Yılbaşı ağacı aldınız mı?!!

Bu haber 31 Aralık 2009 - 0:00 'de eklendi ve 788 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Otaca’da bir meslektaşım MSN’sine “Yılbaşı ağacınızı Yuvarlakçay’dan alın. Siparişlerinizi HES yatırımcı firması ile Köyceğiz Özel Çevre Koruma Kurumu Müdürlüğü’ne yapabilirsiniz…” diye yazmış.
Haberleri izlemişsinizdir.
Hidroelektrik Santralı gibi ‘çevreci’ bir yatırım, temiz enerji kaynağı tesisi gerçekleştiriliyor, ama bu yapılırken içinde koruma kararlı anıt ağaçlarında bulunduğu yüzlerce ağaç doğranıyor!
O doğranan ağaçların içinde evlerimize sığacak ağaç olduğunu sanmıyorum.
Ama, Beyobası’nda mızrağı çuvala sığdırma çabaları sürüyor…
 
xx           xx           xx
Her yeni yıla girerken, kendi kendime “İyi ki noel ağacı süsleme adetimiz yok” diye düşünüp, sevinmişimdir.
Öyle bir geleneğimiz olsaydı, Kurban Bayramlarında sergilediğimiz (Aman yanlış anlaşılmasın, Mübarek Kurban’ı kastetmiyorum. Sokak ortasında kesimleri demek istiyorum) vahşetin başka türlüsünü yaşardık.
Maazallah, her yeni yıla girerken, tüm ülke seferber olur, genç çam ağaçlarını doğrardık!
 
xx           xx           xx
Gelin şimdi hep beraber şaşıralım:
Ünlü tarihçi Sümerolog Dr. M. İlmiye Çığ, yılbaşı ağacı süsleme adetinin Avrupa’ya Türkler vasıtasıyla aktarıldığını söylüyor. Yani, Hıristiyan dünyasının vazgeçilmezi yılbaşı ağacı aslında bir Türk adetiymiş!
Nasıl?
Ünlü tarihçi Çığ’ı dinleyelim:
“Çam ağacı süslemek tamamıyla Türk adetidir. Yeni Türk devletleriyle münasebetimiz bize yepyeni şeyler öğretiyor. Eski Türklerde yerin göbeğinden göğe kadar bir ağaç tasavvur ediliyor. Bu hayat ağacı. Sümerlerde de var. Bir ucunda Gök Tanrısı duruyor. Türklerde güneş kutsal ama tanrı olarak kabul edilmiyor. 22 Aralık’ta güneş yeniden fazla olarak dünyayı aydınlatmaya başlar. Günler uzamaya başlar. Türklerin Gök Tanrısı gün ile geceyi tanzim ediyor gökte. Sözde gün ile gece sürekli münakaşa halinde. 22 Aralık’ta gün geceyi yeniyor. Bunu ‘Yeniden doğuş bayramı’  olarak Türkler kutluyorlarmış. Türkistan’da bir ağaç varmış, akçam, ve bu akçam başka yerde yetişmiyormuş. Akçamı getirip eve koyuyorlar, akçamın altına o sene Tanrı onlara güzel şeyler verdi, güzel bir yaşam verdi diye Tanrı’ya hediyeler koyuyorlar. Dallarına da ertesi sene için Tanrı’dan niyaz ettikleri şeyler, adak olarak istedikleri şeyler için paçavra veya kurdele koyuyorlar. O günlerde büyük bayram, şenlik yapıyorlarmış. Aileler toplanıyor, büyükler varsa ziyaret ediliyor, özel yemekler yeniliyor, güzel elbiseler giyiliyordu….”
 
xx           xx           xx
Bu ‘yeni yıl ağacı’ adeti bana başka bir adeti anımsattı.
Çocukluğumuzda, yolda yürürken önünüze, ekmek lokması, kırıntısı çıksa, hemen yerden alır, öper başımıza da götürüp, sonra kaldırımda ayak altı olmayan yüksek bir yere koyardık…
Ekmek nimettir… Büyüklerimizden öyle öğrendik. Ben bu adeti Müslüman geleneği sanırdım. Ama öteki Müslüman ülkelerde böyle bir adetin olduğunu da duymadım. Tabi Yunanlıların da bizim gibi ekmeği, nimeti yerden alıp, öpüp, yüksek bir yere koydukları biliniyor!
Şimdi gel de bu adeti, onlar mı bizden, biz mi onlardan aldık diye merak etme…
Ortak kültür…
 
xx           xx           xx
Kabul etsek de etmesek de “Yılbaşı kutlaması” evrensel bir adet haline geldi.
Bu gece 2009’u mutluluğu-mutsuzluğuyla; acısı-tatlısıyla; sevinci-kederiyle, olumlulukları-olumsuzluklarıyla ve umutları-umutsuzluklarıyla uğurlarken, bütün umutlarımızla 2010’a ‘merhaba’ diyeceğiz…
Kimileri bu gece, “Hıristiyan işi” diye o ‘evrensel kutlamaya’ katılmayacaklar.
Oysa Hıristiyanlar, Noel’i, İsa’nın doğuşunu çoktan kutladılar bile…
Varsayalım, Hz. İsa bu gece doğdu. Ne fark eder, Hz. İsa’da peygamberimiz değil mi?!!
 
xx           xx           xx
Çam ağacı süsleme adetinin Türkler sayesinde Avrupa’ya taşındığını ileri süren tarihçi Çığ, konunun Noel’le bir ilgisi olmadığını söyleyerek, “İznik Konsülü’nde pagan adeti görülen bu adeti İsa’nın doğuşu olarak kabul edelim diyorlar ve bu adet Hıristiyanlara geçiyor. Ama ağaç süsleme pek yok, 16. yy’da Almanya’da başlıyor, daha sonra Fransa’ya geçiyor ve dünyaya yayılıyor…” şeklinde söylüyor.
Ünlü tarihçi Sümerolog Dr. M. İlmiye Çığ’ın ortaya koyduğu, Türklerin geçmişteki inancına göre, çam ağacı süslemesi aydınlığın karanlığı yenmesinin bir kutlaması…
Sakın yanlış anlaşılmasın, “Gök Tanrı inancı”nı değil, “kültürünü” yaşatmanın bir zararı yok… Ama sakın çam kesmeye kalkmayın. İsterseniz naylondan küçük çam ağacı satın alabilirsiniz. Satanlar var…
“Kültürü” çocuklarınıza aktarabilirsiniz.
 
xx           xx           xx
Bu gün 31 Ocak 2009. Yarın 01 Ocak 2010…
10 gün önce gün uzamaya başladı. Doğal olarak aydınlık karanlığı yendi… Doğal olarak aydınlık bir biçimde egemen olacak… Karanlık günlerden geçiyoruz. Umarım ve dilerim, 2010 günleri aydınlık olur…
Hepinizin yeni yılının, yıllarının aydınlık olmasını dilerim…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.