Yerel Yönetimler ve Demokrasi « Hamle Gazetesi

Yerel Yönetimler ve Demokrasi

Bu haber 10 Ocak 2016 - 23:38 'de eklendi ve 852 kez görüntülendi.
Ünal Bozyerunalbozyer@hamlegazetesi.com.tr
Sosyolojik Bakış

Kent ve siyaset ilişkisinin hiç kuşkusuz en önemli kurumu yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimler halkın ortak çıkarlarını ve ihtiyaçlarını karşılamak için kurulmuş en eski yönetim birimlerindendir. Yerelde merkezi yönetime göre özerk ve yerele özgün nitelik taşıyan yönetim sergilemesi beklenir. Kamu hizmetlerinin halka sunulması, yerelde yaşam kalitesinin yükseltilmesi, halkın yönetime katılımının sağlanması gibi demokrasi için kritik işlevler üstlenir.

Kentler nüfus olarak büyüdükçe halkın yönetime katılımı o derece güçleşmektedir. Bu süreçte elbette sivil toplum kuruluşları, kent konseyleri veya kent meclisleri gibi kurumlar öne çıkmaktadır. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, yerinden yönetim, özerklik, federasyon, eyalet gibi kavramlar uzun süredir tartışılan konulardır. Merkezi hükümet ve yerel yönetim tartışmaları zaman zaman gündeme gelmektedir. Bazen bu ikili yapı her iki yönetimin işini kolaylaştırmakta çoğu zamanda yetki karmaşasına yol açmaktadır.

Yerel yönetimler halka hizmet ulaştırmak yanında aldığı imar kararlarıyla kent kimliğinin oluşumunda etkin rol oynarlar. Yakın tarihimizde yöresel kimliğin öne çıktığı en güzel örnek Akyaka’da gerçekleşmiştir. Ula doğumlu Nail Çakırhan’ın sağlık nedenleriyle Akyaka’ya yerleşme kararı almasından sonra yaşamını sürdürmek için inşa ettiği yerele özgü mimari özellikler taşıyan evinin Uluslararası Ağa Han mimarlık ödülüne layık görülmesi önce Akyaka’da sonrasında ise ilimiz genelinde yerel mimariye ilgiyi arttırmıştır. Bu ödülün açıklandığı 1983 yılında Akyaka, Ula’ya bağlı bir köydü, henüz belde olmamıştı. O dönemde yazlarını Akyaka’da geçirmek isteyen Muğlalılar Nail Çakırhan’dan kendileri için de yerel özellikler taşıyan ev planlamasını istediler. 1992 yılında yani yaklaşık on yıl sonra Akyaka belde ilan edilip belediye teşkilatına sahip olduğunda bu evler dikkat çekmeye başlamıştı.

Akyaka belediyesi imar planıyla bu evleri resmileştirince Akyaka kendine özgü evleriyle anılan, sürdürülebilir turizm örneği olabilecek bir kimliğe kavuştu. Artık turizm programlarında ve tanıtımlarda bu özelliği ile öne çıkmaya başladı. Sonrasında ise dönemin belediye başkanının çabalarıyla Yavaş Şehir olarak ilan edildi. Edebiyat etkinlikleri, Nail Çakırhan anma günleri ve etkin kent konseyi çalışmalarıyla basında ve kamuoyunda Akyaka’yı izlemeye başladık.

Kısaca özetlediğim Akyaka örneğinde görüleceği üzere halkın talepleri ve yönetime katılma isteği yanında yerel yönetimin yerel kimliğin oluşması için çaba harcamasıyla örnek yerel yönetim ve demokrasi anlayışı ortaya çıkabiliyor. 80’li yıllardan sonra turizmin etkisiyle Marmaris ve Bodrum gibi nadide yörelerimizin çarpık kentleşmesine inat Akyaka’da sergilenen bu tablo oldukça önemlidir. Bodrum’da beyaz evler de yereldir, yöreseldir ama Akyaka’da olduğu gibi yerel doku ve kimlik oluşturmamıştır. Ancak Akyaka’daki güzel tablo belde belediyesinin kapanarak Ula Belediyesine bağlanmasıyla sürdürülememektedir.

İl merkezimiz veya Menteşe ilçemiz özellikle üniversitenin gelişmesine bağlı olarak kısa zamanda hızla kentleşmiştir. TOKİ ve Menteşe yerleşim yerleri gibi yeni kurulan konut alanları yanında üniversite ve merkez arasında yoğunlaşan alışveriş merkezleriyle kent yeni bir kimliğe evrilmektedir. Plansız, projesiz, ruhsatsız konut olmadığına göre oluşan kent dokusu yerel kimlikler ve özellikler taşımakta mıdır? İlk kurulduğu yıllarda etkin rol üstlenecek izlenimi veren Kent Konseyi bu süreçte aktif rol almakta mıdır?

Kurulduğu 2012 yılından beri hep olumsuz açılardan eleştirilen Büyükşehir Belediyesinin de merkezi olan Menteşe ilçemizde halkın yönetime ve siyasete katılımı tatmin edici düzeyde midir? Büyükşehir statüsü için Denizli, Mardin ve Ordu gibi illerin aşırı istekli olmasının tersine kentimizin özellikle siyasi çevrelerinin karşı olmasını nasıl anlamalıyız? 17 milyonu aşan İstanbul, coğrafi büyüklük bakımından Karaman’ın il olup ayrılmasına rağmen hala bazı Avrupa ülkelerinden büyük coğrafyaya sahip olan Konya büyükşehir yasasıyla yönetilebilir da Muğla’mız neden yönetilemiyor veya yönetilemez. Doğrusu bu soruların seviyeli ortamlarda tartışıldığı bir kent olamaz mıyız?

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.