YERKESİK ŞENLİĞİ BU YIL DAHA GÖRKEMLİYDİ

Bu haber 02 Haziran 2015 - 0:39 'de eklendi ve 613 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Sevgili okurlarımız 4 senedir, Mayıs ayının son haftasında “Yerkesik Otantik Çocuk Oyunları ve Oyuncakları Şenliği” konusundaki yazılarıma alışmışlardır. Bu yazımda gene oyun ve oyuncak şenliğinden söz edeceğim.

Bu sene şenlik 30-31 Mayıs Cumartesi-Pazar  günleri Yerkesik İlkokulu bahçesinde gerçekleştirildi. 2 gün boyunca öğrenciler, yakar top, mendil kapmaca, bilye, yopaç, çember çevirme, seksek, beş taş, yağ satarım-bal satarım, aç kapıyı bezirgan başı gibi oyunlar oynandı, ip atlandı.

Açılışta Metinbilim Enstitüsü Derneği Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ümral Deveci’nin söyledikleri, konunun can alıcı noktasını açıkladı. Deveci şöyle dedi:   “Çocuklarımız, tekno-kültür alanında bir “teslimiyet ve boyun eğiş” ile zaman geçirmekteler. Yani, çocuklarımız ve gençlerimiz, birer “pasif tüketici” konumunda bulunmaktadırlar. Kendi bireysel güçlerinin ve yaratıcılıklarının farkına varamadan, kendilerine sunulan tekno-kültürü, bir kültür obezitesi iştahıyla tüketiyorlar. Hızla tüketilen bu kültür, bireysel şahsiyet oluşumunda hiç etkisi olmayan bir popüler tüketim aracı olmaktan öte gidemiyor. Yani, modernite ve vahşi kapitalizm, çocukları ve gençleri kirletiyor. Çocukların en masum ve doğal yönlerinden biri olan oyun oynamayı, bir rant konusu olarak gören modernizm ve kapitalizmin bütün dünyada dayatmasına karşı, insanlığın arınmaya çocukluktan başlaması gerekir. Biz Metinbilim Enstitüsü Derneği olarak, çocuklarımızın, nitelikli, geleneksel ve şahsiyet kazandırıcı bir kültür üretimi ve tüketimi eylemi içerisinde bulunmasına katkı yapmak istiyoruz. Bu amaçla, insanlığın en temiz çağı olan çocukluk çağlarından başlayarak kendisini yeniden kurmasının gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca, yeni bir turizm alanı oluşturarak, yöre turizminin zenginleşmesine katkıda bulunmak istiyoruz.

2 yıldan beri, üniversitemize gelen yabancı öğrenciler de, kendi ülkelerinin oyunlarını sergileyerek, şenliğimize, uluslar arası bir boyut katmaktadırlar.

Otantik oyun ve oyuncak şenliğimiz, bir kültür ve turizm olgusu olmakla beraber, bir grup aydın tarafından, Yerkesik’in sosyo-kültürel gelişimine katkıda bulunmak üzere gerçekleştirilen bir sosyal sorumluluk projesidir.

Bundan önce 4 kez gerçekleştirilen şenlik, başta Yerkesik halkı olmak üzere Muğla ili çapında ilgi çekmektedir. Bu yıl beşincisini gerçekleştireceğimiz şenlik, artık sosyal bir tabana oturmuştur.”

Sayın Valimiz Amir Çiçek de, yaptığı konuşmasında, çocukların oyun ve oyuncak konusunda geleneksel oyun ve oyuncaklarla vakit geçirmesinin özlenen bir şey olduğunu ve kendisini de çocukken mısır sapından, çamurdan oyuncaklar yaparak oynadığını belirtti ve şenliği gerçekleştirenlere teşekkür etti.

