Yine Hüsran

Bu haber 18 Eylül 2015 - 23:00 'de eklendi ve 961 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Eskilerin deyimiyle dilimize yerleşen bir darbı mesel vardır.

Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir.

Buna neden, Milli Futbol takımımız dahil Avrupa Futbol Şampiyonasında mücadele eden takımlarımızın Beşiktaş hariç, aldığı neticeler.

Dolayısıyla son yıllarda futbolumuzun dibe vurduğu.

Beşiktaş hariç derken, UEFA Avrupa Ligi ilk maçında Arnavutluk temsilcisi Skenderbeu karşısında elde ettiği 1-0 galibiyeti esas aldım.

Şüphesiz deplasmanda alınan bu galibiyet üzerine siyah-beyazlı takım, grubun iddialı kulüpleri arasında yerini almış oldu.

Bunun bir başka karşılığı, Beşiktaş’ın gruptan rahatlıkla bir üst tura çıkacağı.

Bunun dışındaki her hangi sıralama siyah beyazlı takım için sürpriz olur.

***

Milli futbol takımımız ve Şampiyonlar Liginde mücadele eden Galatasaray ile UEFA Avrupa Liginde bir üst tura çıkma uğraşındaki Fenerbahçe’ye bakalım.

Hiç kuşku yok ki Türk Milli Futbol Takımı, son yıllardaki en kötü dönemini yaşıyor.

Milli Takımın bir önceki teknik direktörü Abdullah Avcı ile başlayan düşüş, ulusal takımın başına getirilen Fatih Terim’le devam etti.

Her ne kadar son 2 maçında biraz olsun kendine gelir gibi bir izlenim bıraksa da beklenen futbolu ortaya koyduğu söylenemez.

Hani dense, ki deniyor.

Milli Futbol Takımı, beklentileri karşılamaktan çok uzak bir görüntü sergiliyor.

Bunda kesinlikle bir abartı yoktur.

Olamaz da.

Bilhassa son maçlarda ortaya konan futbol ve de karşılığında alınan puanlar her şeyi açıklıyor.

Buna karşın ümit edilir ki, Avrupa ve Dünya Şampiyonası adına verilen mücadeleden başarıyla çıkar.

Ardından Türkiye bu şampiyonalara katılma hakkı kazanır.

***

Galatasaray ve Fenerbahçe’ye gelince.

Korkarım, Avrupa Futbol Şampiyonasında mücadele edecek olan Galatasaray, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu sene de kendisinden beklenmeyen bir futbol sergilemez.

Korkarım diyorum.

İspanyol temsilcisi Atletico Madrid ile oynadığı müsabakada görüldü ki bu senede sıkıntılı.

Her ne kadar henüz bir maç oynamış olsa da, ortaya koyduğu futbol kesinlikle ilerisi için ümit vermedi.

Buna kendi ligimizdeki müsabakalar dahil.

Takım hala, geçtiğimiz sezon kendi ligimizde şampiyon olmanın şaşkınlığı içerisinde.

Eğer grubunda yer diğer takımlar Benfica ve Astana’yı geçerek bir üst tura çıkarsa beis yok demektir.

Yok eğer geçtiğimiz yıl olduğu gibi yine, futbol deyimiyle sürklase olursa, konumu sarsılan kulüplerin başında geleceğinde en küçük şüphe yok.

Yanı sıra geçtiğimiz yılın başarılı teknik direktörü olarak gösterilen Hamza Hamzaoğlu ve Kulüp Başkanı Dursun Özbek’te eleştirilerden fazlasıyla nasibini alacaklardır. Kaldı ki şimdiden almaya başladılar.

***

Fenerbahçe için de durum pek parlak değil.

Üstelik son yılların en flaş transferlerini yapmalarına karşın.

Kendi ligimizde ortaya koyduğu maçlar üzerine;

Takım adeta yeniden kuruldu.

En azından 8-9 futbolcu ilk defa yan yana oynuyor.

Bunların zamana ihtiyaçları olduğu bir gerçek denebilir.

Tamam da, 2 ayı geçen sürede beraber oldukları da bir vakıa.

Oysa, alınan flaş futbolcular sayesinde sadece kendi ligimizde değil Avrupa Şampiyonasında da önemli başarılara imza atacakları kesin gibiydi.

Ne var ki Norveç temsilcisi Molde karşısında sergilediği futbola bakınca, bir takım şüpheler oluştu.

Zira sarı-lacivertli takımın ortaya koyduğu futbol, çok da tatmin etmedi.

Yine de, karar vermek için henüz erken diyorum.

Her ne kadar grubunda yer alan takımlar Avrupa’nın önemli kulüplerinden olsalar da Fenerbahçe’nin onlardan geri kalır tarafı olduğunu sanmıyorum.

Zira Hollanda temsilcisi Ajak ve İskoçya temsilcisi Celtik’le başabaş mücadele edeceğinde en küçük şüphem yok.

Yeter ki, beklentileri karşılayan oyun ortaya koysunlar.

Yoksa “yine hüsran” demekten kendimizi alamayacağız.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.