıtlar yakıyordu.
Bir, acısı çok taze anneye baktım.
Birde epey zaman önce aynı yolda şehit olan yavrumuzun annesine baktım.
Hep deriz ya ateş düştüğü yeri yakar.
Gerçekten o ateşlerin anne yüreğini nasıl yaktığını bir kez daha şahit olmuştum.
Demek Muğla bir evladını daha vatan uğruna şehit vermişti.
Hem de anne, baba, kardeşi ebediyen sevdiklerinden ayırırcasına.
 ***
Peki bu daha ne kadar devam edecekti?
Daha kimler dayanılmaz acılar içerisine sürüklenecekti?
Acaba diyorum, şu sıra hükümetin sürdürdüğü Kürt Açılımı Projesi acıların dinmesine vesile olur mu?
Olsun istiyoruz.
İstiyoruz ki daha da vatan evladı geride dayanılmaz acılar bırakarak ebediyete intikal etmesin.
Bu vesileyle Muzaffer kardeşimizi Allah’ta rağmen, geride kalanlara sabırlar diliyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.