Yine “Kader” Deyip Geçecek Miyiz?

Bu haber 16 Ocak 2019 - 0:20 'de eklendi ve 895 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Bazıları için her Pazartesi bir sendromun habercisidir. Hafta başında evden çıkıp işe/okula gitmek zor gelir. Oysa işini/okulu seven insan için her Pazartesi yeni bir başlangıçtır.

Ne yazık ki, Muğlalılar olarak bu haftaya iyi bir başlangıç yapamadık. Benim gibi trafik kazasına şahit olan ya da okuluna gitmeye çalışan bir öğrencinin vefat ettiğini duyan birçok kişi haftaya kötü başladı.

Bayır’da ikamet eden ve yolun karşısına geçmeye çalışan Şeymanur Gölge, kendisine çarpan otobüsün altında kalarak hayatını kaybetti. Bambaşka duygu ve düşüncelerle işe giderken kazaya karışan otobüsün önünde cansız yatan bir genç bedeni ve ona sarılıp ağlayan babayı görmek hepimizin içini dağladı.

Ne yazık ki, Muğla Fen Lisesi öğrencisi 18 yaşındaki Şeymanur Gölge’yi kaybettik. Şeymanur, son iki hafta içinde karşıdan karşıya geçmeye çalışırken trafik kazasına kurban verdiğimiz ikinci candı. İki kız öğrenci, melek olup uçtu gitti.

Oysa kızlarımız evden ne hayallerle çıkmışlardı. Bizler ne planlarla, ne umutlarla haftaya başlamıştık.

Asfaltın üzerinde yatan cansız bir beden ve başında ağlayan bir anne, baba…

Meraklı bakışlar, manzarayı görünce içi kanayanlar, “Oooof…” diye gözünü kaçıranlar…

Kazaya karışan otobüsün güvenlik kamerası kaydını izledim. Kırmızı ışık yanarken hızla ışıklara yaklaşan otobüs, yavaşlamak yerine aynı hızla yoluna devam ediyor ve ışığın tam sarıya döndüğü anda olanca hızıyla önüne çıkan öğrenciyi altına alıyor. Muhtemelen yaya açısından daha yeşil ışık yanarken yolu yarılayan öğrencimiz, acelesi olan otobüsün altında kalıyor.

Hep bir acele, hep bir hız, hep bir telaş, hep bir koşuşturma… Yayası da, sürücüsü de çok hızlı… Ve aynı manzara: Kaybedilen canlar, dayanılmaz acılar, telafi edilemeyen kayıplar…

Arabasına güvenenler, frene güvenenler, sigortasına veya kaskosuna güvenenler… Şimdi bu durumu hangi sigorta şirketi tazmin edecek?

Acelesi olanlar, işine, uçağına yetişmeye çalışanlar; şimdi ne oldu? Vaktinde oraya ulaşabildiniz mi?

Yalnızca kendini, kişisel ihtiyaçlarını, kendi isteklerini ve sorunlarını önemseyen bir toplum olduk. Her şeyi son güne, son dakikaya bırakır olduk. Ders almayı, tecrübe etmeyi, deneyim kazanmayı bilmeyen ve anlık yaşayan bir toplum olduk. Aldığımız eğitimler ve diplomalar, saygıyı ve kuralları içselleştirmeyi bize öğretemedi.

Nobranlık bir yaşam biçimi, kuralsızlık bir tarz oldu.

Görmedim, kornayı duymadım, fark etmedim, böyle olacağını bilemedim, geçerim sanmıştım…”

Sonrası her iki taraf için de onarılmaz hata ve tarif edilmez bir acı. Trafik kurallarını içselleştiremeyen bir toplum…

Yayaya yol vermeyi, döner kavşağa girerken beklemeyi, park etmeyi bilmeyen; yalnızca önüne bakan, arkadan geleni ve bekleyeni umursamayan sürücüler…

Durakta inip binmeyi öğrenemeyen, ışıklara riayet etmeyen, üç adım daha fazla adım atmaya, yüz metre yürümeye tahammül edemeyen yayalar…

Bu kazada da sürücü frene basmak, karşıda kırmızı ışık yanarken yavaşlamak yerine kornaya basmayı tercih etmiş. Oysa sağ tarafındaki bir başka araç kırmızı ışıkta yavaşlayarak dururken, arkadan hızla gelen ve o aracı sollayan otobüs şoförü gazdan ayağını hiç çekmiyor.

Sonrası, çığlıklar ve şoförün “Allah kahretsin…” çaresizliği…

Biliyorum ki, bu kaza son olmayacak. Trafikte olmanın doğal sonucu ve öngörülemeyen nedenlere bağlı olarak daha çok kaza yaşanacak. İhmaller, kuralsızlık ve sorumsuzluk can almaya devam edecek. Bizler de sosyal medyada duygusal paylaşımlar yapıp ertesi gün kaldığımız yerden hayata devam edeceğiz.

Takdiri ilahi öyleyse kaçış yok. Ancak ihmal, kuralsızlık, sorumsuzluk ile başkalarının canını yakmak “kader” olamaz. Olsa olsa “ahmaklık” olur.

Son bir not: Karayolları sinyalizasyon sistemlerine mutlaka bir zaman sayacı eklemeli. En azından ışıklar arasındaki yaşanan kararsızlık ortadan kalkar ve yayalar/sürücüler daha kontrollü olabilir. Tedbir bizden, takdir Allah’tan…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.