Yüksel Aksu ve Kings Of Mykonos

Bu haber 05 Ağustos 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.553 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Filmin orijinal adı bu; The Kings Of Mykonos… Bizde “Plajın Kralları” diye gösterilmiş. Ben geçenlerde TV kanallarında gezinirken tesadüfen karşılaştım. Takıldım kaldım. D-Smart izleyenler benim gibi izlemiş olabilirler. YouTube’da “Mykonos’un Kralları (King of Mykonos)” diye izlemek mümkün.

Bizim çerezlik Türk filmlerine benziyor. Öyle sizi alıp götürecek anam anam bir konusu da yok. Bu satırlardan sonra meraklanıp izlemeye kalkarsanız çok şey beklemeyin. 2010 yapımı film, Avustralya ve Yunanistan ortak yapımı. Oyuncular YunanlıZeta Makrypoulia ve Cosima Coppola ikisi de çok güzel Akdeniz kadınları… Ben Yunan müziğine ve Mykonos Adası’nın güzelliklerine takılıp kaldım…

xx        xx        xx

Filmin adına bakıp, bir “antik dönem” filmi olduğunu sanmayın. Avustralya’da yaşayan bir genç, kendisine kalan miras için Mykonos’a gelir. Mirasın içinde bir de plaj vardır. O plaja ise adanın kralı gibi görülen bir karanlık işler adamı sahip olmak istemektedir…

Niyetim filmi tanıtmak değil…

Basit konulu, sıradan film muhtemelen Dünya’nın her ülkesine dağıtılmış durumda. En azından Avustralya’da iyi gişe yapmıştır. İzleyenlerde Mykonos’u görme isteği doğmuştur. Bende doğdu… Fırsatı buldum mu Mykonos’u (Mikenos) görmek isterim.

Yunanlılar bunu hep yapıyorlar.

Biz tanıtıma büyük paralar harcayıp, bürokratları turizm fuarından turizm fuarına dolaştırırken, Yunanlılar senelerdir sinema filmleri ile Yunanistan’ın tanıtımını yapıyorlar.

The Kings Of Mykonos” örneğinde olduğu gibi sinema filmi ile tek bir adanın tanıtımını bile yapabiliyorlar!

xx        xx        xx

Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’ün Muğla Basınını buluşturduğu yemekten sonra kaleme aldığım yazılarımda paylaştığım gibi Muğla hala “tanıtım” ve “algı” sorunu yaşıyor!

Televizyonda “The Kings Of Mykonos”u izlerken bunu düşündüm.

Tanıtım ve algı yaratmak için elbette başka yollarda var, ama sadece Yunanlıların değil, özellikle İtalyanların ve Fransızların seneler önce kullandıkları bu hızlı sonuç getiren sanat dalını Türkiye neden kullanmadı?

Senelerdir Yunanlılar, Fransızlar, İtalyanlar turizmde sinemanın ekmeğini yiyorlar. Biz de son yıllarda başta “Muhteşem Yüzyıl” olmak üzere bazı dizi filmlerimizin yurt dışına satılması ile azda olsa bu sanat dalının ekmeğini yemeye başladık.

xx        xx        xx

Muğla son yıllarda neredeyse bir sinema platosu haline geldi.

Muğla elbette yeni keşfedilmedi. Elbette başka filmlerde olabilir, ama benim anımsadığım, uzun metrajlı filmler “Seni Kalbime Gömdüm” 1982’de, “Alev Alev” 1984’te, “Sultanoğlu” 1986’da Bodrum’da çekilmişti. En son Mandıra Filozofu’nun (2014) Bodrum Çökertme’de çekildiğini biliyoruz.

Muğla dizi filmle ilk kez 2004’te tanıştı; Büyük Yalan…

Muhteşem 100 Yıl”ın izlenme rekorunu yakalayabildi mi bilmiyorum, ama galiba en az Muhteşem 100 Yıl kadar sükse yapmıştı.

xx        xx        xx

Dizi film yapımcılarının Muğla ile bir bakımına ilk kez 2004’te tanıştıklarını söyleyebiliriz.  “Dondurmam Gaymak” denildi mi hemen herkesin aklına Yüksel Aksu gelir de “Büyük Yalan” denildi mi gelmez…  Oysa Büyük Yalan’ın ilk bölümleri çekilirken dizinin Yönetmeni Yüksel Aksu’dur… (!)

