Yine Düştü Gönlüme Hazân Mevsimi

Bu haber 08 Eylül 2014 - 21:48 'de eklendi ve 1.029 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Kan ter döktük: önce saban sonra orak;

Ektik, biçtik: ayrı tohum, ayrı başak.

Bir sel yatağında savrulur harmanımız,

Yağmur gelsin; sel gidecek, kum kalacak.”

Cemal YEŞİL (Rübailer’den-Ankara/1950)

 

 

 

Her ayrılık bir kavuşma hükmünde aslında. Yollar terk edilmiş, sokaklar sessiz, rüzgâr esmekte, camlarda uğultu. Güneşin aksine cılız bir gölge bırakıyor zaman. Geceleri in cin top oynayan şehirde gündüzleri sinek voltasını atıyor. Garip bir yalnızlık kuşatmış her yeri. Düğünler, sünnetler gırla. Kuru bir kalabalık, terkedilmiş neşeler. Bir fotoğrafa sığdırılacak mutluluklar. Şenlik alayları derken bir yorgunluk sanki hiç bitmeyecekmiş gibi nabızlara vurmuş kendini. Bir sessizlik, çığlık çığlık uçurumlardan yuvarlanmakta.

Caddeler boyu kuru alış verişler. Marketleri marketler, marketler.. Hiç bitmeyecek görünen kredi kartı senfonisi. Kasa, para ve de fiş.. Bardaklardaki sular taşmış, hep taşmakta.. Sabır sular sellercesine akmakta. Gönüller karanlıkta mağaralarına çekilmiş. Yaza yaza yaz geldi derken buzdağları sarmış her tarafımızı. Üşüyoruz, üşüyoruz. Yine mahkumuz, yine sersefil baykuşlar gibi sabahı beklemekteyiz.

Umutlarımızı aşrı aşrı memleketlere gönderdiğimizden beri, benliğimiz de tatile çıkmış hovardalık peşinde. Yine düştü gönlüme hazân mevsimi deyip dağlar aşıp uzak memleketlerden çağırdığımız umutlarımız ziyaretimize geliyor.

Yine dem vurdum aşka, içimde tarifsiz bir heyecan. Mutluluk denen şey nedir. Nabızda hissedilmeye başlayan kalbin vuruşları mı? Gözlerimde nicedir akmasını bile unuttuğum göz yaşlarım mı? Bir rüzgar esti, camdan haber verdi geldiğini. Sessizliğin ortasında kendime geldim. Bu duyuşa hasret kalmışım meğer. Kapılar açılırken öyle bir gıcırtı çıkarıyor ki, menteşeleri yerinden çıkmakta. Neredesin, kiminlesin? Benliğim kör kuyulardan çıksın, uyansın. Bir kendine gelsin.

Yine düştü gönlüme hazân mevsimi… Yollarda şenlik, cıvıl cıvıl kuş sesleri. Her yer pırıl pırıl ümitlerle aydınlanmış. Gözlerde ışık, gönüller mesrur. Çiçekler taşınmaya yüz tutmuş. Ocaklarda küllenen ateş harlanmış. Gecesi ayrı güzel, gündüzü ayrı. Çiçekler çocukları getirmiş yanında. Çocuklar sefer etmiş bayram yerine dönmüş meydanlar. Her yer, püfür püfür esiyor. Serinlemekte ruhlar, serinlemekte gönüller. Yalnızlığın hüküm sürdüğü kalpler de bu sefere eşlik ediyor. Ay ışığında aklanıyor paklanıyor. Huzurun sesi sükût taç oluyor başlarına.

Yine düştü gönlüme hazân mevsimi. Güz ayrılığın habercisidir derler. Güzün ağaçlar serer yapraklarını yollar boyunca. Âşık sazını alır gurbet diyarlara yollanır. Güz kışın habercisidir derler. Bitişin, tükenişin duyulmak istenmeyen habercisi. Oysa benim gönlümde güz, kavuşmayı getirir beraberinde. Bağbozumu sonrası düğün alayları kurulur. Hayata dönerim. Benliğimde yenilenirim. Çocuklarım gelir sıra sıra, renk renk dizilirler sâf olurlar karşımda. Onlardan aldıklarımla yenilenirim. Umut bayrakları dalgalanır semalarda. Her çocuk, geleceğimize yazılan umut dolu, heyecan dolu, sevgi dolu mektuplarımız, dileklerimizdir.

Yine düştü gönlüme hazân mevsimi. Uyandım gaflet uykularından, kendime geldim. Ayrılışta yaşadığım bütün tükenişler, kavuşmada yeni doğuşlara bıraktı yerini. Hoş geldiniz, hoşluk getirdiniz, hoşluklar bulasınız sevgili öğrencilerim!

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.