Yazmak Bir Arayıştır

Bu haber 25 Temmuz 2018 - 2:55 'de eklendi ve 799 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

 

Hamle Gazetesi’ndeki köşe yazılarıma 27 Temmuz 2017’de “Okur-yazar olarak bilinmeyi tercih ederim.” diyerek başlamıştım. Okur-yazar olmak; yaşam boyunca bir ihtiyaç ve keyifli bir uğraşı olarak okumak ve yazmak…

Ve bir yıl geride kaldı. Bir yılın sonunda şunları söyleyebilirim:

Öncelikle haftada bir gün yazmanın bu kadar sıkı bir disiplin gerektirdiğini hiç tahmin etmemiştim. Çünkü okur-yazar olmanın ilk adımı, iyi bir okuyucu olabilmek. “Dolmadan taşmaz.” kuralı gereğince düzenli olarak okumayı da ihmal etmemeye çalışıyorum. Kitaplar benim öğretmenim. Yazılarımda beğendiğim kitaplara atıfta bulunmayı seviyorum.

Çevreyi ve insanları gözlemlemeye çalışıyorum. Sürekli notlar alıyorum. Çantam, kitapların arka sayfaları ve çalışma masam aldığım notlarla dolu. Ama el yazım giderek çirkinleşiyor, işte bu hoşuma gitmiyor.

Fırından tezgaha, tezgahtan servise…

Aldığım notlar öncelikle “fırın” adını verdiğim klasörde birikmeye başlıyor. Zamanla aklıma gelenleri hemen ilgili yazıya ekliyorum. Belirli bir kıvama geldiğinde, piştiğinde demlenmesi ve dinlenmesi için “tezgah”a alıyorum. Kitaplarıma ve yazılarıma her gün elim değiyor.

Yazılarımı gazeteye göndermeden önce mutlaka eşime okutuyorum. Ayrıntılar ve küçük hatalar onun gözünden kaçmıyor. Gazeteye gönderdiğim yazılarımı da bir gün kitaplaştırmak üzere “servis” klasöründe saklıyorum.

Suya sabuna dokunur yazılarda değerli meslektaşlarım Levent ve Haydar ilk okuyucularım oluyor. Bülent Yılmaz ve İsmail Zorba hocalarımın yorumları beni motive ediyor.

Yazmak, belgelemektir.

Niçin yazıyorum? Bacon’un “Okumak insanı olgunlaştırır, konuşmak ustalaştırır. Yazmak ise daha somut bir bilgi sağlar.” sözüyle ifade ettiği gibi duygularımı, düşüncelerimi depolamak ve bilgilerimi olgunlaştırmak için yazıyorum.

Paylaşmak için yazıyorum. Yaşamda insanı en mutlu eden şeyin paylaşmak olduğuna, tutulan ve saklanan sırların zamanla ağırlaşan bir yük olduğuna inananlardanım.

Medenî olmanın şartının, bulunduğu ortama katkı sağlamak olduğuna inanıyorum. Bu nedenle bildiklerimi, okuduklarımı, gözlemlediklerimi paylaşarak yaşadığım dünyaya bir katkıda bulunmak için yazıyorum.

Ve en önemlisi okuma konusunda belirli bir disiplini sağlayabilmek için yazıyorum.

Kısa yazmak zormuş.

Yazılarım hâlâ 4000 karakterin altına düşemedi. Biliyorum, bir köşe yazısı için biraz uzun.

Yazılarımı teoriye girmeden ve uzmanlık gerektiren kavramlar kullanmadan, her okuyucunun anlayabileceği ve kendisinden bir şeyler bulabileceği bir dille yazmaya çalışıyorum. Sözü fazla dolandırmadan, okuyucuyu yormadan hemen anlaşılmak istiyorum.

Yazarken kimseye öykünmüyorum. Kimseyi taklit etmiyorum. Bildiğim gibi yazıyorum.

Okuyucuyu bilgi bombardımanına tutup yazıdan koparmamaya dikkat ediyorum. Bir eğitimci olarak insanların gönlüne ve hislerine dokunmak gayretindeyim.

Bazen okuyucularım arayarak veya mesaj göndererek “Şunu da yazsaydın.” gibi öneriler getiriyor. Bazı şeyleri okuyucunun fark etmesi, yazının üzerine söyleyecek sözü olması gerektiğine inanıyorum. Duygulandırmak, düşündürmek, hissettirmek kadar okuyucuya sezdirmek de lazım.

Her yazma denemesi bir arayıştır.

Yapılan her işin bir amacı vardır. Başkalarına ders vermek için değil, kendimi disipline edebilmek için yazıyorum. Ve okudukça daha çok okumak, yazdıkça daha çok yazmam gerektiğini fark ediyorum.

Yazar Ömer Sevinçgül, “Yazmak, yaşamak içindir.” diyor. Her yazma denemesi bir arayış… Çoğu kez kendimi yazıyorum. Nasihatim, eleştirim öncelikle kendime…

Ve kendime şunu söylüyorum: Okumaktan ve yazmaktan vazgeçme! Bunu yaparken de takdire kanma, eleştiriye sırtını dönme, tahkire yanma, gerçekten ayrılma ve teşekkürü de unutma!

Bir yıl boyunca yazılarımı okuyan, mesaj yollayan, yorum yazan herkese ve Hamle Gazetesi’ne çok teşekkür ederim.

Okuyarak, yazarak ve sağlıkla nice yıllara inşallah…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Akif Yıldırım 25 Temmuz 2018 / 19:12

Rabbim kalemine zeval vermesin İdris hocam. Yüreğine sağlık.

ISMAIL zorba 25 Temmuz 2018 / 21:00

“Bunu yaparken de takdire kanma, eleştiriye sırtını dönme, tahkire yanma, gerçekten ayrılma ve teşekkürü de unutma!” Daha ne diyelim İdris Bey bizler sonlara yaklaşırken size yeni heyecanlarınızda, yeni kalem denemelerde güzel nefesler. Ve de teşekkürler.