2 gün boyunca, Başkan Deveci’nin tespitlerinin hayata geçtiğini gördük şenlik alanında. Çemberi ve topacı ilk defa bu şenlikte görüp çevirebilen ve çevirdiği anda çığlık atan çocukları görmeliydiniz. Çembere ve topaca hareket verebilmek ve bu hareketleri kontrol edebilmek, çocuklara çok büyük heyecanlar veriyor.

Bu sene, Kaymakamlığının verdiği destekle, Türdü 100.  Yıl, Dumlupınar, Emirbeyazıt ve Yenice İlköğretim okullarında etkili ve canlı katılımlar sağlandı. Böylece şenliğin hedef kitlesi daha da genişlemiş oldu.

Menteşe Kaymakamlığı ve Belediyesi, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, katkıda bulunan okul öğrencilerine ve öğretmenlerine, özellikle Yerkesik İlkokulu öğretmenleri, öğrencileri ve Müdürü Sayın Hasan Yalkıt’a ne kadar teşekkür edilse azdır.

Daha çok sahiplenilmesi dileklerimizle, şenliğin altıncısı için şimdiden hazırlıklar yapılmalı.

 

 

 

 

YATIRIMLARIN KAVŞAK NOKTASI  2 Haziran 2015

 

Hafta sonunda gerçekleştirilecek milletvekili seçimine yönelik olarak son düzlüğe girildi.

Zira seçime 5 gün var.

Ne zamandır ipi göğüsleyebilmek için olağanüstü çaba harcayan partilerden kimi beklentilerine karşılık bulacak.

Bazıları da bir başka sefere diyecek.

İlişkin olarak partilerin 7 Haziran seçimine yönelik çalışmaları, ülke genelinde olduğu gibi iller bazında da sürdürülüyor.

Başta partileri adına milletvekilliğine aday olanlar olmak üzere teşkilatlar bünyesinde görev üstlenenlerin beklentisi, sandıktan başarıyla çıkmak.

***

Aynı tarihte yapılacak seçime katılacak partilerin geçen süre içerisinde nasıl çalışma sergilediklerini,  özellikle aday olanlar ve teşkilat mensuplarının görüşlerini çoğu kez bu köşeden aksettirdim.

Her birinin birleştiği nokta, 7 Haziran seçiminden zaferle ayrılacakları şeklindeydi.

Bu tür beklenti içerisinde olan siyasi teşekküllerden biri Ak Parti.

Bir süre öncesinde basın mensuplarıyla bir araya gelen yönetim kademesi  ve milletvekili adaylarının yaklaşımları gerçekten ilginç.

Özellikle merkez ilçe başkanı Erdoğan Ünal diyor ki;

Yerel bazda görev yapan basın mensuplarının sorunlarını gidermek için ne gereksiyorsa yapacağız.

Keşke! diyorum.

Zira bugüne değin siyasilerden benzer sözleri çok dinledik.

Ne var ki asıl olan netice!

Ardından il başkanı İhsan Küreci’nin Muğla adına yaklaşımları üzerine, inşallah seçim sonuçlarına endeksli olmaz diyorum.

Zira, geçmişte benzer sözler verilmesine karşın yerine getirilmemişti!

Küreci diyor ki, “Ege Gelişim Projesi” kapsamında Muğla yatırımların kavşak noktası olacak.

Bir kez daha keşke! diyorum.

AK Parti adına milletvekili sıralamasında yer alan adaylardan Elvan Göçer ve Yelda Gökcan’ın yaklaşımları da farklı değildi.

Her iki adaya göre, 7 Haziran seçimlerinde partileri Muğla’da önemli bir başarının sahibi olacaktı.

Hiç kimse yoğurdum ekşi demeyeceği için Göçer ve Gökcan bu tür yaklaşım içindeydi.

***

Bu kez adaylardan 1.sırada yer alan Hasan Özyer görüşlerini açıklıyor.

Aslında Özyer’in adaylığı sürpriz olmuştu.