Aksu o dizinin Muğla’da çekilmesini sağlamamış olsaydı, Muğla bu tanışmayı daha kaç yıl beklerdi bilemeyiz. Bildiğimiz bu şehrin Yüksel Aksu’ya bir teşekkür bile etmemiş olmasıdır!

xx        xx        xx

Yüksel Aksu Büyük Yalan ile geldiği Muğla’dan bir daha ayrılmadı.

Hatta ayıptır söylemesi hemşerisi Yüksel Aksu’yu MuğlalıDondurmam Gaymak” ile tanıdı! Dondurmam Gaymak sayesinde Aksu ile tanışan Muğlalı, “Büyük Yalan” dizisi sayesinde Muğla’nın korunmaya çalışılan doğal ve tarihi çevresiyle; Konakaltı Kültür Merkezi ile tanıştı.

Saburhane Meydanı’nda oturduğu için her gün Konakaltı Kültür Merkezi önünden geçerken bir kere olsun kafasını çevirip, bakıp “Bu nasıl bir yapıdır?” demeyen Muğlalı Büyük Yalan dizisi ile tarihi yapının avlusuna adım attı…

Dondurmam Gaymak’ta görüntülenen Karşıyaka Mahallesi’ndeki seyirlikle, Kentsel SİT Alanı’ndaki kiremitli evler, badanalı sokaklar ve Arasta ile şehrimizi daha çok sevdik.

xx        xx        xx

Büyük Yalan”ın ardında “Baba Ocağı”, “Düriyenin Güğümleri” ve “Güzel Köylü” dizileri geldi.

Düriye’nin Güğümleri burnumuzun dibindeki eski adıyla Dirgeme, yeni adıyla Akkaya Köyü’nde çekilmişti. Düriye’nin Güğümleri sayesinde Dirgeme ile tanışan Muğlalı, “Baba Ocağı” ve ardından “Güzel Köylü” dizileri ile Yatağan’ın Bozüyük Beldesi’nin (şimdi mahalle) her yanını ezberledik!

Hafta sonları kahvaltı, akşamları yemek için Pınarbaşı’na taşındık. Muradımız karşıdan film setini izlemek, filmin oyuncularını yakından görmekti…

xx        xx        xx

Güzel Köylü” dizisi elbette sanatsal kaygıları olan bir dizi değildi. Hatta “Dondurmam Gaymak”taki Muğla’nın şivesini, kültürünü aynı duyarlılıkla “Güzel Köylü”de görmek de mümkün değildi. En az “The Kings Of Mykonos” kadar vasat bir çalışmaydı…

Ama “The Kings Of Mykonos” kadar başarılı bir tanıtım yolu oldu. Bozüyük, “Güzel Köylü” sayesinde turizmle tanıştı. Dizinin uyandırdığı merakla insanlar Türkiye’nin dört biryanından Bozüyük’e geliyorlar. Bu sayede geçen yaz olduğu gibi bu yazda Akyaka’da boş yatak yok…

xx        xx        xx

Senelerdir Bodrum, Marmaris, Fethiye için ayrı ayrı tanıtım filmleri çekilir.

Ölüdeniz, Dalyan ve hatta Ören için çekimler yapıldığını duymuşsunuzdur. Bu iş öyle hale geldi ki, girin internette YouTube’a ilçelerimizin tamamının ve hatta bu gün mahalle olan beldelerimizin büyük bölümünün “tanıtım filmlerini” görürsünüz.

Tanıtım” adına “algı yaratma” adına neler yapılmadı?

Başta Muğla Valiliği ve yerel yönetimlerimiz olmak üzere turizm sektörümüz kimlere ne paralar akıtmadı tanıtım adına… Bir faydası görüldü mü?

