Yine Yangınlar

Bu haber 25 Ağustos 2014 - 23:54 'de eklendi ve 1.056 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yıllar var ki bir olayı yazıp çizmekten gına geldi.

Buna karşın yine de ardı arkası kesilmiyor.
İhmal, yüksek oranda sıcaklık ve de bilinçsizlik devam ettiği sürece, yine yüreğimiz dağlanacak demektir.
Aksini düşünemiyoruz.
Gün geçmiyor ki yeni bir yangınla karşılaşmayalım.
Hal böyle olunca, ilgili ve yetkililer yeni çareler arıyor.
Nasıl edelim ne yapalım da önü diyerek, gecesini gündüzüne katıyor.
Hani dense ki aynı kurumun temsilcileri yaz mevsimi geldiğinde tedirginlik nedeniyle doğru dürüst uyku yüzü görmüyor.
Kesinlikle abartı değil.
Zira günün 24 saatinde adeta diken üstündeler.
Nasıl olmasınlar?
Yitirdiğimiz milli bir servet olmanın çok ötesinde.
Bir yerde her şeyimiz.
***
Her halde değil, neden kastettiğim kestirilmiştir.
Ormanlarımızdan dem vuruyorum.
Hani, etrafımızı saran yaşamın vazgeçilmez unsurlarından ormanlarımız var ya!
Yüreğimizin dağlanması ondan.
Nasıl kahrolmazsınız?
Bakıyorsunuz, seyrine doyum olmayan o eşsiz varlıklarımız, bir anda yok olup gidiyor.
İster ihmalkarlıktan olsun.
Ve de bilinçsizlikten, bu defa karşımıza kapkara bir tablo çıkıyor.
Hele kasıt unsuru söz konusu ise!..
İşte o zaman, yüreğimiz burkuluyor.
Dahası geleceğimiz sekteye vuruyor.
Eğer, kullanım alanı itibariyle dünyada emsali olmayan bir varlığımız, bir anda yok olup gidiyorsa.
Ki gidiyor.
Daha başka nasıl düşünürsünüz?
Bir gün öncesinde seyrine doyum olmayan ormanlarımız, bir gün iki ve ya daha uzun süre sonrasında, yerini kapkara bir tabloya bırakıyor.
Dedim ya asıl üzüntümüz buna.
***
Yıllar boyu bu tür yangınlarla yüz yüze gelince sorduk.
Ve de bir cevap aradık.
Nedendi?
Neden, böylesine paha biçilmez varlıklarımız, bu mevsim gelip çattığında yangınlara maruz kalıyordu?
Ardından verilen cevaplar, klasik.
Aşırı sıcaklar nedeniyle dendi.
İhmalkarlıktan dem vuruldu.
Daha da öte, kabul etmemiz mümkün olmayan bir gerekçenin altı çizildi.
Kasıt.
Evet yanlış duymadınız.
Yangınların çıkmasında kasıt unsuru da var.
İşte bunu kabul etmemiz mümkün değildi.
Aşırı sıcaklar, ihmalkarlık ve tarla açma gibi unsurlar olmasa olurdu da, hadi diyelim oldu.
Ama kasıt söz konusu olunca, irkilmemek elde değildi.
