Yeni Tas, Eski Hamam

Bu haber 22 Ekim 2015 - 23:06 'de eklendi ve 932 kez görüntülendi.
Ahmet Karataşahmetkaratas@hamlegazetesi.com.tr
Süzgeç

Hayırlısıyla 1 Kasım’da genel seçim tekrarı yapılacak. Partiler ve adaylar seçim yorgunu. 12.851 km2 yüzölçümü ile şehirler nüfusunun iki katına tekabül eden 450.000 köy nüfusu ile böylesi geniş bir siyasi destinasyonunda seçim çalışması yapmak kolay değil. Allah adaylara ve seçim ekiplerine kolaylık versin.

İkinci sıra adaylarını değiştirerek, seçim çalışmalarına taze kan takviye eden Ak Parti ve MHP alanda, özellikle halkla iletişim konusunda daha aktif görünüyor.

Nihat Öztürk ve Asım Başaran isimlerinin en büyük şansları teşkilattan gelmiş olmaları nedeniyle parti tabanlarında hareketlilik zaten bekleniyordu. Tabii bu kıpırdama Türkiye’nin genel koşullarıyla örtüştüğünde ancak bir anlam ifade edebiliyor.

Ayrıca seçim sistemindeki aritmetiğe göre partilerin kalan seçmen dilimi kimin fazla ise oy artışı partiye yarıyor. Rakamları sembolik alarak bir örnek verelim. 7 Haziran’da tüm milletvekilleri dağıldıktan sonra partilerin arta kalan oyları şöyle olsun; A Partisi:100 B Partisi:50 C Partisi: 30.

Şimdi burada C partisinin son milletvekilliğini alması için B ve A partilerinin kalan oy dilimlerinin üstünde bir oy toplayacak süper bir performans sergilemesi gerekiyor.

Şunu demek istiyorum. Muğla’da partilerin milletvekili taksimatını etkileyecek bir oy patlaması yapması mümkün değil. Yani, eski tas, eski hamam olacak.

Her yiğidin gönlünde bir aslan yatsa da, her üç parti de 1 Kasım’da olağan üstü bir sihirbazlık yapamayacaklarını şimdiden kabul etmeliler.

Hasan Özyer’in uzun süre siyasetten uzak kaldıktan sonra Ak Parti tabanı ve seçmenle daha sıcak ve daha kalıcı bir ortam için zaman kazanmış olması, Nihat Öztürk’ün teşkilatçılığı ve 7 Haziran’da kaçırdığı şansı 1 Kasım’da yakalamış olacağının verdiği heves ve enerji nedenlerinden dolayı AK Parti’de bir miktar oy artışını görebilmek için kahin olmaya gerek yok.

MHP’de ise durum aynı. Kişiliğine kalitesine kimsenin bir şey söyleyemeyeceği Peyami Hoca’nın teşkilatta tutmamış olmasını parti çabuk gördü ve Asım Başaran’ı ikinci sıraya aldı. Böylece MHP’de belli bölgelerle sınırlı kalmak kaydıyla, teşkilattan gelen ve tecrübesiyle başarısını kanıtlamış Asım Başaran faktörü…. MHP oylarında bir miktar artışa neden olacak, bu kesin.

Ancak Sayın Bahçeli’nin özelikle 7 Haziran seçimlerinden sonraki tutarsız karar ve tavırlarından ötürü partiden uzaklaşacakların boşluğunu Asım Başaran’ın göstereceği çabanın dolduracağı biraz şüpheli.

Şayet MHP bu seçimde Muğla’da bir oy kaybı yaşarsa bunun sorumlusu kesinlikle adaylar olmayacaktır. Çelişkiye bakar mısınız; başkalarının liderlik tarzına en ağır hareketlerle “saray” üzerinden saldıran ve o makamı polemik malzemesi yapan Sayın Bahçeli’nin partisini babasının çiftliği gibi yönetiyor olduğuna dair eleştiriler artık parti tabanında çekinmeden dillendiriliyor. Bir TV programında Meral Akşener’in aday gösterilmeyişiyle ilgili soruyu yanıtlarken “ben karar verdim, o hanımefendi biraz dinlenecek.” demesini parti tabanı hala hazmetmiş değil.

Hele rahmetli Başbuğ’un hatırası ve emaneti olarak görülen Sayın Tuğrul Türkeş’e yapılan linç operasyonunu hala kimse anlayabilmiş değil.

Daha 7 Haziran akşamı, kerameti kendinden menkul tavırla ve yüzde 16 oy ile seçmen bize “ana muhalefet” görevi verdi diyerek, iktidar sorumluluğundan kaçmış olmasını seçmen zaten not etmişti. Üstüne üstlük, Sayın Türkeş’in anayasa gereği kendine teklif edilen bakanlık görevini kabul etmesini vatana ihanet muamelesi yaparak, kendi öz partisinden ihracı MHP tabanını yaraladı.

Tabii bunların hepsi MHP’li seçmenin duygusal tepkileri. Sandığa ne kadar yansır 1 Kasım’da göreceğiz.

Ama genel anlamda MHP’nin oy kaybedeceği kaçınılmaz gibi görünüyor. CHP’ye gelince, zaten Muğla’da listesini değiştirmediği için, sokakta ve meydanlarda farklı bir heyecan yakaladığı söylenemez. Heyecan nasıl yakalanır? Yeni bir aşkla. Nedir o yeni aşk? Yeni aday ve orijinal projeler. Bunlar da CHP’de olmadığına göre. Eski tas, eski hamam devam.

Henüz sosyolojik açıdan tamamlanamamış ve içi doldurulmamış Tayyip Erdoğan veya Ak Parti karşıtlığı ile oluşturduğu kitleyi dağıtmaması bile CHP için büyük başarı olacak. Üstelik CHP’nin Sosyalist-Marksist tabanından HDP’ye kayan oyları geri çağırması (Hatırlarsanız bu uyarıyı ilk Baykal, sonra da B.S.B. Başkanı Osman Gürün yapmıştı.) şayet tutarsa belki Muğla özelinde ve Türkiye genelinde CHP oylarında bir miktar artış olabilir. Bunun da Muğla’da yüzde biri geçeceğini sanmıyorum.

Bu izlenimlere ve anket sonuçlarına göre MHP’de ve HDP’de oy kaybı, AK Parti’de ve CHP’de oy artışı bekleniyor. Kararsızların oranı da 1 Kasım’da azalacak gibi görünüyor.

Muğla’daki muhtemel oy artışları ve kayıpları, şimdilik olağanüstü bir durum olmadıkça, milletvekili dağılımını değiştirmeyeceğe benziyor.

Türkiye’de durum ne olur derseniz?

Terörle mücadelenin aynı kararlılıkla devam etmesi sekteye uğramaması için, ülkenin tekrar eski koalisyonlu kriz dönemlerine dönmemesi için, başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’da dönen dolap çevirenlere ve Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak isteyenlere zayıf ve istikrarsız hükümetlere fırsat vermemek için, özellikle ekonomik ve ticari istikrar için seçmenin gönlü tek partili, tek başına iktidardan yana. Buna en yakın da Ak Parti var.

O nedenle büyük bir ihtimalle, az farkla da olsa, 1 Kasım’da Türkiye, Ahmet Davutoğlu’lu Ak Parti iktidarına yol verecek gibi görünüyor. Yani yeni tas, eski hamam.

Hayırlısı neyse o olsun. Allah milletimizi ve ülkemizi korusun. Hainlere, gafillere, gizli-açık tüm düşmanlara fırsat vermesin.

Hoşçakalın!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.