Yeni Türkiye İçin Fırsatlar

Bu haber 15 Ağustos 2016 - 0:01 'de eklendi ve 1.772 kez görüntülendi.
Ünal Bozyerunalbozyer@hamlegazetesi.com.tr
Sosyolojik Bakış

Ünal Bozyer

Yakın siyasi tarihimizde sık rastladığımız darbeler, balans ayarları, muhtıralar sürecinin son bulmasını temenni ederken, yeni toplumsal inşa sürecine girmek için fırsatlar oluştuğuna dikkat çekmek istiyorum. Yaşadığımız bunca acı tecrübe, toplumsal yapı ile siyasi yapımız arasındaki ayrılıkları ve örtüşen noktaları ortaya çıkarmaktadır. Bu acılar yaşanmasa da toplumsal yapıya uygun yönetim modeli geliştirilebilirdi. Ama devlet yönetimlerinde süreklilik esas olduğuna göre aynı yanlışları artık sürdürmemeliyiz. Yani tarihten ders alarak tarihi tekerrür ettirmemeliyiz.

Osmanlı döneminde başlayan modernleşme tartışmalarını dikkate aldığımızda üç yüz yılı aşkın süredir bu coğrafyada, muasır medeniyete ulaşmak için çaba harcadığımızı ileri sürebiliriz. İdeolojik yaklaşımlar, dini veya kültürel çekinceler içinde sürdürülen bu tartışmaların önemli bir birikim sağladığını görmemiz gerekiyor. Süreç içinde pek çok projenin hayata geçirildiği göz önünde bulundurulduğunda uygulama konusunda da yadsınamaz deneyime sahibiz.

Üzerinde çalışıldığı halde hayata geçirilemeyen projeleri de değerlendirmek yine önemli kazanımlar sağlamaktadır. Aynı zamanda bu coğrafyada yaşamış medeniyetleri de bu tartışmalara katabilmemiz gerekir. Roma imparatorluğu, Selçuklu ve Osmanlı devleti bu toprakları nasıl yönetti, nerede başarılı oldu ya da olmadı önemli bir tartışma konusu olmalıdır. Örneğin Osmanlı’nın uzun süre bu coğrafyada hâkimiyetini sürdürmesinde Roma devlet yönetimini model aldığı akademik yayınlarda dile getirilmektedir.

Günümüzün devlet sistemlerini inceleyerek tarihsel birikimlerimizi de bu potada sentezleyebilirsek, Anadolu’ya özgün yönetim modeli geliştirebiliriz. Demek ki bu tartışmada ele alınacak referans noktalarına karar verilmesi ve toplumsal yapımıza uygun yeni sistem üzerinde çalışılması gerekiyor. Darbe sonrası yeniden inşa sürecine girildiğinde bu tartışmalar önem kazanır ya da kazanmalıdır.

Darbenin başarısız olması sonrasında oluşmaya başlayan milli birlik ve beraberliğe dayalı yeni siyasi iklimi fırsat bilerek eğitimden, adliyeye, ekonomiden askeriyeye yeni Türkiye için fırsatlar oluşabilir, oluşmaktadır. İktidarıyla, muhalefetiyle toplumsal uzlaşı ve barışı tesis etmek üzere bu siyasi iklimi iyi değerlendirmeliyiz.

Bu coğrafyada yaşayan etnik, dini, kültürel toplulukları dışlamadan, ötekileştirmeden, birlikte yaşamanın gereklerini ve değerlerini oluşturmalıyız. Her topluluğun hassasiyetlerine önem vererek, ideolojik farklılıklara tahammül göstererek, demokrasi kültürümüzü zenginleştirmeli, geniş uzlaşı zeminleri inşa edebilmeliyiz. Yeni mağdurlar oluşturmadan, suçluları cezalandıran adalet mekanizmalarını oluşturmalıyız. Toplumsal vicdanını zedelemeyen, kişilere, siyasi yaklaşımlara göre belirlenmeyen adalet kurumlarına gerçekten ihtiyacımız var.

Adalet, eğitim ve askeriye devletin temel politikasını oluşturmalı, istikrarlı bir yapıya kavuşturulmalıdır. Her dönem değişen anlayışlarla, yapboza dönen politikalarla, sık sık çıkarılan af, pişmanlık yasalarıyla bir yere varabilmemiz mümkün değildir. Hiçbir suça karışmamış, ödev ve sorumlulukları yerine getirmeye özen gösteren vatandaşlarımızı üzmeyen, kırmayan düzenlemeler yapmalıyız.

Dünyada yaşanan gelişmeleri iyi değerlendiren, kendi kuşaklarından geri kalmayan, çağdaş, rekabet edebilir gençler yetiştiren eğitim sistemi aynı zamanda milli ve toplumsal değerleri aktarabilmelidir. Böyle bir eğitim sistemi geliştirmenin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Darbelerin çözüm olmadığı gerçeğinden hareketle süratle kurumsallaşma sürecine girmemiz gerekiyor.

Sonuç olarak sürekli düşman üreten sistemi, her şeyi zaman zaman yeni baştan kurmaya çalışan anlayışları terk etmeliyiz. Genlerimizde yer alan Yörük kültürü gereği sürekli göç halinden çıkıp, yerleşik hayata geçmeli, şehirleşmeli, bu yönde kurumsal yapı oluşturmalıyız.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.