YOL AYRIMI YA DA YOL BAŞI

Bu haber 25 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 779 kez görüntülendi.
CIZ
CIZ cizciz@hamlegazetesi.com.tr

Geçen hafta Bodrum CHP İlçe kongresi izlenimlerimi aktarmıştım. Çoğu olumlu tepkilerden aldığım cesaretle konuyu toparlamak istiyorum.
Eski başkan, dostum Sayın Durmuş Ali Öztürk’ün konuşması üslup, retorik ve kitle pisikolojisi açısından mükemmel bir “hitabet sanatı” örneği idi. Keşke içerik, hedefler ve projeler açısından da aynı şeyi söyleyebilseydim. Bodrum ve Bodrum’un geleceği için söyleyeceği bir şeyi olmayan ilçe kongresi CHP seçmenini daha ne kadar oyalar?
Her partide zaman zaman görmeye alışık olduğumuz parti içi çekişmeleri CHP kongresinde de görmek  sürpriz olmadı. Durmuş Ali Öztürk’ün ustaca manevrasıyla sürtüşmenin gerilime dönüşmeden yatıştırılması demokrasi ve siyasi bilinç adına bir kazanımdı.
En başarılı hamleyi, başkanlığı zamanında bırakarak, hem gençlere yol vermekle, hem de kendine yol açmakla Durmuş Ali Öztürk yaptı. İnce stratejinin bir parçası olarak bu taktik; D. Ali Öztürk’e kimbilir belki milletvekilliği yolunu bile açabilir.
Gelelim Özsu’ya… Mütevazi kimliği ile Bodrum siyasetinde yıpranmamış bir yüz. Okan Özsu kardeşimiz Bodrum CHP’si için bir şans olabilir. Ama CHP’nin derin dengeleri ona ne kadar şans verecek? Orası şimdilik meçhul.
Üstelik iş sadece Bodrum yereli ile bitmiyor. Genelde CHP’nin, kendini mahkum ettiği sığ ve banal refleksleri nice değerleri öğüttüğü gibi Okan’ı da öğütme riski var. İnşallah yanılırım, yoksa Okan’a yazık olur.
Hakkı teslim etmek lazım ki, parti içi amansız mücadelelere ve kurultay savaşlarına rağmen CHP’nin örgütlü-güçlü teşkilat yapısını inkar edemeyiz. Leninist anlamda organize-katı bir örgüt yapısı zinde kuvvetlerle eşgüdüm halinde darbelerde belki işe yarayabilir ama demokratik seçimlerle iktidar olmaya yetmez. Hatta itici olabilir.
Bodrum, CHP için sıra dışı bir başarı örneğidir. Militarist, laikçi ve ötekileştirici yöntemler siyasette zaman zaman sanal başarılar getirebilir. Ama kalıcı ve verimli başarılar için daha toplumcu, daha insancı ve daha çağdaş stratejiler gerekir.
Genele baktığımızda tarihinde hiçbir serbest seçimi kazanamayan CHP, şimdi de %20’lere demir attıysa, revizyonist-yenilikçi hamleleri heba ediyorsa bunun sorumlusu partiye musallat olan bir avuç örgütlü ulusalcı-seküler militan gruptur.
İşte, içeride bilerek veya bilmeyerek Truva Atı rolü üstlenen devletçi, elitist, vesayetçi ve statükocu grubun en büyük başarısı CHP’yi “ilelebet muhalefet “e mahkum etmektir. Öyle ki partiye iktidar alternatifi olmayı bile çok görüyorlar. Bu oligarşik yapıyı kıramayan gerçek halkçılar CHP’den kaçmaya devam edecek.
CHP iktidar olmayı gerçekten istiyorsa bence ECEVİT gerçeğini yeniden irdelemesi gerekir. Bu halk Ecevit’e 1977’de %42 oyu nasıl ve niçin verdi? Hatırlayalım, Ecevit 12 Mart sonrası darbe karşıtı, anti-militarist tavrıyla partisine ters düştü ve genel sekreterlikten ayrıldı. Bir sonraki kurultayda “MİLLİ ŞEF” İnönü’yü devirerek genel başkan oldu.
Ecevit o günkü koşullarda Karaoğlan imajıyla, kasketi ve mavi gömleğiyle, her şeyden önemlisi, halktan biri olarak toplumsal hareketleri ve halkın beklentilerini doğru okumasını bildi. Özellikle seçkinci azınlıktan uzaklaşıp halka yaklaşmayı başardı.
Bugün ise, Kılıçdaroğlu’nun revizyonist atılımlarına rağmen CHP’de kayda değer ideolojik yenileşme beklemek hala zor. CHP’ye hakim olan otoriteryen sol anlayış hala “toplumu dönüştürme” sevdasından vazgeçmiş değil.
Eğer bugün Türkiye; Japonya, Meksika ve Hindistan’daki gibi hakim parti sistemine dönüşüyor diye şikayet ediliyorsa bunun sorumlusu CHP’den başkası değildir.
O nedenle CHP banal ve zombi durumdan kurtulmak istiyorsa gerçek demokrat-sol partiye doğru evrilmek zorundadır. Bu da, ideolojik yenileşme taraftarlarıyla ittihatçi-darbeci zihniyet arasında hesaplaşma yaşanmadan mümkün görünmüyor. Böyle durumlarda bölünmeden büyümek eşyanın  tabiatına aykırı. ”Yeniden CHP” değil ama  “yeni CHP” Türkiye’nin hayrına olacaktır. Çünkü ülkeyi bu kadar muhalefetsiz bırakmak çağdaş demokrasi adına hayra alamet değil.
Hatada ve statükoda ısrar CHP’yi daha da marjinalleştirecek, belki de  “ANA MUHALEFET”i bir başka sağ partiye kaptıracaktır. CHP için denizin bittiği yer bu olsa gerek. Bekleyip göreceğiz. Ama Graham Fuller koçluğundaki ABD projesine boyun eğmek istemiyorsa CHP elini çabuk tutmalı.
Tekrar Bodrum’a dönersek; diyebilirim ki yeni başkan Okan Özsu, ideolojik yenileşme ve yeniden halklaşma hareketinin Bodrum’daki öncüsü olabilecek potansiyelde. Bu fırsat ona verilirse hem CHP, hem de Bodrum kazanır. Yoksa CHP Bodrum’da da erimeye devam eder.
Halk ozanımız Yunus Emre, yüzyıllar öncesinden bizleri dostluğa, kardeşliğe, barışa ve sevgiye nasıl çağırıyor bakınız;
“Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için
Dost’un evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim”
Keşke siyaset hamurunu sevgi ve hoşgörüyle yoğurabilsek, Yunus misali…
Hoşça kalın!..
 
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.