Zira, neredeyse son ana kadar ismi kesinlikle gündemde değildi.

Neden son anda aday olmaya karar verdiniz? diye sorduğumda;

Bu bir hizmet yarışıdır. Amaç hizmet etmektir. Bende ülkem ve Muğla’ya hizmet etmekten kaçamazdım.

Ardından, ilkeli bir siyasetçinin nasıl hareket etmesi bağlamında yaklaşımlarını açıklıyor.

Ben yıllardan bu yana siyaseti inançlarım doğrultusunda yaptım.

Siyaset amaç değil araçtır.

Ak Partinin bu tür başarıların üstesinden geleceği, dahası 2023 vizyonunu amaçladığı için aynı safta yer aldım.

Belli ki Özyer, ülke adına çok şeyler yapacağına inandığı için Ak Parti bünyesinde yer alıyor.

Ardından ekliyor.

Türkiye’de siyaset etik kurallar içerisinde yapılmalı. Bu yüzden siyaseti hizmet etme aracı olarak görüyorum.

Türkiye’nin koalisyonlarla kaybedecek zamanı yok. Şahsen Ankara’ya güçlü bir şekilde gitmek istiyorum.

Şüphesiz bu açıklaması altında yatan, tecrübeydi.

Zira kendisi önceki yıllarda da 2 dönem parlamento çatısı altında bulunmuş. Üstelik ve etkin bir görev üstlenmişti.

***

Özyer’in bir tespiti var ki aksi düşünülemez.

Para var ama Muğla adına proje yok.

Bu nedenle Muğla, güç birliği yapmak zorunda..

Özyer’e göre halkımız için söylenen “çatal kazık yere girmez” eğilimi hala geçerliliğini koruyor.

Buna karşın bilmem Hasan Özyer’in bu çağrısına kulak verilip, girişimlerde bulunulur mu?

Özyer bu kez, nasıl bir politikacı olduğunun altını çiziyor.

Hiçbir zaman parti ayrımı gözetmedim. Zira milletvekilliğini hizmet aracı olarak gördüm. Bundan sonra da sizleri mahcup etmeyeceğim.

Ama Muğla gelişmek istiyor mu? karar vermeli.

Çevre ve doğayı elbette koruyalım. Gelişmeyi de sağlayalım.

Belli ki bu bağlamda Özyer’in bir takım şikâyetleri vardı.

Neler mi?

Bir başka yazımda kaleme alacağım.

 

 

 

 

Gönülden çün dile vardır yol ey cân, 
Mülâyim söyle, şîrîn söz bul ey cân,
Acı söz deme, hilm ile dol ey cân,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.

 Erzurumlu İbrahim Hakkı

 

                                            EY CÂN!.

 

Seni nasıl unutmuşum ey cân? Nerelerdeydin, nerelere kayboldun? Kendimde bile değilken “ben”, dost gönüllerde eğler dururmuşum zamanı. Kadere tecelli olunanda yazılıymış meğer bütün yaşanacaklar. Sen içimde, sen özümde, sen tüm benliğimdeyken ey cân sözün sırrına mı erme vaktidir şu an? Oysaki tüm diller lâl kesilmişken, dem vaktinde ten dile gelmişken küçücük ayrıntılarda boğulmaya devam mı edeceğiz.

Ey cân, şimdi sükûta erme vakti! Kendi içinde kendini dinleme vakti! Gâh şükürde bulmaktasın kendini gâh isyanlarda. Her şeye rağmen gurbetin acı tadındasın ya! Dünya âlem gurbette değil miyiz? Ey cân, benliğim sana gurbette değil mi? Ben sensiz yetim, ben sensiz öksüz, ben sensiz fakir değil miyim?

