Cumhuriyet Şarkısı

Bu haber 28 Ekim 2015 - 23:30 'de eklendi ve 744 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Yeni Türkiye’nin Genç Evlatları!

Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.”

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

 

Büyük bir çarpışmanın sonunda dumanla karışık bir toz bulutu kapladı her yeri. Sonra yavaş yavaş belirmeye başlayan toprağın üzerinde Türk askerinin inanç dolu izleri görülüyordu. Bir tepenin sırtlarında, olan biteni dikkatle izleyen biri vardı. Bakışlarında kararlılığın ötesinde bir şeyler seziliyordu. Hedefini belirlemiş bir şahin gibi başını yukarıya kaldırdı. Artık tek bir noktaya dikmişti gözlerini. Atını şaha kaldırarak elini Batı’ya doğru çevirdi. Ağzından dünyanın kaderini etkileyecek o tarihi sözler döküldü: “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!..”

Bu sözler doksan iki yıldır Türk Milletinin yüreğinde yaşattığı bir şarkının ilk nağmeleriydi. Onca bedel ödenerek elde edilmiş bir zaferden sonra söylenen bir şarkı olmuştu dillerde. Gözyaşlarıyla sulanmış, şehit kanlarıyla yıkanmış bir yeniden varoluşun yaşatıldığı bir hikayeydi gönüllerde… Ve liderinin geleceği aydınlatan ilkeleri bir yemin olmuştu dudaklarda…

Yakın tarihimizin hiç tozlanmaması gereken sayfaları arasında bizlere miras bırakılmış onca yaşanmışlık var ki… Günümüzde bizim olmayan yaşam öykülerini okumaya kendimizi kaptırmış gidiyoruz. Gözümüzün önündeki hazinenin kıymetini görmezden geliyoruz. “Şu Çılgın Türkler” romanını okumaya başladığımdan beri iyice anladım ki “Cumhuriyet nesli” olmanın ayrıcalığına Kurtuluş Savaşını içimizde yaşatarak ulaşabiliriz. Genç belleklere, yaşananları neden-sonuçlarla genellenmiş bir tarih anlayışıyla değil; bizzat yaşanmış örneklerle kazıyabiliriz. Yıllarca sürdürdüğümüz “biz” olma savaşını ancak böyle kazanabiliriz.

Milletimiz yüzlerce yıl ötesinden aktardığı bütün değişim öykülerini destanlarında yaşatmış. Biz de Kurtuluş Savaşı destanımızı hafızalarımızda yaşatırsak Cumhuriyet şarkımızı ebediyyen söylemeye devam ederiz.

Şimdi hafızamda ani bir şimşek çakıyor!.. Kurtuluş Savaşı esnasında yedi-sekiz yaşlarında bir çocuğun Muğla’da yaşadıklarını hatırlıyorum. Rahmetli babaannem anlatıyor. O yıllarda demirci olan dayısının yanında, körükle ateşi harlayan küçük bir kız çocuğuymuş. Bir gün akşam vakitlerinde aniden dayısının dükkanına bir grup atlı gelmiş. Dayısıyla gizlice konuşmuşlar. Atlarını nallatmışlar. Gözleri ateş saçmaktaymış. Bunlar Demirci Mehmet Efe ve adamlarıymış. O kız çocuğu bu atlıları hayatı boyunca unutmamış.

Bir şimşek daha!.. Kurtuluş Savaşı’nı yaşamış Muğlalı bir gazinin yaşadıkları… – İstiklal Savaşı Gazisi Hacıköselerin Ali Osman Körpe– Karınları aç, sırtlarında yırtık pırtık elbiseler… O kadar açlar ki bazen karıncaları takip edip onların yuvalarından çıkardıklarıyla bazen atlarının dışkısından bulduklarıyla idare ediyorlar. Kaldıkları siper üstlerine çöküyor. Bir hafta göçük altında verdikleri yaşam mücadelesi, üstüne üstlük düşmana esir düşmeleri, esaret altında çektikleri acılar, esaretten kaçarak kurtulmaları ve tekrar cepheye dönüp savaşmaları… Daha nice ibret sayfaları!…

