Yeni Bir Dönem (II)

Bu haber 01 Eylül 2014 - 3:49 'de eklendi ve 882 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Aynı başlığı taşıyan yazımın ilk bölümünde, 27 Ağustos tarihinde gerçekleştirilen Ak Parti Olağan Kongresindeki gelişmelerin bir kısmını kaleme almıştım.

Dedim ki;
Kongrede delegelerin teveccühüyle Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan olarak seçilmesi kadar dikkat çeken bir önemli ayrıntı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu bağlamdaki son konuşmasıydı.
Erdoğan, oldukça duygusal anların yaşandığı kongrede, “Durmak yok yola devam. Beraber yürüdük biz bu yollarda” diyerek, her ne kadar Cumhurbaşkanı olsa da, Yeni Türkiye’nin geleceği adına, köşkte inzivaya çekilen birisi olmayacağının mesajını vermişti.
Belli ki Yeni Türkiye’nin imar ve inşasında, yine taşın altına elini koyacaktı.
Hele arzuladığı yarı başkanlık sistemi yürürlüğe girerse!
***
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ardından, çiçeği burnunda AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu kürsüye geliyor.
Geçmişten günümüze bu ülkenin çağdaş bir yapıya kavuşması için emeği geçen herkese, özellikle bu uğurda gecesini gündüzüne katan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a “selam olsun” diyerek sözlerine başlamıştı.
Peki Davutoğlu, yaklaşık bir saati geçen sürede daha başka neler söylemişti?
Cumhurbaşkanımızın bize yüklediği sorumluluk bilinciyle gece gündüz çalışacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Bu süreçte uyku bize haramdır.
Belli ki Erdoğan’ın partisi ve başbakanlığı kendisine tevdi etmesiyle, beraberinde zor ve meşakkatli sorumluluklar yüklemişti.
Bu yüzden diyor, mahcup olmamak ve de ülkemizi layık olduğu yere çıkarmak adına varımızı yoğumuzu ortaya kayacağız.
Ardından anlamlı, bir o kadar iddialı bir söz sarfediyor.
AK Partinin en büyük başarısı, milleti tek güç haline getirmesidir. Eşit vatandaşlık hukukunu esas kabul etmesidir.
Zira vicdan ve fikir özgürlüğü bize emanet edildi.
Türkiye’de her türlü özgürlük, AK Partinin teminatı altındadır.
Bu nedenle gerçek demokratikleşme hareketi, ana dilde siyaset, başörtüsüne özgürlük, son yıllarda gerçekleştirildi.
Demokrasi, milli iradenin hayata geçirilmesiyle mümkündür.
Sonra, etrafımızda konuşlanan birçok ülke halkı, mezalimden kaçtığı için Anadolu’ya geliyor. Bu geçmişte böyleydi, günümüzde de böyle.
Bizim tarihimiz, şefkat ve merhamet tarihidir.
Bazıları Davutoğlu’nun bu sözlerinden bazılarını abartılı bulabilir.
Özde ne söylediğini baktığımızda, çok da karşı çıkılmaz.
***
Kongreye katılan delegelerin tamamının oyunu almasıyla daha bir güven içinde olan Davutoğlu, artık coşmuştu.
Her alanda çok şeylerin üstesinden geldiklerini bir bir sıralıyordu.
Türkiye’nin, Kıbrıs Adası, Nato ve IMF ilişkilerinde bugün gelinen noktayı hükümetimiz karar vermiştir.
Ve geleceğe yöneliyor.
Bugüne kadar olduğu gibi yeni dönemde de devlet ve hükümet milletin emrinde olacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Şimdi ülkemizin önünün daha da açılması için yeni bir Anayasa’ya ihtiyacımız var.
Bu nedenle önümüzdeki 2015 yılında yapılacak genel seçimde partimiz, Anayasayı değiştirecek çoğunluğa sahip olacaktır.
Davutoğlu coştu derken, vurgulamak istediğim noktalar bunlardı.
Önümüzdeki seçimde Anayasayı değiştirecek oy oranına sahip olacağız demek, çok iddialı bir sözdü. Bunun gerçekleşmesi için TBMM’nin 3/2 çoğunluğu gerekiyordu.