Nasıl olurda, tüm canlılar için yaşamın vazgeçilmez parçalarından ormanlar, kasıt gibi unsurla yok olup giderdi?
Normal bir insan buna tevessül eder miydi?
Ne yazık ki, kabul etmesek de çoğu zaman vatan ve insan sevgisinden nasibini almayanlar olunca olurdu.
Oldu da.
Dedim ya dün olduğu gibi bugün de, yangınların çıkış nedenleri arasında kasıt var.
Yürürlükteki yasaların caydırıcı unsuru olmayınca, ne yazık ki ormanlarımız yandığıyla kalıyor.
***
Bu arada önemli bir ayrıntının alçını çizmek istiyorum.
Bütün bu olumsuzluklara karşın Muğla Orman Bölge Müdürlüğünün cansiperane çalışmaları biraz olsun yüreğimize su serpiyor.
Bizatihi gözlemlerimiz, başmüdürlük bünyesinde görevli her personelin içinde bulunduğumuz süreçte pür dikkat oldukları.
Onlar günün her saatinde görevi başında, yangın kulelerinden gelen telsiz haberlerini dinliyor.
Her hangi bir yangın haberi aldıklarında topyekûn harekete geçiyorlar.
Başlarında başmüdür ve yardımcıları, bölge şefleri olmak üzere, anında yangın mahalline ulaşıyorlar.
Ardından, her türlü eğitimden geçmiş personel gözü kapalı yangın mahalline koşuyor.
Havadan gözetleyen ve gerektiğinde yangına müdahale eden helikopterler de, Muğla’nın birçok kesiminde yeterli sayıda konuşlandırılan göletlerden aldığı su ile devreye giriyor.
Hava koşulları çok elverişsiz değilse, yangın kısa süre içerisinde söndürülüyor.
Dedim ya, görevli personel gerçekten iyi bir eğitimden geçirildiği için nereden ve nasıl müdahale edileceğinin bilincinde.
Buna karşın rüzgar şiddetli ve değişik yönlerden esiyorsa, müdahalede zorluk çekiliyor.
Sonrası malûm.
Ya yanan saha miktarı cüzi sayıda oluyor.
Ve ya kahrolsak da hektarlarla ifade ediliyor.
***
Son yıllarda her birimizi derinden yaralayan pek fazla orman yangınlarına maruz kalmadığımız için mutlu olmamıza karşın, şu sıralar Bodrum, Milas, merkez İlçe ve Köyceğiz’de Fethiye’ye uzanan çizgide münferit orman yangınlarının çıkmasından yine tedirgin oluyoruz.
Her ne kadar anında müdahale edildiği için yanan saha miktarı az olsa da hiç olmasa olmaz mı? demekten kendimizi alamıyoruz.
Ümit edilir ki bundan sonraki süreçte yangınlar çıkmaz ve derin bir nefes alınır.
Her şeye karşın başta Bölge Müdürü ve yardımcıları olmak üzere, bölge şefleri, yangına anında müdahale eden işçiler ve de yardımcı olmaya çalışan vatandaşlarımıza minnet borcumuz olduğunu ifade etmek istiyorum.

