Yol Geçen Hanı

Bu haber 10 Eylül 2015 - 22:57 'de eklendi ve 892 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Son yıllarda, sınırlarımızda gelişen eylemler üzerine tek bir şey söyleyebiliriz.

Muğla kıyıları yolgeçen hanına döndü.

Abartı olduğu düşünülemez.

Zira yıl 12 ay boyunca sınırlarımız, başka ülkelerden gelen mülteciler tarafından geçiş kapısı olup çıktı.

Hal böyle olunca sınırlarımız, yolgeçen hanından farksız hale geldi.

Nedeni de belli.

Özellikle bir kısım Ortadoğu ülkelerinden Avrupa ve diğer kıtalara gitmek için kaçak yolları seçenlerin tercih ettiği ülkelerin başında Türkiye geliyor.

İşin ilginç yanı, geçmişte böyleydi.

Günümüzde de farklı değil.

Her geçen gün artan sayıda değişik ülkelere mensup mülteciler, kapımıza gelip dayanıyor.

Hal böyle olunca, zaman zaman ikilemde kalıyorsunuz.

Zira atsan atılmaz satsan satılmaz.

Sonra öyle bir durum ki, üstesinden gelmek o denli kolay değil.

Hele birde, dünyada konuşlanan ülkeler insanları arasında ayrıcalıklı bir yapıda olduğumuz düşünülürse.

Ayrıcalıklı diyorum.

Türk insanı kadar merhametli, acıma duyguları yüksek bir başka ülke vatandaşı olduğunu sanmıyorum.

Sadece günümüz koşullarında değil tarihin seyri içerisinde karşımıza çıkan tablo, insanımızın acıma ve merhamet duygularının yüksek karakterde olduğudur.

Hal böyle olunca elbette, kapınıza dayananları geri çeviremezdiniz.

Size aman dileyenlere görmemezlikten gelemezdiniz.

Gelemedik.

Yüzyıllar boyunca kapımıza gelip dayananlara, hiçbir zaman arkamıza dönmedik.

Ne haliniz varsa görün! demedik.

Aynı olayların kendini gösterdiği nice yerlerde pek çok ülke, kesinlikle mülteci kabul etmezken, Türkiye yıllarca onlara yer gösterdi.

Belirli bir yerde iskân edilmelerini sağladı.

Bu kadarda değil.

Ülkemizin her bir köşesinde, onlara iş ve aş verildi.

Ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetlerin bu tür bir yol izlemesi altında yatan temel neden, yardımlaşma duygusunun galebe çalmasıdır.

Yüce dinimizin temel buyruklarından, komşun aç iken sen rahat uyuyamazsın düsturundan hareketle, her zaman ve her platformda kucak açmakta tereddüt etmedi.

***

Ancak…

Gel gör ki bu durum bir noktaya kadar olmalıydı.

Aksi halde, iyi niyetten maraz doğardı.

Nitekim doğdu da.

Bir zamanlar, dönemin Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’den kaçan Peşmergeler, Türkiye’ye sığındılar.

Bu kadar da değil.

Onlara çeşitli imkanlar sağlandı.

Sıcak bir yuva tahsis edildi.

Ne var ki, bir zaman sonra merhametten maraz doğdu.

Aynı Peşmergeler Orta doğuda meydana gelen olayların ülkemizi ilgilendiren sürecinde, bize silah doğrultmaktan çekinmediler!

Evet yanlış değil.

Peşmergelerin yaptığı, “besle kargıyı oysun gözünü” yaklaşımından farksızdı.

***

Şu anda da benzer bir durum var.

Üstelik bu kez işin rengi daha bir başka..

Zira, Suriye Devlet Başkanı Başer Hüseyin’in zulmünden kaçanların sayısı neredeyse 3 milyon sınırına gelip dayandı.

Evet yanlış değil.

Şu sıra ülkemizin dört bir yanına dağılan Suriyeli mültecilerin sayısı bu rakamı içeriyor.

Yetmedi…

Aynı ülkelerden Türkiye’ye gelişler ara vermeksizin devam ediyor.

Ne var ki bir noktaya kadar olmalı.

Elbette gelene git denmez.

Size aman diyenlere sırtınızı dönemezsiniz.

Ama olay haddini aşmış ise!

Merhamet olmaktan çıkmışsa!

Ülkemizin bazı noktaları yolgeçen hanına dönmüşse!

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.