Yemekler İyi Çıkmıyor!

Bu haber 11 Aralık 2015 - 23:13 'de eklendi ve 1.210 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Skandal haber basınımızda böyle yer aldı;

Zehirlenme nedeni kolibasili

Kasım ayının ilk haftasında okullara ve işyerlerine yemek servisi yapan bir firma tarafından hazırlanan yemekten zehirlenen çoğunluğu öğrenci 157 kişi zehirlenmişti.

O günlerde hastanedeydim. Akşam saatleriydi. Ambulansların biri gelip biri gidiyordu. Ambulanslar ve aileler Datça’dan, Ula’nın Gölcük, Karabörtlen Mahallelerinden, Kavaklıdere’den, Yatağan’dan Acil’e çocuk yaşta öğrencileri taşıyordu.

Bayır’dan bir süper market deposunda çalışanlardan ve il merkezinden bazı iş yerlerinden de zehirlenip gelenler vardı.

Yedikleri salatada kolibasili varmış. O güne kadar hiç duymamıştım!

 

xx           xx           xx

Zehirlenmenin yaşandığı gün Acil’e gelen meslektaşlarım yemek firmasının Bayır’da olduğunu söylemişlerdi.

Birkaç sene önce yine Bayır’dan okullara hizmet veren bir yemek firması, öğrenciler için ürettiği yemeklere et yerine soya kattığı anlaşılınca kapatılmıştı. Sanıyorum o zaman Milli Eğitim’de soruşturma geçirenlerde olmuştu.

Aklıma bu olay geldiğinden arkadaşlarımı, “Bakın bakalım bu firmanın o firma ile ilişkisi var mı?” diye uyarmıştım.

Sanırım arkadaşlarımın bu yönde bir araştırmaları olmadı. Olsaydı, “Zehirlenme nedeni kolibasili” başlıklı haberde bu yönde bir bilgi yer alırdı. Belki de araştırmışlardır da iki firma arasında bir ilişkiye rastlamamışlardır!

 

xx           xx           xx

Bu zehirlenme olayı bu köşemim konusu olmayabilirdi de…

Geçen hafta iki meslektaşım ziyaretime geldi. Yatağan Demeç Gazetesi’nden olan zehirlenme olayı ile ilgili “Ben zehirlenmenin salatadan olduğunu sanmıyorum.” dedi.

Nereden biliyorsun?” diye sordum. Bir süpermarketin Bayır’daki deposunda çalışanların içinde yakınları bulunduğunu, onlardan salata yemeden zehirlenenler olduğunu duyduğunu söyledi.

Kuşku duydum…

 

xx           xx           xx

Zehirlenme nedeni kolibasili” başlıklı habere göre, 157 kişinin kolibasilinden zehirlendiği laboratuvar ortamında belirlenmiş. Firma tarafından hazırlanan ve o günün menüsü olan bulgur pilavı, salata ve etli patatesten örnekler alınmış. Alınan örnekler içinde Kolibasili salatada bulunmuş. Doğrusu ben bayat et olasılığını düşünmüştüm.

Kolibasili şaşırttı…

Olayın hemen ardından soruşturma başlattıklarını belirten Muğla Valisi Amir Çiçek, konunun yargıya taşındığını belirtmiş. Vali Çiçek gazetecilere şunları söylemiş;

Okullara yemek temin eden fabrikadan alınan numunelerde, söz konusu gün verilen salatada kolibasili tespit edildi. Fabrikaya 4 gün kapatma cezası verildi. Ayrıca firma hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Gerekirse, yargı kararının sonucuna göre ihale de iptal edilebilir. İnsan sağlığı her şeyin üstündedir

 

xx           xx           xx

Gerçekten de insan sağlığı her şeyin üstünde. Hele bu insan birde çocuksa…

Her ne olursa olsun, bir tek insanın dahi zehirlenmesine neden olan bir yemek firması hemen kapatılmalıdır.

Kapatma ve hatta o işi yapmaktan men için birkaç kişinin ölmesi mi gerekiyor!

Salatasında kolibasili olan yemek fabrikası 4 gün kapatılmış.

Neden?

Zehirlenmeye neden olduğu için!

Anlamakta zorluk çekiyorum. Muhtemelen bunlar “taşımalı eğitim öğrencisi” çocuklar…

Böyle olduklarına göre, bu çocuklar 4 gün aç mı kaldılar? Firma 4 gün üretim yapmadığı için bir daha zehirlenme olmayacak mı?