 

Yine Yangınlar

Yıllar var ki bir olayı yazıp çizmekten gına geldi.
Buna karşın yine de ardı arkası kesilmiyor.
İhmal, yüksek oranda sıcaklık ve de bilinçsizlik devam ettiği sürece, yine yüreğimiz dağlanacak demektir.
Aksini düşünemiyoruz.
Gün geçmiyor ki yeni bir yangınla karşılaşmayalım.
Hal böyle olunca, ilgili ve yetkililer yeni çareler arıyor.
Nasıl edelim ne yapalım da önü diyerek, gecesini gündüzüne katıyor.
Hani dense ki aynı kurumun temsilcileri yaz mevsimi geldiğinde tedirginlik nedeniyle doğru dürüst uyku yüzü görmüyor.
Kesinlikle abartı değil.
Zira günün 24 saatinde adeta diken üstündeler.
Nasıl olmasınlar?
Yitirdiğimiz milli bir servet olmanın çok ötesinde.
Bir yerde her şeyimiz.
***
Her halde değil, neden kastettiğim kestirilmiştir.
Ormanlarımızdan dem vuruyorum.
Hani, etrafımızı saran yaşamın vazgeçilmez unsurlarından ormanlarımız var ya!
Yüreğimizin dağlanması ondan.
Nasıl kahrolmazsınız?
Bakıyorsunuz, seyrine doyum olmayan o eşsiz varlıklarımız, bir anda yok olup gidiyor.
İster ihmalkarlıktan olsun.
Ve de bilinçsizlikten, bu defa karşımıza kapkara bir tablo çıkıyor.
Hele kasıt unsuru söz konusu ise!..
İşte o zaman, yüreğimiz burkuluyor.
Dahası geleceğimiz sekteye vuruyor.
Eğer, kullanım alanı itibariyle dünyada emsali olmayan bir varlığımız, bir anda yok olup gidiyorsa.
Ki gidiyor.
Daha başka nasıl düşünürsünüz?
Bir gün öncesinde seyrine doyum olmayan ormanlarımız, bir gün iki ve ya daha uzun süre sonrasında, yerini kapkara bir tabloya bırakıyor.
Dedim ya asıl üzüntümüz buna.
***
Yıllar boyu bu tür yangınlarla yüz yüze gelince sorduk.
Ve de bir cevap aradık.
Nedendi?
Neden, böylesine paha biçilmez varlıklarımız, bu mevsim gelip çattığında yangınlara maruz kalıyordu?
Ardından verilen cevaplar, klasik.
Aşırı sıcaklar nedeniyle dendi.
İhmalkarlıktan dem vuruldu.
Daha da öte, kabul etmemiz mümkün olmayan bir gerekçenin altı çizildi.
Kasıt.
Evet yanlış duymadınız.
Yangınların çıkmasında kasıt unsuru da var.
İşte bunu kabul etmemiz mümkün değildi.
Aşırı sıcaklar, ihmalkarlık ve tarla açma gibi unsurlar olmasa olurdu da, hadi diyelim oldu.
Ama kasıt söz konusu olunca, irkilmemek elde değildi.
Nasıl olurda, tüm canlılar için yaşamın vazgeçilmez parçalarından ormanlar, kasıt gibi unsurla yok olup giderdi?
Normal bir insan buna tevessül eder miydi?
Ne yazık ki, kabul etmesek de çoğu zaman vatan ve insan sevgisinden nasibini almayanlar olunca olurdu.
Oldu da.
Dedim ya dün olduğu gibi bugün de, yangınların çıkış nedenleri arasında kasıt var.
Yürürlükteki yasaların caydırıcı unsuru olmayınca, ne yazık ki ormanlarımız yandığıyla kalıyor.
***
Bu arada önemli bir ayrıntının alçını çizmek istiyorum.
Bütün bu olumsuzluklara karşın Muğla Orman Bölge Müdürlüğünün cansiperane çalışmaları biraz olsun yüreğimize su serpiyor.
Bizatihi gözlemlerimiz, başmüdürlük bünyesinde görevli her personelin içinde bulunduğumuz süreçte pür dikkat oldukları.
Onlar günün her saatinde görevi başında, yangın kulelerinden gelen telsiz haberlerini dinliyor.
Her hangi bir yangın haberi aldıklarında topyekûn harekete geçiyorlar.
Başlarında başmüdür ve yardımcıları, bölge şefleri olmak üzere, anında yangın mahalline ulaşıyorlar.
Ardından, her türlü eğitimden geçmiş personel gözü kapalı yangın mahalline koşuyor.
Havadan gözetleyen ve gerektiğinde yangına müdahale eden helikopterler de, Muğla’nın birçok kesiminde yeterli sayıda konuşlandırılan göletlerden aldığı su ile devreye giriyor.
Hava koşulları çok elverişsiz değilse, yangın kısa süre içerisinde söndürülüyor.
Dedim ya, görevli personel gerçekten iyi bir eğitimden geçirildiği için nereden ve nasıl müdahale edileceğinin bilincinde.
Buna karşın rüzgar şiddetli ve değişik yönlerden esiyorsa, müdahalede zorluk çekiliyor.
Sonrası malûm.
Ya yanan saha miktarı cüzi sayıda oluyor.
Ve ya kahrolsak da hektarlarla ifade ediliyor.
***
Son yıllarda her birimizi derinden yaralayan pek fazla orman yangınlarına maruz kalmadığımız için mutlu olmamıza karşın, şu sıralar Bodrum, Milas, merkez İlçe ve Köyceğiz’de Fethiye’ye uzanan çizgide münferit orman yangınlarının çıkmasından yine tedirgin oluyoruz.
Her ne kadar anında müdahale edildiği için yanan saha miktarı az olsa da hiç olmasa olmaz mı? demekten kendimizi alamıyoruz.
Ümit edilir ki bundan sonraki süreçte yangınlar çıkmaz ve derin bir nefes alınır.
Her şeye karşın başta Bölge Müdürü ve yardımcıları olmak üzere, bölge şefleri, yangına anında müdahale eden işçiler ve de yardımcı olmaya çalışan vatandaşlarımıza minnet borcumuz olduğunu ifade etmek istiyorum.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.