Biz millet olarak hep, bıçak kemiğe dayandığında harekete geçeriz. Son dakika telaşıyla bir şeyleri kurtarmaya çalışırız. Halbuki bizim çok zengin geleneklerimiz vardır. Bunlardan biri de yaşadıklarımızı nesilden nesile ibret vesikası olarak aktarmaktır. Bu, destanlarımızda da böyledir, türkülerimizde de, manilerimizde de böyledir. Cumhuriyet şarkısında da böyle olmalıdır.

Bir milleti ayakta tutan toplumsal bağlardan en hayati olanı dili ile sözlü ve yazılı olarak aktardıklarıdır. Dil, bir milletin hafızasıdır. Hafızamızı yitirdiğimiz anda başka milletlerin güdümüne gireriz. Hafızamızı canlı tutmanın yolu ailede, çevrede, okullarda verilen eğitimden geçiyor. Aileden başlayarak geçmişimizi çocuklarımızın belleklerine iyice yerleştirmeliyiz. Böylece gelecek nesillere kültürel kimliğimizi en sağlıklı şekilde aktarmış oluruz.

Çoğumuz yazları tatilde deniz kenarlarına hücum ediyoruz. Gündelik yaşamımızda çocuklarımıza bile ayıracak vakit bulamıyoruz. Oysa dünyanın en güçlü ordularına karşı büyük bir zafer kazandığımız Çanakkale’miz, Kurtuluş Savaşı’nın yaşandığı Sakarya’mız, Afyon’umuz Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı Ankara’mız ve bütün bu zaferlerin mimarı büyük önderimizin yattığı Anıtkabir’imiz bütün ibret vesikalarıyla bizleri bekliyor. Bunun yanında çekilmiş belgeseller, filmler; yazılmış kitaplar, dergiler; basılmış resimler, fotoğraflar… Hepsi bizleri bekliyor. Göstereceğimiz birazcık ilgi bizlerin ve özellikle çocuklarımızın belleklerinde, karanlık yolumuzu aydınlatan bir yol gösterici olacaktır. Çünkü okumak, seyretmek, dinlemek yetmiyor. Bizzat görmek, yaşatmak gerekiyor.

Bugün 29 Ekim!.. Yine Cumhuriyet şarkımızı söyleyeceğiz. Ve her Cumhuriyet bayramında yaşanan klasik görüntülere rastlayacağız. Stattaki bayram törenlerini izleyeceğiz. Akşam Atatürk heykeli önündeki meydandan yola çıkarak her zamanki yürüyüşümüzü yapacağız. Bizler her yıl Cumhuriyet bayramı coşkusunu aynı heyecanla yaşarken, özgürlük içinde Cumhuriyet şarkısını söylerken bir an için durup düşünelim. Ve hafızamızı yoklayalım. Canlarıyla, kanlarıyla bedeller ödeyip binbir zorlukla, engelle mücadele ederek bugünün temellerini atan Büyük önderimizi ve Cumhuriyete kanat geren büyüklerimizi hiç unutmayalım. Ve onlara layık olmaya çalışalım.

“…4. Tümen’in 42. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey emri okudu, içlerine sindirmeleri için bekledi, sonra ayağa kalktı:

“Bu savaş işte böyle bir savaş olacak. Çünkü bu savaş fetih, yağma savaşı değil; vatan savaşı. Hiçbir hatayı affetmeye hakkımızın olmadığı bir savaş. Komutanlarımız izin vermedikçe öleceğiz, geri çekilmeyeceğiz. Askere örnek olacağız. Çocuklarımıza para pul, mal mülk değil; milleti için şehit ya da gazi olmuş namuslu bir askerin çocukları olmanın şerefini bırakacağız.

Beyler!.. Kendinizi ve askerlerinizi bu büyük savaşa hazırlayın!…”

Şu Çılgın Türkler’den… Turgut ÖZAKMAN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.