Hepsini toplasanız, Başrolünü Anthony Quinn’in oynadığı, Nikos Kazancakis’in aynı adlı romanından uyarlanan ve müziğini Mikis Theodorakis’in yaptığı “Zorba” filminin Yunanistan’ın tanıtımına yaptığı katkıyı yapabildiklerini söyleyebilir miyiz?

Zorba, sadece Yunanistan’ı değil, oyuncularından daha sonra Kültür Bakanı da olacak olan Melina Merkuri’yi de tanıttı Dünya’ya…

xx        xx        xx

Altını çizmek gerekirse, yukarıda sözünü ettiğim The Kings Of MykonosMikenos’un Kralları” filmi nasıl Avustralya&Yunanistan ortak yapımı ise “Zorba” da 1964 ABD – İngiltere – Yunanistan ortak yapımı bir yapıt. Üstelik film vizyona girdiğinin ertesi yıl 7 ayrı dalda Oscar’a aday gösterilmiş, 3 dalda Oscar’ı almış…

Türkiye’nin böyle bir filmi var mı?

İlginçtir, bu da Avustralya – ABD- Türkiye ortak yapımı olan Rusell Crowe’un yönetmenliğini yaptığı ve başrolünü oynadığı, bazı bölümleri Fethiye’de Kayaköy ve Tlos Antik Kentinde çekilen Son UmutThe Water Diviner’ filmi gösterilebilir.

Tabi başka yok… Ama Muğla’nın neden olmasın?

Muğla, sadece Muğla olarak Yunanistan’ın doğal ve tarihi çevre zenginliğinin kat kat fazlasına sahip olmakla birlikte Yüksel Aksu gibi bir yönetmene sahip. Costa Gavras‘ın (Z) filmi ile Navaron’un Topları’nı, Zorba’yı aşan filmler Muğla’dan neden çıkmasın?

Valilik arşivlerini “tanıtım müzesine” çeviren Muğla Valiliği ile “algı sorunu” olan Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne duyurulur. Yüksel Aksu’nun “Beni halkalitoplukonutlari.com kullanın” diye bağırması mı gerekiyor… (!)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
Zeki Dursun 05 Ağustos 2015 / 07:41

Biz ülke olarak sinemanın tanıtıcı gücünden yeni yararlanmaya başladık. Dolayısıyla bu durum Muğla içinde geçerli. Dondurmam Gaymak Filmindeki dondurmacının karısı rolündeki kadın, 40 sene önce o filmdeki rolünü oynasaydı Muğla’da sokağa çıkabilir miydi? Türkiye bırakın fırsat yaratmayı, ayağına gelmiş tanıtım fırsatlarını bile değerlendiremedi. Dünyaca ünlü yazarımız Yaşar Kemal’in yine dünyaca ünlü romanı İnce Memed ‘in filmi çekildi. İngiliz aktör, yönetmen, yapımcı Peter Ustinov bu filmi Yugoslavya’da çekmek zorunda kaldı. Adana’da çekimini devlet izin vermedi. Filmin konusu bize ait, bizim topraklarımızda yaşanmış bir hikaye ama çekildiği yer Yugoslavya. Böylesine bir tanıtımı kaçırdık gidip Yugoslavya’yı tanıttık. Muğla’lılar olarak içimizden çıkan Yüksel Aksu’yu sahip çıkmalıyız. Büyükşehir Belediyesi ağlamayı bırakıp, dertlenmeyi, dertleşmeyi bırakıp Muğa’nın tanıtımını yapmaya baksın. Muğla turizmde dünyaca tanınan bilinen bir yer. Mevzuat, konum ve Büyükşehir’in olanakları bu tanıtımı karşılamakta yeterde artar bile. Hazır elimizde Yüksel Aksu gibi bir değer varken ve üstelikte hemşehrimiz.

reşat öztepe 05 Ağustos 2015 / 16:49

Gocuman; Biz (Moğlalılar) yabancıyı severiz. dışardan olcek. kendimizden çıkan’ı fazla sevemeyiz. İnşaallah Yüksel AKSU Kardeşimiz bu çemberi gırcek gibi. sevgi ve saygı