Yeni Nesil Kıtlık…

Bu haber 26 Aralık 2018 - 1:00 'de eklendi ve 1.038 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Eskiler için “kıtlık” çok tanıdık bir durum.

Doğal afetlerle gelen kıtlık, iklime bağlı olarak yaşanan kıtlık, çeşitli canlıların istilasıyla oluşan kıtlık, siyasi ve ekonomik krizler ile gelen kıtlık…

Şükür ki bu dönemde, en azından bizim coğrafyada böyle kıtlıklar yaşanmıyor. Modern çağın kıtlığı geçmiş dönemlere göre çok daha farklı:

Örneğin, günümüzde itibar ve karakter kıtlığı çeken nice insan var.

Etrafımız “Benim dönemimde…”, “Ben falan yerdeyken…”, “Ben …”, “Benim …” diye başlayan cümlelerle bizi bunaltan insanlarla dolu.

Ben, ben, ben…

Sanki bütün buluşlar, bütün büyük projeler, bütün güzel işler, bütün başarılar ona ait. Sanki memleketin en yetenekli ve en dahi insanı o. Sanki memlekette bir iş bilen o. O ağa, diğerleri ise bir maraba.

En iyisini ben bilirim. En iyisini ben yaparım. Zaten falan yerdeyken de ben yapmıştım. Siz ben ne dersem onu yapın. Ben zaten bunu söylemiştim.

Acaba sürekli “ben” diyen bu insanlar, gerçekten başarılı ve önemli işlerin altına imza atmış insanlar mıdır?

Sürekli “ben” diyen bu insanlar, acaba bulunduğu ortama gerçekten önemli katkıda bulunan insanlar mıdır?

Yoksa bu söylem, beceri ya da başarı kıtlığının bir yansıması mıdır?

Sosyal ve kurumsal tecrübelerim bana şunu gösteriyor: Bir kişi işinde, sosyal ve kurumsal ilişkilerinde, sohbetinde her zaman kendisine vurgu yapıyorsa, sürekli yaptıkları ile öğünüyorsa, sürekli geçmişine atıfta bulunuyorsa; o kişi, “itibar kıtlığı” çekiyor demektir.

Harekete geçme ve sonuç alma konusunda cesareti, çabası ve üretme becerisi olmayanlar; bu noktadaki açlığı doyurma niyetiyle böyle bir söylem geliştiriyor.

Çünkü hayat boşluk kabul etmiyor. İnsanın doğasında takdir edilme ihtiyacı var. Adam yerine konmak, ilgi ve saygı görmek; dolayısıyla da bunun tadını çıkarmak istiyor.

Oysa iş yapan, üreten, katkı sağlayan, ve işinde/mesleğinde yetkin olan kişi; bıkmadan usanmadan tekrarlanan ve muhatabı fazlaca yoran bu söylemlere gerek duymuyor.

Kıtlıktan bahis açılınca, kıtlığın daha ileri boyuta ulaştığı bir duruma da değinelim: Karakter kıtlığı

Eskiden vekil çocuklarının ve yakınlarının “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye sağda solda nara attıklarını duyardık. Bu tartışmalar da çoğu zaman “Kendine yer beğen!” tehdidi-tavsiyesi ile biterdi.

Daha sonraki yıllarda terör olaylarına, teröre destek eylemlerine, terörist cenazelerine katılan siyasilerin devletin polisine, askerine “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye çıkışmasına şahit olduk. Bu tartışmalar da “Ben bu milletin vekiliyim!” hatırlatması ile bitiyordu.

Şimdilerde ise devletin bazı yetkilileri, görevini yapan devlet memurlarına “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye kafa tutuyor. Bu had bildiricilerin etkisiyle/çarpıtmasıyla, görevini yapmaya çalışan kamu görevlileri de bir şekilde ya açığa alınıyor ya da görev yeri değiştiriliyor.

Bir kişi işinde, sosyal ve kurumsal ilişkilerinde, sohbetinde, sokakta, trafikte her zaman statüsüne, unvanına, makamına sığınıyorsa; makamını ve unvanını kullanarak işini yapmaya çalışan kamu görevlilerinden, yasaların müsaade ettiği sınırın ötesinde bir ayrıcalık bekliyorsa “karakter kıtlığı” çekiyor demektir.

Oysa bu unvanlar ve makamlar onlara bir “emanet” olarak verildi. Bu nedenle kendisine emanet edilen unvanları ve makamları kişiliğine bağlı bir “hak” olarak görmek, ciddi bir karakter sorunu.

Ne yazık ki itibar kıtlığı çekenlerin kendini gösterme, karakter kıtlığı çekenlerin de kendini koruma çabası; hem kendileri hem de çevresi açısından yıkıcı oluyor. Allah bizi onlardan korusun.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
İsmail ZORBA 26 Aralık 2018 / 13:26

İdris Bey düşünüyorum da hiçbir şeyimiz yok derdik zamanında oysa her şeyimiz vardı. İçimiz insanlarla dolar taşardı. Şimdi her şeyimiz var ama hiçbir şeyimiz yok. Yalnızlığa, içine kapanmaya mahkum edildik. Gençlerin bu hasletleri sadece satıhta yaşamaları hüzünlendiriyor .