YERKESİK’TE DAMLADERE GÜZELLİĞİ

Bu haber 16 Nisan 2013 - 0:03 'de eklendi ve 1.267 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Yerkesik, özgün yapısını, içine kapanık bir insan samimiyeti ile korurken zamanla dalga geçer gibidir. Bir tepe ile yayla düzlüğü arasına kurulan bu belde, sırtını dağlara vermenin güvenini de yaşar.
Taş evlerin hâlâ varlıklarını korumaya direndiği bir belde olan Yerkesik, modernitenin zorladığı “hızlı yaşamak” yerine “sükunet”in egemen olduğu bir yerdir. Tekaşsızca ama kararlı, yere sağlam basan bir hayat vardır burada.
Etrafı çam ormanlarıyla kaplıdır. Yaylası bütün mevsimlerde yemyeşil, havası her daim kurudur. Nem, yok denecek kadar azdır.
Şâyet, yolunuz yaz sıcağında düşerse Yerkesik’e, biraz daha ilerleyin çam ormanlarının arasında yılan gibi kıvrılan asfalt yoldan… Sağınızdaki solunuzdaki ve karşınızdaki ormanların ruhunu ve havasının içinize çeke çeke giderken ilerde bir yerde sağ tarafınızda Damladere levhası ile karşılaşacaksınız. Arabanızı yol kenarına park edip hafif meyilli toprak yoldan dereye doğru inin. İndikçe o sıcak yaz gününde teninizi tatlı bir serinliğin yalayıp geçtiğini hissedeceksiniz.
Dere tabanına vardığınızda, masum ve mahzun akan bir derecik karşılayacak sizi… Suyu az ama aşkı çok bir deredir bu. Belki de yüz yıllardır böylece akan bir derecik…
Dere yatağının üstü birbirine el uzatan ve sanki birbirlerine dokunuverecekmiş de donup kalmışlar gibi duran iki aşıktır sanki… Yamaçlarından şıpır şıpır damlayan sular, kavuşamayan iki âşığın göz yaşlarına benzer. Sanki binlerce yıllık bir aşkın gözyaşlarıdır bunlar.
Cahit Külebi diyordu ya hani bir şiirinde:
Kop dağında bir çeşme var
Serçe parmak kalınlığnda suyu
Gece gündüz haram etmiş uykuyu
Akar da akar…
Damladere’nin suları da öyle… Yaz kış, gece gündüz akar da akar, damlar da damlar.
Küçük vadide oluşan rüzgar akımı teninizi, şıpır şıpır damlayan sular ruhunuzu serinletip arındırır.
Damladere kayaları ve ağaçları yosun tutmuştur. Orada ağaçlar da yeşildir, gövdeleri de… Üstelik kayaları da yemyeşildir…
İki yamaçta da çam ve daha bir çok türde ağacın içinde sandal ağaçları da vardır. Hani o Kerimoğlu türküsündeki ağaç:
Hayd’ülen de haydü’len
Karadağların sandalı da sandalı
Al kanlara boyanmış
Kerimoğlu’nun her yanı
kıtasındaki sandal ağaçları vardır burada.
Damladere’de şıpır şıpır damlayan suların sesini dinleyerek sağ taraftaki hafif koyuğun içine girildiğinde insanın ömrünün uzayacağına inanılır. Toprak bir oyuk olan burası, toprağın ve suyun hayat için önemini vurgular gibidir.
Suların kayalardan, ağaç diplerinden şıpır şıpır damladığı yeri geçip biraz yukarı çıkın. Burası bir yürüyüş yoludur. Sağı solu zakkumlarla kaplıdır; yamaçlar da çam ormanıdır. Bu yürüyüş yolunda yürümek de insanın ömrünü uzatır.
Temmuz-Ağustos sıcağında terleyerek girer, serinleyerek ve ruhunuzu arındırarak çıkarsınız Damladere’den.
Kışın yolunuz düşerse Damladere’ye, o dondurucu günlerde gecelerde, yüzlerce buz sarkıtı karşılar sizi… Vahşi bir mağaraya girmiş gibi ürperirsiniz…
Yazının tadı başka, kışının tadı başka Damledere!… Çam ormanlarının arasındaki hüznün ve dinginliğinle, binlerce yıl sürmüş aşkın ve ayrılığın hikayesiyle sen bir başka güzelsin…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.