Soru çok… O gün salata yemediği halde zehirlenen var mı? Varsa o laboratuvarı da denetlemekte yarar var!

 

xx           xx           xx

Vali Amir Çiçek’in şu sözü de dikkatimi çok çekti;

“Gerekirse, yargı kararının sonucuna göre ihale de iptal edilebilir.”

Gerekirse ne demek?

Hangi durumda gerekir, hangi durumda gerekmez?

Yargı kararı sonucuna göre ihale iptali”ni de anlayabilmiş değilim.

Ortada bir zehirlenme var mı, var… Devletin resmi kurumu ile yemek firması arasında bir ihale ve sözleşme var mı, var. O sözleşmeyi fesih edersin olur biter…

 

xx           xx           xx

Yine Kasım ayında Muğla Araştırma Hastanesi’nde “yemek kavgası” vardı. Hastane personelinin bir kısmı yemeklerin iyi çıkmadığından şikayet ederek, boykot gerçekleştirmişti.

Ben tabi o zamanda hastanedeydim. Bulaşmadım… (!)

Benim “hapishaneciliğim” kadar “hastaneciliğim” de var… Bu hastanenin eski halini de bilirim. Yemek kazanlarla koridorlara getirilir, bakır kaplarla koğuşlara dağıtılırdı. Evi burada olanların evinden yemek gelirdi. Hemşireler kendileri pişirip kendileri yerlerdi… Hijyeni hiç arama

Şimdi Allah için poliklinikte kuyruk var, hala randevulu durumlar da var, ama hastanenin fiziki koşullarına rağmen hijyen üst seviyede. Tuvaletler her gün yıkanıyor, günde iki kere pas pas yapılıyor, istediğiniz an çarşaf, pike değiştiriliyor…

Ama yemekler iyi çıkmıyor!

 

xx           xx           xx

Yemeklerin iyi çıkmadığını SES (Sağlık Emekçileri Sendikası) üyeleri iddia etti.

Haksızlık yaptılar diyemem. Aynı günlerde bizim bölümde de imza toplayan hastalarda vardı. İmzalar nereye verildi, ne oldu onu da bilmiyorum…

Bu konularda belli periyotlarla anket yapılmasında yarar var.

Doğrusunu söylemek gerekirse o günlerde o boykota katılmadığı halde yemekten şikayet eden personel az da değildi!

Tabi boykot yapmadan bir çözüm bulunabilirdi. Mesela benim o basına dağıtılan kadayıf üzeri böcek fotoğrafına aklım ermiyor. O kadayıfı dağıtan kör mü, üzerindeki böceği görüp atmasın…

 

xx           xx           xx

Mutfaklarını görmedim, ama ben hijyenle ilgili bir problem olduğunu sanmıyorum. Yemekler hastaların önüne kapalı kaplar içinde geliyor. Ekmek ayrı, çatal kaşık ayrı paketlenmiş. Su da öyle. Menü de güzel, et kavurması, baklava bile çıkıyor.

Tabi alışık olmadığınız ve tatsız tuzsuz yemekte çıktığı oluyor. Mesela içi naneli mercimekte çıkabiliyor. Yerseniz… Ben yemiyorum, o zaman evden geliyor.

Hastane bahçesinde yapılan o eylem işe yaradı mı bilmiyorum. Boykotun arkası gelmediğine göre yaramış olmalı. Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Dr. Rıza Murat Himoğlu da yemek hizmeti satın aldıkları firmaya ihale sözleşmesi gereği “para kesintisi” uyguladıklarını söyledi.

 

xx           xx           xx

Görünen o ki bu yemek hizmeti alımında Muğla’da sorunlar var.

İhale ve sözleşmeler önemli. Dr. Himoğlu’nun “caydırıcılık” için iyi bir uygulama olabilir, ama zehirlenme olayı insanı düşündürüyor.

Öncelikle yemek ihaleleri en ucuz fiyat verene verilmemeli…

Benim asıl merakım, 157 kişinin zehirlenmesine neden olan firma, 4 gün kapatma ile yoluna devam ederse ve zehirlenme olayı tekrar ederse sorumlu kim olur?

Neyse ki Allah’tan ölen olmadı. İnşallah bundan sonrada olmaz…

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.