Peki, üstesinden gelebilirler mi?
Bunun kararını verecek olan tek merci halktır.
***
Davutoğlu bu defa sözü, Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık ilişkilerine getiriyor
Hiçbir zaman aramızda ihtilaf çıkmayacaktır. Zira ortada tarihinde ilk defa seçilmiş bir cumhurbaşkanı ve başbakan var.
Birlikte devletin, ilişkin olarak bürokrasinin restorasyonunu gerçekleştireceğiz.
Aslında birlikte sözü, birçok kesim tarafından şüpheyle bakılıyor.
Onlara göre ortada Turgut Özal –Yıldırım Akbulut örneği vardı.
Bu konuda şimdiden bir şey söylemek, her iki makama haksızlık etmek demektir. Zira en doğrusunu zaman gösterecektir.
Kaldı ki, cumhurbaşkanlığı makamı ile başbakanlığın uyum içerisinde çalışma sergilemeleri, Davutoğlu’nun emanetçi olduğunu göstermez.
Dedim ya her şey zamana endeksli.
***
Konuşmasını sürdüren Başbakan Ahmet Davutoğlu;
Paralel devlet yapısı denen olgu, Fetret isteyen bir yapıdır.
Bunlar iş adamları, sanatçılar ve siyasiler başta olmak üzere birçok kesimi, yasal olmadığı halde dinlediler.
27 Mayıs mantığını bir kez daha kimse göremeyecek.
Bir daha devlet otoritesinin zedelenmesine, yargının hiçbir otoritenin altına girmesine asla izin vermeyeceğiz. Zira yargının bağımsızlığı esastır.
Bürokraside aranan tek nitelik ehliyettir, liyakattir.
Biz bir vefa ve sadakat hareketiyiz. Milletin ve tüyü bitmemiş yetiminin hakkına uzanan eli, kardeşimizde olsa kırarız.
Her halde halkın bundan daha önemli beklentisi olamazdı.
Adaletin olmadığı bir ülkede siz, ne demokrasiden ne de hukuktan dem vurabilirsiniz.
Bu nedenle Cumhurbaşkanı ve başbakanın altını çizdikleri yeni Türkiye’den beklenen, her alanda hukukun esas kılınmasıdır.
***
Davutoğlu konuşmasının sonuna doğru yeni Türkiye adına sosyo-ekonomik hedeflerin altını çiziyor.
Bundan önceki AK Parti döneminde birinci ekonomik sıçramayı yaşadık.
Bu defa, ülkenin ihtiyaçlarını daha bir cevap veren rasyonel ekonomik politikaya yöneleceğiz.
İlişkin olarak insan kaynağı ve katma değeri artırmak zorundayız.
Ülkemiz Coğrafyası, dünyanın en mutena Coğrafyası olduğu için her enerji koridoru Anadolu’dan geçer.
Mutlaka tarım reformunu gerçekleştireceğiz.
Makroekonomiyi sağlarken, reel sektöre değer vereceğiz.
Enerji açığımızı Coğrafyamız ve teknik imkanlarla aşacağız.
Dış politikamız, insan esaslarına dayalı Ankara merkezli olacaktır. Şu anda 222 dış temsilciliklerle dünyada en fazla temsil edilen 7.büyük ülkeyiz.
Türkiye’nin AB hedefi stratejiktir ve kararlılıkla yürütülecektir.
Al bayrağımızı dalgalandıracağız. Hiçbir mevziden geri çekilmeyeceğiz.
Türkiye mazlum ülkeler için her derde devadır.
Artık milletimiz ayağa kalkmıştır. Hiç kimse geri döndüremeyecektir.
Hedef, bağımsız Türkiye’dir.
Hedef, millet iradesine dayanan Türkiye’dir.
Hedef, dünyaya açılan Türkiye’dir
Hedef, Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’sidir.
Sonuçta Türkiye bizimdir. Asıl olan da Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun hedef olarak belirttiği hususların gerçekleşmesidir.
Bizlere düşen bekleyip görmektir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.