Ey cân, sen ruhumda şenlik, can şenliğim değil misin? Çekilen onca çilenin ardında dilde, gözde, gönülde şenlik değil misin? Hiçliklerde kaybolmuşken, bir “hiç”te bulmamış mıydım seni? Bir hiç uğruna değildi aslında bütün yaşananlar. Gözler kara çalmıştı, kararlıydı seni bulmakta? Söz kelâma ermişti, senle ancak aydınlanırdı tüm yürekler.

Ey cân, nice yangın yerlerinde hâlâ yanmaktadır için için bütün korlar. Bir rüzgâr esse alevleniverecektir gönülde bıraktığın ateşler! Od’a kara çalmakta oysa bütün diller. Bilmezdik ki ey cân, sen bizim gönül pınarımızdın, kana kana içtikçe yürek yangınlarını harlayan. Oysa ateşten korkmaya tabiydik, ateşte yanmaya meyyâl değil!

Ey cân, sözün özü sen güllerde saklısın, güllerde boy verirsin. Güller gibi bülbülünü beklersin dile gelsin de tüm güzelliklerimi göstereyim, tüm kokularımı yayayım diye. Güle ömür biçilir mi güzellikte ey cân? Bir gülde başlayan güzellik diğer gülde hüküm sürmez mi?

Ey cân sular nasıl aka aka yokuş aşağı ummana kavuşmaz mı? Benliğin ummanına visâl olma vakti hangi andadır? Akrep bile yelkovanı kovalarken hükmünde ben sana neyle varayım? Düşler kurdum üstüne düşte görmeye mi ereyim?

Ey cân, gönül aslında hiçbir şey sual etmez sana; hep yanı başında ol ister. Bir gözün üstünde olsun ister. Bir kulağın da ben de olsun ister. Bir elin omzuna değsin ister. Yeter ki gönülden olsun, yeter ki candan olsun ister.

Ey cân bütün bu söylenenler üstüne merhamet ister, sevmek ister, sabır ister, çile ister. Kırk bohçanın kırkına  da atılan düğümün üstüne bir düğüm daha ister. Yeter ki bağlılık olsun, birlik olsun, birliktelik olsun.

Ey cân, iş hakikate gelince sen gönüldesin, gönlümdesin. Gâh ağlaya gâh güle çıktığımız bu can yolculuğunda rehberler rehberinin olmaya vardığı “aşk” katındasın. Sen “Bir”desin, sen “Biz”desin, sen “Bende”sin.  Başka söze ne hâcet ey cân, ilâhi kelâm hayırlar getirsin bu hayırlı vakitlerde..

 

“Sakın bir kimseyi incitme, sövme, 
Ve sen bir kimseden incinme, dövme
Dahî sen kendini sohbetde övme,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.”

                                                                Erzurumlu İbrahim Hakkı

 

ÇOBANLAR MERMER’İN PATRONU İŞADAMI M. ALİ ÇOBAN

Cız okurları Kavaklıdere Çobanlar Mermer’in patronlarından olan M.Ali Çoban Muğla yöresinde hayırseverliği ile tanınan saygın bir işadamıdır. Çobanlar Mermer Fabrikaları’nda çalışan yüzlerce işçisi ise patronları olan M.Ali Çoban’a sevgi ve saygıyı elden bırakmıyorlarmış. Cız okurları elbette ben de işçilerin yerinde olsam Sayın M. Ali Çoban’ı sever ve sayarım. Çünkü Sayın çoban işçilerin hakkını hukukunu veren ve bilen işadamıdır. Muğla genelinde topluluklarda adını güzelliklerle andırmasını bilen bir işadamı M.Ali Çoban aynı zamanda da Ticaret Odası Yönetim Kurulu üyesidir. Ticaret Odası’nda mesai arkadaşları tarafından da sevilir ve sayılır. Cız okurları siz toplulukta kendinizi insanlara adarsanız elbette vatandaşlarda karşılığını verir. Tıpkı Çobanlar Mermer Fabrikası’nın sahibi işadamı A. Ali Çoban gibileri sevgili cız okurları.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.