Yükselen Muhaliflik ve Kuşku

Bu haber 27 Mart 2019 - 1:41 'de eklendi ve 1.206 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Siyaset, spor, sanat, din… İncir çekirdeğini doldurmayan meselelerden birbirimizle tartışıyoruz.  Bu tartışma bazen o kadar ileri gidiyor ki, kavgalar ve topyekûn ayrışmalar başlıyor.

Kişinin başkalarına karşı beslediği olumsuz duygular, kendini bir kişi veya bir şeyin karşısında görmesi, onlarla ortak değerleri paylaşmak yerine önyargılara göre hareket etmesi karşıtlık ve muhalefet olarak ifade ediliyor. Buna göre karşıtlık, bir kişi veya durum ile ilgili negatif tutum ve inancın bir sonucu.

Şüphe, güvensizlik, kendini ve isteklerini öne çıkarma bu karşıtlığın/muhalefetin düşünsel ifadeleri.

Saygısızlık, hoşgörüsüzlük, tahammülsüzlük, başkalarını kötüleme ve karalama, dedikodu, kızgınlık, agresiflik, hiddet ve şiddet de karşıtlığın/muhalefetin davranışsal ifadeleri.

Yapılan araştırmalara göre, erkeklerin karşıtlık hissi kronik bir hal alabilirken, kadınlar karşıtlık konusunda erkeklere göre daha ılımlı olabiliyormuş. Siyasi partilerin kadın seçmeni ikna etmeye daha çok önem vermesinin temelinde galiba bu araştırma sonuçlarının etkisi var.

Yaşamın farklı alanlarındaki muhaliflik durumlarına bakıldığında, karşıt/muhalif olmanın iki önemli sonucu olduğunu düşünüyorum:

Birincisi karşıtlık hissi ve muhalefet psikolojisi kişinin sosyal ve bireysel etkilere karşı güçlü olmasını sağlıyor. Dolayısıyla da karşıtlık/muhaliflik duygusuna kapılan kişi, kendisinde değişim ve gelişim oluşturabilecek her türlü etkiye karşı kapalı hale geliyor. Muhalif, ikna edici mesajlara karşı daha kapalı oluyor.

Kapalı toplum ve toplulukları yönetenlerin, dış etki ve kişisel değişim ihtimaline karşı mensuplarının muhalefet duygularını canlı tutacak söylem ve eylemlerde bulunmasının nedeni de bu olsa gerek.

İkinci olarak bu karşıtlık hissi ve muhalefet psikolojisi, kişide kuşkucu bir karakter oluşumuna neden oluyor. Gönderilen her mesaj, her icraat, her gelişme, her değişim karşıt/muhalif kişi tarafından kuşku ile karşılanıyor.

Muhalif kişi; mesajın kabul görme ihtimali, karşıt olduğu kişi veya düşünce ile aynı noktada buluşma ihtimali ya da değişim ihtimali karşısında savunma mekanizması olarak kuşkuyu devreye sokuyor.

Karşıt/muhalif kişiler, kuşku düzeyi yükseldikçe ikna olmaya ve ortak bir noktada buluşma ihtimaline karşı daha kapalı hale gelirken, kuşku düzeyi düştükçe ikna olmaya karşı daha az dirençli oluyor.

Yapılan araştırmalara göre eğitim ve kültür düzeyi yükseldikçe kuşkuculuk artarken, eğitim ve kültür düzeyi düştükçe de bu kuşkuculuk azalmaktaymış.

Son yıllarda ülkemizde sosyal ve siyasi alanda yükselen muhaliflik ve topyekûn karşıtlık, her kesimin temel problemi haline geldi. Eğitim seviyesi yükseldikçe bu karşıtlık hissi ve muhalefet psikolojisi daha da belirgin bir hale geliyor. Sosyal, kurumsal ve siyasal ilişkilerde sıkça görülen saygısızlık, hoşgörüsüzlük, tahammülsüzlük gibi olumsuz tutumların artması, bahsedilen araştırmaların sonucu doğrulamakta.

Bu konuda benim kişisel bir değerlendirmem daha var. O da yaş ilerledikçe bu karşıtlık hissi ve muhalefet psikolojisinin daha baskın bir karaktere büründüğüdür.

Peki, yaş ilerledikçe bu karşıtlık/muhaliflik hissi neden daha belirgin hale geliyor?

Galiba bu sorunun cevabı, insanın fani olduğu gerçeğini kabullenip kabullenememesi meselesinde düğümleniyor.

Yoğun bir iş ve ilişki çağının ardından kenara çekilip klasik ifadeyle “emekli” olanlar, geriden gelen nesil ile aralarında duygu, düşünce ve anlayış farklılığı oluşanlar; insanın gitmeye yazgılı olduğu gerçeğini içselleştirememiş ise kızmaya başlıyor.

Onlar her şeye ve herkese kızıyorlar. Her şey ille de kendi istediği gibi olsun istiyorlar. Önce kendisi, sonra da etrafında olup biten her şeyle sorun yaşayan biri oluveriyorlar. Kimi küsüp kenara çekilirken kimi de kavga etmeyi seçiyor.

Her şey bir tarafa, insanoğlu ölümü unuttukça daha da iddiacı oluyor, hoyratlaşıyor. Oysa bir gitmeye yazgılı olan bir varlığız. Bu dünyaya ve bu dünyanın fani şeylerine sımsıkı tutunmak ve her dakika bunun kavgasını vermek bu gerçeği değiştirmeyecek.

Selamız okunduğunda bizi uğurlamaya gelenler, bu kavgaların anlamsız olduğunu görecekler ama iş işten geçmiş olacak.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.